Ali Şeriati’nin duaya bakışını değiştiren ve geliştiren doktor, yazar ve dert edinen adam; Alexis Carrel.
Kitap bir çırpıda okunacak ebatta sahip ama içerik bir çırpıda geçilecek gibi değil. Dili oldukça sade ve gereksiz sözcüklerden arınılmış bir yalınlıkta. Anlattıklarına aşina olup kendimize mi yabancıyız yoksa bir başkasının hatırlatması mı sarsar bilemiyorum. Çünkü çok tanıdık şeyler var. Hadis diye okuduklarımız, ayetlerde yaşamamız istenilen idrakler var. Samimiyet, süreklilik, inanç var. Hakikat yolunu dert edinenlerin ortak paydaları var.
“Dua ile insan Allah’a ulaşır ve Allah onun kalbine girer.”
“Hadiselerin meydana gelmesi için hastanın bizzat dua etmesine lüzum yoktur. Henüz konuşmasını bilmeyen küçük çocuklar ve Allah’a inanmayanlar bile iyi olmuşlardır. Fakat onların yanında biri dua ediyordu. Başkası için yapılan dua, bizzat yapılan duadan daima çok daha verimlidir.“
Alıntıları hadisleri aklımıza getiriyor.
Bir yandan da şöyle bir şey var. Dua her insanın ihtiyacıdır ve herkesin Tanrı inancı ya var ya da yoktur. Bir varoluşu inkar ile düşünce beyan eden de var, varoluşunu yaratanı anlamak için kendini anlamaya ve anlatmaya çalışarak anlatmaya gayret eden de. Öğretiler evrenseldir, şaşırmak yersiz oluyor açıların içinden pencereler açtıkça.
Duaya bakış açısı darlıkta hatırlatılan genişlikte unutulan olmasıyla da kaynaklıdır. Bu kur’an öğretisinde var. Çünkü insan nankördür ve kibirlidir.
Duayı insan hayatından koparan nedir?
Ego!
Ayetlerde buna dair;
“İnsana bir sıkıntı dokununca, yatarken, otururken veya ayaktayken bize dua eder; fakat Biz onun sıkıntısını giderince de karşılaştığı sıkıntıdan ötürü sanki Bize hiç dua etmemiş gibi davranmaya devam eder. İşte Müsriflere, yaptıkları şey böyle cazip gösterilmiştir.”
Yunus Suresi 12.ayet