biz göçmen kuşlar gibi. İş işten geçince, apansız yellerin önüne katılıp konuyoruz aldırmaz gülün üstüne. Aynı anda biliyoruz çiçeklenmeyi ve solmayı.
Bir yerde aslanlar dolaşıyor daha, bilmeden, aslan oldukları süre, güçsüzlük nedir.
Kimden bize hayır var? Ne melekten, ne insandan, ne de bilmiş hayvanların gözünden kaçıyor bizim pek güvenilir olmadığımız imlenen dünyada. Belki de bize kalan yamaçta bir ağaçtır, hergün onu yeniden görelim diye, dünkü sokaktır belki, ya da kötü büyütülmüş bağlılığıdır bir alışkanlığın, hoşlanmıştır yanımızda olmaktan, gitmemiştir, kalmıştır.
Evet, bizim ödevimiz bu gidici, dayanıksız yeryüzünü öyle derin, öyle acıyla, tutkuyla kavramak ki onun özü 'görünmez olarak' bizde yeniden dirilsin. Bizler 'görünmez'in arılarıyız.
Çılgın gibi topluyoruz görünür'ün balını. Görünmez'in büyük altın kovanında biriktirip saklamak için.
Ah kimden,
kimden bize hayır var?
Ne melekten, ne insandan, ne de bilmiş hayvanların gözünden kaçıyor
bizim pek güvenilir olmadığımız
imlenen dünyada.
Belki de bize kalan
yamaçta bir ağaçtır,
her gün onu yeniden görelim diye,
dünkü sokaktır belki,
ya da kötü büyütülmüş bağlılığıdır bir alışkanlığın,
hoşlanmıştır yanımızda olmaktan, gitmemiştir, kalmıştır.
...
Daha mı kolaydır sevenler için?
Ah! Onlar da bahtlarını birbirleriyle örterler, o kadar.