Pişmanlık dünyada en işe yaramayan şeydir. İnsan her şeyi geriye çağırıp, onu düzeltemez, öyle olmuş olsaydı, hepimiz ermiş veya aziz olurduk.
Hayat bizden mükemmellik bekliyor. Kusursuz olanlar müzeye yakışır.
Kadın, içerken başını arkaya götürdüğünden saçları omuzlarının üzerine düşmüştü, şu anda içmenin sembolü gibiydi. Bütün hareketlerini, benliğini o işe vererek yapıyordu. Bu şekilde orada yatan kadın sadece câzibe değil ayni zamanda da tehlike yaratıyordu. İşte böyle kadınlar, içtikleri zaman sadece içki, sevdikleri zaman da sadece aşk, ümitsizliğe düştükleri zaman sade ümitsizlik, unuttukları zamanda da unutmak masdarı olabilirlerdi.
İnsanlık tarihi kan ve göz yaşlarıyla yazılmış ve kanlı geçmişin binlerce kanlı heykelleri arasında yalnız bir kaç tanesinin başında iyilik hâlesi görünüyor. Yalancılar, kralları öldüren câniler, benciller, kılıçla dinlerine inandırmak isteyen taassuplu peygamberler... Her zaman aynı şey olmuş ve yine sabırlı milletler birbirlerini boş sebepler için harbe sürüklemekten, boş yere öldürmekten çekinmiyorlardı, bunun sonu yoktu.