Remarque'ın 1945 yılında, Amerika'da sürgündeyken kaleme aldığı ve "Doğu Cephesinde Yeni Bir Şey Yok"tan sonra en çok satan romanı. Birkaç kere de sinemaya uyarlanmış.
Roman, Ravic isimli sürgündeki bir Alman cerrahın 2. Dünya Savaşı'nın hemen öncesinde, Paris'te yaşadığı kaçak hayatı anlatıyor. Görüşleri nedeniyle Almanya'nın kara listeye aldığı ve yoğun işkenceler sonrası bir toplama kampına tıktığı bu vatandaşı, kamptan kaçıp kendini saklayacak bir ülke bulmaya çalışır. Almanya, kendi vatanı, onun için en büyük tehlikedir artık; gittiği diğer tüm ülkelerde de evrakları olmadığı için defalarca sınır dışı edilmiştir. Paris, büyük savaş öncesi son sığınağıdır. Defalarca yakalanıp sınır dışı edildiği, ama bir yolunu bulup tekrar girdiği bu şehirde yeteneksiz iki Fransız cerrah adına gizli ameliyatlar yaparak geçinirken hem geçmişinin kara gölgesinden kurtulmak, hem de fazla hayal kurmadan sadece gününü yaşamak ister. Karşısına çıkan bir genç kadın, Joan, onun geçmişi ile yüzleşmesini ve hesaplaşmak için gerekli cesareti kazanmasını sağlar.
Remarque'ın bu romanı klasik bir "bestseller", içinde tutku, aşk, heyecan, intikam var. Bu tarz kitapları sevenlere daha çok hitap edecektir.
Savaş ve soykırım dönemlerinde yaşananları anlatan birçok eser yayınlandı zamanımıza değin, konu bizler için artık çok tanıdık. Bu yüzden roman da yavan bir tat bırakıyor. Ancak romanın erken dönemde, savaşın hemen bitiminde 1945'te yayınlandığı ve yazarın yaşamından kesitleri içerdiğini de unutmamamız lazım. Savaşın yarattığı yıkımları, oradan oraya sürüklenen insanların çaresizlikleri ve acılarını, soykırım dehşetini Remarque gibi birkaç kalem sayesinde duydu dünya...
Remarque, tam da kitaptaki kahramanı Ravic gibi, görüşlerinden dolayı vatanı Almanya'dan kaçmak zorunda kalmış ve yaşamının