Direniş ve Soykırım

Endülüs

Lütfi Şeyban
Ol mahiler ki derya içredür deryayı bilmezler.
Sayfa 451·Kitabı okudu
İspanya kralının Cezayir'i alacağına dair tehdidine Kara Hasan Reis'in cevabı:
"Ey ebedi mel'un ve sermedî hınzır İspanya kralı sensin ki, namen geldi. İmdi, ün ile laf ile ben adama Cezayir'i vermem ve senin gibi kelpten dahi pervam yoktur, elinden geleni ardına koma! Eğer sen üstün kuvvetinle mağrurlanırsan, ben dahi kainatı yoktan var eden Allah Azimüşşana güvenirim. Hem bilesin ki, az asker ile çok askeri bozmak, gizlileri ve sırları bilen Cenab-ı Hak Hazretlerinin ezeli adetidir. Kafirler ile karşılaşıp cenk-ü cidal ve harb-ü kıtal eylemek İslam'ın şeref ve iftiharıdır ve Allah katında yüce derecelere erilişmesine sebeptir... "
Sayfa 296 - muhit·Kitabı okudu
Tarih
Reklam
Bölünmüş Endülüs Müslümanlarına karşı burada başarı sağlanınca, bunun vermiş olduğu cesaretle Avrupa ülkeleri Orta Doğu-Türk İslam dünyasına karşı sistematik şekilde Haçlı seferleri başlattılar (488/1095). Papalık İspanya Hristiyanlarına doğuya yapılan seferlere katılmayı yasak etti. Çünkü onlar Endülüs'ü Müslümanlardan arındırmalıydılar.
Sayfa 78 - Muhit Kitap·Kitabı okudu
Alıntı
Ortaçağlar boyunca Avrupa toplumları, aynı çağların İslam-Türk topluluklarının erişmiş oldukları yüksek medeni düzeye oranla genelde zor ve kötü hayat şartları altında kalmıştır.Siyasi bölünmüşlük, cehalet, anarşi, geri kalmışlık, fahişelik, toplumsal kargaşa ve adaletsizlikler yaygınlaşmış, uzun süren iç ve dış savaşlar bu durumun hem sebebi ve hem de sonucu olmuştur.
Sayfa 43 - Muhit Kitap·Kitabı okudu
Alıntı
Yazar Wells, kitabın "Ortaçağlar" ile ilgili kısmında, başta papa ve zengin Avrupalı elitlerin sayesinde kadınların nasıl fahişeliğe sürüklendiklerini ve bundan kimlerin ne gibi çıkarlar sağladığını, kısaca Müslüman kadınların birer hanımefendi olarak yaşadıkları çağda Avrupalı pek çok kadının nasıl sefalet ve fuhuş bataklığında insanlık dışı bir yaşama mahkum olduğunu gözler önüne seriyor.
Sayfa 44 - Muhit Kitap·Kitabı okudu
Alıntı
Bazı ticari gemi sahipleri, taşıdıkları her insan başına İspanya devletinden belli miktarda bir ücret alyordu. İspanyol tarihçi Rodrigo de Zayas'dan öğrendiğimize göre bu İtalyan-İspanyol tüccarlar, kıyıda gemilerini Müdeccenler ile doldurup denize açılıyorlar, kıyıdan görülmeyecek bir mesafeye geldiklerinde ise bütün Müdeccenleri/Müslümanları denize döküyor ve gemiyi tekrar doldurup daha fazla para kazanabilmek için hızla geriye İspanya kıyısına dönüyorlardı. Yeniden binlerce Müdecceni gemilerine dolduruyor ve denize açılıp aynı vahşeti, katliamı yeniden yapıyorlardı.
Sayfa 144 - Muhit Kitap·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam
Reklam