Mehtap Altan’dan “ ES” ( Edebiyat Söyleşileri) adlı kitabı okudum. Bu kitap bana #oğuzhansaygılı #kitapşuuru kampanyasından gönderdi, kendilerine teşekkür ediyorum, sevdiğim tarzda, edebiyat sohbetlerinin olduğu, keyifli bir kitapla tanıştırdıkları için.
Yazarın kısa biyografisi ile başlıyor, yazdığı ön sözle ve 38 edebiyatçı ile yapılan, röportaj, edebiyat söyleşilerini içeriyor. Sonunda ise kendisine destek olan şair Yıldırım Uzun’a teşekkür ediyor. Arka kapak yazısı ise Mario Levi imzalı.
Her bölüme / röportaja, makale gibi çok hoş, edebi, dikkat çekici başlıklar atılmış. Yazar her röportajın sonunda çok şık cümlelerle konuştuğu edebiyatçıya teşekkür etmiş, bir edebiyat söyleşisine yakışır biçimde; “Sayın İmdat Avşar, Bozkırın yüreğinde yaşamın gölgesine güneş yağdıran adam… Söyleşide ki edebi zenginliğe teşekkür ediyorum…” “ Sayın Nazlı Eray, rüyaların, gerçeğin ve anıların kıyılarında bir nar ağacı molasıydı sanki sohbetimiz. Teşekkür ediyorum…” gibi. ( kısa diye bunları seçtim )
Sorular çok güzel hazırlanmış. Bunu söylerken içerik açısından değişik, sorulmamış sorular değil, ama sıradan anket soruları gibi de değil. Her bir soru için emek harcanmış, özenle hazırlanmış, duygusal betimlemelerle dolu, edebi söyleşiye yakışır sorular: “ Öyküler, hayatın gamzelerine naftalin kokulu düşler saklayıp; kurgu ile gerçeğin sobelediği ninnilere birlikte uyanma manifestosudur! İşte bu öyküler bazen bir anne yaşmağında, bazen bir babanın öksüz gölgesinde, bazen de ahşapları sabun kokan bir konağın hüzünlü tablosunda dillenir. Bize öykünün hayatın rahatından çıkış anını anlatmanızı istesek. Öykünün göbek bağını kim ya da ne keser?” , “ Sizinle ilgili ilk ayrıntı binlerce askerin donarak öldüğü Sarıkamış’ta doğmuş olmanız. O toprakların yanan karlarında harman olan yüreğiniz