Eskimeyen Hikâyeler

·
Okunma
·
Beğeni
·
13
Gösterim
Adı:
Eskimeyen Hikâyeler
Baskı tarihi:
18 Nisan 2015
Sayfa sayısı:
168
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055623104
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ensar Neşriyat
Gül Kurusu, Bardağı Taşırmadı Yirmi kişilik bir cemaat vardı. Hepsi aynı kaynaktan feyiz alıyordu. Pek incelmiş pek zarifleşmiş bulunuyorlardı. Bunlar hep birlikte meclislerinin üzerine titriyorlardı. Bir yenisi gelir de acaba ahengimizi bozar mı? diye çok korkuyorlardı. Bunun için kendi huzurlu dünyalarında yaşayan bu yirmi kişinin hallerine imrenen nice kimseler, bunların aralarına katılmak için can atıyorlardı. Fakat bunlar, onları reddediyorlardı. Nihayet bir gün bir davetsiz misafir ansızın içeri giriverdi. Hiç kimse ona karşı kaba davranmaya cesaret edemedi. Ona, hadi geldiğin yere git, diyemediler. Ancak içinde bulundukları incelik ve nezakete uygun olarak birisi kalktı, bir bardağı lebaleb su ile doldurdu ve onu oturdukları odadaki masasının üzerine koydu. Bunun mânâsı, bizim nisabımız tamamdır. Biz artık bir şahsı daha kabul edemeyeceğiz, demekti. Gelen şahıs o kişiler kadar inceldiğini göstermek için cebinden bir gül kurusu çıkardı, su dolu bardağın üzerine koydu ve gül kurusu bardağı taşırmadı. Yirmi kişi tebessüm ettiler ve sen böyle olduktan sonra kabulümüzsün anlamında başlarını salladılar.
168 syf.
·2 günde·Beğendi·7/10
Yazarın deyimiyle kendisinin ve birçok okuyucunun çocukluğundan itibaren dinlediği ve etkilendiği hikayelerin yer aldığı bir kitap.

" Eskimeyen Hikayeler " de yazar hikayeleri okuyucuya anlatırken gerek ayet ve gerekse hadislerle takviye etmiş,kendi yorumuyla da hikayenin vermek istediği mesajı vurgulamış.

Bir solukta okunacak cinsten bu kitabı tavsiye eder, iyi okumalar dilerim.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Eskimeyen Hikâyeler
Baskı tarihi:
18 Nisan 2015
Sayfa sayısı:
168
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055623104
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ensar Neşriyat
Gül Kurusu, Bardağı Taşırmadı Yirmi kişilik bir cemaat vardı. Hepsi aynı kaynaktan feyiz alıyordu. Pek incelmiş pek zarifleşmiş bulunuyorlardı. Bunlar hep birlikte meclislerinin üzerine titriyorlardı. Bir yenisi gelir de acaba ahengimizi bozar mı? diye çok korkuyorlardı. Bunun için kendi huzurlu dünyalarında yaşayan bu yirmi kişinin hallerine imrenen nice kimseler, bunların aralarına katılmak için can atıyorlardı. Fakat bunlar, onları reddediyorlardı. Nihayet bir gün bir davetsiz misafir ansızın içeri giriverdi. Hiç kimse ona karşı kaba davranmaya cesaret edemedi. Ona, hadi geldiğin yere git, diyemediler. Ancak içinde bulundukları incelik ve nezakete uygun olarak birisi kalktı, bir bardağı lebaleb su ile doldurdu ve onu oturdukları odadaki masasının üzerine koydu. Bunun mânâsı, bizim nisabımız tamamdır. Biz artık bir şahsı daha kabul edemeyeceğiz, demekti. Gelen şahıs o kişiler kadar inceldiğini göstermek için cebinden bir gül kurusu çıkardı, su dolu bardağın üzerine koydu ve gül kurusu bardağı taşırmadı. Yirmi kişi tebessüm ettiler ve sen böyle olduktan sonra kabulümüzsün anlamında başlarını salladılar.

Kitabı okuyanlar 1 okur

  • Ekrem Özkara

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%100 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0