Kitapla @birkutukitapcom sayesinde tanıştım. Bosna dan koparılan Luka hic bilmediği bir coğrafyaya getirilerek, ismi, benliği, dini her şeyi baştan aşağıya değiştirilerek sorgusuz sualsiz Osmanlı öğretilerini benimsemiş bir yeniçeri yapılmıştır artık. İsmi de İbrahim'dir. Yalnız ben kitaba çok baglanamadim. Altını çizdiğim, alıntıladığım cümleler oldu ama çok kopukluklar yaşadığım sayfalar da oldu. Buna en büyük etken sanırım yazı tipi, bu beni çok sıktı. Ayrıca hoşuma gitmeyen tarzda düşünceler de vardı. Çok bağlanamadım.
Ne sevdim ne sevmedim diyebilirim. Osmanlı'da devşirme yoluyla yeniçeri olan bir adamın hayat hikayesi anlatılıyor. Kimi zaman sürükleyici kimi zaman sıkıcı bir kitaptı. Öğütlerin ve cinlerle ölümden çok sık bahsetmesi beni biraz sıktı açıkcası. Kitap beni olumsuz etkiledi diyebilirim psikolojik olarak. İlk defa bu kadar ağır bir kitap okudum.
Kitabın konusu ve ismi ilgimi çekmişti ama anlatılanlar karakterin ne olduğunu anlaşılamaması ve olay örgüsünün olmaması beni çok sıktı zorladım 86. Sayfaya kadar okuyabildim
Kitap Luka'nın devşirme sistemi sebebiyle köyünden, ailesinden koparılmasını, sürecin nasıl işlediğini, sünnet oluşunu, ardından İbrahim adını alışını, yerleştirildiği ailede demircilik mesleğini öğrenişini, ilk kez aşık oluşunu, katıldığı savaşları, arkadaşlarının o savaşlardaki tutumunu gibi aslında yeni topraklarda var oluşundan ölümüne kadarki süreci anlatıyor. Luka (İbrahim) gördüğü rüyalardan 40 gün içinde öleceğini ve 40 farklı bölümle onun hayatında önemli olan olayları oğluna anlatır bu kitapta. Bir nevi babadan oğluna nasihatlerin bolca olduğu bir roman..
Biraz sıkıldım ama okunabilir kategoride oldu bu kitap benim için
1500'lü yıllarda Bosna Yablanitsa yakınlarında yaşayan Luka ailesinden koparılıo çok uzaklara götürülüyor. O artık Osmanlı ordusunda Yeniçeri İbrahim olarak yeni hayatına adım atıyor.Kitabın dili akıcı ve de mistik bir havası var. Bu tarz eserleri sevenler için tavsiye ederim. Keyifle okuyun.
Tarihi bir kitap izlenimiz veren ama aslında tarihi olmayıp daha çok kendine dönüş kitabı. Yazar İbrahim’in tarihsel sürecini değil, oğluna aktardığı nasihatleri anlatıyor kalan son günlerinde. Kendini bulması adına, kendini duyması adına. Tabiki tarihsel süreçte var kitapta ama bu daha çok çocukluktan yaşlılığa geçişi anlatmada kullanılmış. Teşekkür’de denildiği gibi ‘Ben kimim? Beni ben yapan şey nedir?’ etrafında dönüyor kitap. Sonunda ise almanız gereken öğütleri kalıyor.
1971 yılında Osiyek’te doğdu. Lisenin ardından aynı şehirde Eğitim Fakültesi’nde iki sene boyunca fizik ve matematik bölümünde okudu. Sekiz yıl yaşamış olduğu Belçika’da, Fransız Dili ve Edebiyatı Bölümünden mezun oldu. 2002 yılında yayımlanan Şamşiel romanıyla Vinkovci şehrinde düzenlenen Kozarac Günleri’nde ödül kazandı. Unterstadt romanı ise: 2010 yılında Vladimir Nazor Edebiyat Ödülüne; Ksaver Şandor Gjalski en iyi roman ödülüne ve sıla temasını işleyen en iyi nesir eser olarak Fran Galoviç ödülüne layık görüldü. Aynı eser, 2010 yılında Josip ve İvan Kozarac yılın kitabı ödülünü kazandı. Niciji Sinovi isimli romanı 2012, Jom Kipur romanı ise 2014 yılında yayımlandı. Öykü kitapları; Kao Pas 2006, Mjesecari 2008, Ruke Azazelove 2011 ve Emet i druge price 2016 yıllarında yayımlandı. Deneme kitabı; I past ce sve maske 2006 yılında yayımlandı. Şiir kitapları; Hiperbole 2000, Uznesenja 2003, Utvare 2005, Sofija plastevima mete samocu 2009 ve Ljudi ne znaju sutjeti 2016 yıllarında yayımlandı. Yazar ayrıca, Amélie Nothomb, Roland Barthes, Raymond Carver, Gao Xingjian, Pat Barker, Nuruddin Farah, Alice Sebold, Moussa Nabati, Luc Besson, Paul Auster ve Mathias Énard’ın kitaplarını da tercüme etmiştir. İvana Şoyat, Hırvatistan’ın Osiyek kentinde yaşamaktadır.