Adı:
Felsefeye Giriş
Baskı tarihi:
Ocak 2009
Sayfa sayısı:
224
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752861190
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Bulut Yayınları
Felsefeye Giriş, Afşar Timuçin’in felsefeye yönelenler için hazırladığı bir temel bilgiler kitabıdır. Bu kitabı felsefe meraklılarının, özellikle de felsefe öğretmenlerinin ve öğrencilerinin el kitabı diye nitelendirebiliriz. Bu çalışma özellikle felsefenin temel kavramlarıyla ilgili açıklamaları içeriyor, ayrıca felsefe tarihi üzerine ayrıntılı bir şema sunuyor
224 syf.
Felsefenin ve temel kavramlarının ne olduğunu ya da ne olmadığını sade ve anlaşılır bir dille tanıtıyor Prof. Dr. Afşar TİMUÇİN, sekiz bölümden oluşan kitabında. Akıcı anlatımı sıkmıyor. Ders kitabı olarak görülmemeli kesinlikle.
Gerçekte her kişi maskelidir, kişiliği iyiden iyiye oturmamış bireyler daha çok maskelidir. İçimizi gizlemek adına dışımıza parlak bir vitrin kurarız. Maskelerimiz içimizdeki boşlukların, içimizdeki yetersizliklerin dışarıdan sezilmemesi içindir.

İç benimiz yeterince gelişmemişse, dış benimizi görkemli bir yapı olarak ortaya koymak bizim temel çabamızı oluşturur. İnsanın insanı kandırdığı yer işte burasıdır.

Durmadan gülen bir kişinin pek de mutlu olmadığını bir zaman sonra anlarız.
Yazık ki bugünün çok hızlı dönen dünya koşullarında düşünce insanı ilgilendirmiyor, otomobiller kadar bile ilgilendirmiyor, bir başka deyişle insan kendiyle çokca ilgilenme gereği duymuyor. En aydınlık düşünceyle bile ilgilenmeyen pekçok insan var şu dünyada. Felsefenin yazık ki onlara verebileceği bir şey yok. Onların yazık ki düşünceyle hiçbir yakınlığı olmayacak.
Afşar Timuçin
Sayfa 212 - Bulut Yayınevi
Andre Gide'e göre insan bilincini özgür kılarken kendi davranış kurallarını da ortaya koyacaktır. Sürü ahlakından gerçek aydın ahlakına geçiş diyebiliriz buna. Şöyle der Gide: "Hiçbir zaman artık ahlaklı olmamaya yani kendi anlayışıma göre ahlaklı olmaya karar verdiğim andaki kadar ahlaklı duymadım kendimi." Gerçek anlamda ahlaklılık bilincin kendini sürekli olarak aşmasıyla belirgin olan özgürlük deneyinde gerçekleşir. Eksik bilinçle yaşamak, zorunlu olarak, dıştan benimsetilmiş ahlak değerleriyle yaşamayı gerektirecektir. Oysa kendi koymadığımız değerler ya da bilinçle benimsemediğimiz değerler çabucak vazgeçebileceğimiz değerlerdir. Biz de Gide gibi ancak bilinçli insanların içtenlikli olabileceklerini ve ancak içtenlikli insanların ahlaklı olabileceklerini düşünebiliriz. Düşünülmeden benimsenmiş şeylerin hiçbir değeri yoktur. Düşünmeden benimseyenler zayıf insanlardır. La Rochefoucauld "'Zayıf insanlar içtenlikli olamazlar" der.
Afşar Timuçin
Sayfa 163 - Bulut Yayınevi
Bellek geliştirme ya da bellek eğitimi sorunu insan yaşamında büyük bir önem taşır. İyi bir belleği olmak iyi düşünmenin temel koşuludur. Bu yüzden eğitim bilimciler bellek geliştirme ya da bellek eğitimi sorununu çokça önemserler. Bilgilerimizin ve bu arada anılarımızın belli bir düzende yerleşmiş olduğu ve bilince çıkmak üzere beklediği bu yeti zamanla kazanılır. İyi bir bellek iyi bir eğitimin ürünü olacaktır. Bu yüzden özellikle eğitimciler yetişmelerine katkıda bulundukları genç insanların belleklerini boş bilgilerle doldurmaktan özenle kaçınmalıdırlar. İyi bir bellek iyi doldurulmuş, sıkı sıkı doldurulmuş, bilgiye boğulmuş bir bellek değil, iyi düzenlenmiş bir bellektir. Bu yüzden her birey neyi öğrenmesi ve neyi öğrenmemesi, hangi bilgiyi alması ve hangi bilgiyi almaması konusunda dikkatli olmalıdır. Bu dikkati de elbet evinde ve daha çok okulunda kazanacaktır. Gündelik yaşamda her şeyi bilir görünen kişilerin insanlar arasında oluşturduğu yanılsamalı olumlu etki bir yana bırakılırsa, gelişigüzel doldurulmuş belleğin insana hiçbir yarar getirmeyeceği açıktır. Kötü eğitimden geçen pek çok insan belleğini bir çöp kutusuna ya da çöplüğe döndürme eğilimindedir. En güzel bellek gerekenin dışında ya da kendi ilgi alanının dışında bilgiler barındırmayan bellektir, az ve öz bilgi ile dolu bellektir. Buna göre sağlıklı bilgi edinme sorunu bireyin temel sorunu olmalıdır.
Afşar Timuçin
Sayfa 62 - Bulut Yayınevi
Hepimiz dar alanlarımızdan çıkmak ve insanlığın yazgısına ortak olmak zorundayız. Bu da insanın en genel bilgisine ulaşmak zorunda bırakır bizi. Bu elbette her alan da bilgi sahibi olmak gibi bir çabayı düşündürmemeli bize. İnsan ömrü her alana uzanmamızı olası kılmayacak kadar kısadır. Bu yüzden yaşamımızı iyi kullanmak zorundayız, bunun için yöntemli olmak, ayıklayıcı ya da seçici olmak, birbiriyle ilgili olmayan bilgileri bilincimizde gelişi güzel bir biçimde bir araya getirmeme konusunda özenli olmak zorundayız.
Afşar Timuçin
Sayfa 9 - Bulut Yayınevi
Küçüklerin eğitiminde yöntem kesinlikle oyun içinde düşünülüp, değerlendirilmelidir. Oyun önemlidir, çocuk gerçek bir oyuncudur, dünyayı oynayarak öğrenir, kendini oyun içinde tanır, oyunla gerçekleştirir, onun başkalarıyla ilişki kurması oyun içinde gerçekleşir. Doğrudan doğruya yarar gözetir olmayan oyun çocuk için kurucu güçtür. Çocuk ruhsal ve bedensel etkinliğini oyunda ortaya koyar. Oyun dediğimiz fiziksel ve zihinsel etkinlik gerçekte yarar gözetmez bir etkinliktir ama eğitimde büyük yararlar sağlar. Genç birey oyunda kendini tanır ve oyunda dünyayla ilişkiye girer. Oynamak yaşama hazırlanmaktır. Claparede şöyle der: "Çocukluk neye yarar? Çocukluk oynamaya ve öykünmeye yarar." Hiçbir yüz oyun oynamakta olan çocuğun yüzü kadar ciddilik belirtisi göstermez. Çocukluk ciddi bir iştir, oyun önemli bir meslektir. Çocuk oyunda kendini yaratır, kişiliğinin çatısını kurar. Konuya dıştan bakanlara oyun boş bir etkinlik gibi görünür. Anababalar çocuğun oyunda geçirdiği zamanı çoğu zaman yitik saatler olarak görürler. Oyun çocuk için ekmek ve su kadar önemlidir. George Duhamel'in belirttiği gibi, ben oynamaya gidiyorum diyen çocuk ben işe gidiyorum diyen büyük adam gibidir. Çocuğun işi oynamaktır. Geleceğin sağlıklı bireyleri ciddi ciddi oyun oynamış çocuklar arasından çıkar. Tıpkı işteki çabaya benzer bir çaba sözkonusudur oyunda. A. Makarenko'nun belirttiği gibi çabasız her oyun kötü oyundur.
Afşar Timuçin
Sayfa 78 - Bulut Yayınevi
18yy da Kant insanın küçüklüklerini altedebilmesi için usunu iyi kullanmak zorunda olduğunu bildiriyordu. İnsanın kurtuluşu için tek çıkar yol herkesin kendi usunu kullanabilme yürekliliğini göstermesiydi. İnsanlar genellikle başkalarının usuyla iş görüyorlardı. Küçüklüğün kaynağını bu kolaycı tutumda aramamız gerekiyordu. Küçüklükler kolaydır, diye düşünüyordu Kant, tüm küçüklükleri korkaklığın ve tembelliğin beslediğini söylüyordu. Ona göre çok zaman insanlar bir kitabı uslarının yerine, yöneticilerini bilinçlerinin yerine koyabiliyorlardı ve bundan rahatsız olmuyorlardı. Başkasının usuyla düşünmek yani düşünmemek bir alışkanlık olmuştu sanki. Bu yüzden küçüklük insan olmanın neredeyse zorunlu bir koşulu durumuna gelmişti. Kant a göre bireylerin kendi doğaları durumuna gelmiş olan küçüklüklerinden sıyrılmaları zor da olsa zorunluydu, bu sıyrılma insan olmanın temel koşuluydu. Şöyle der Kant: "Usla yönelmek uygundur. Gizemli ve sözüm ona bir doğru duygusuyla ya da inanç diye nitelendirilen aşkın bir sezgiyle yönelmek uygun değildir."
Afşar Timuçin
Sayfa 10 - Bulut Yayınevi

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Felsefeye Giriş
Baskı tarihi:
Ocak 2009
Sayfa sayısı:
224
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752861190
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Bulut Yayınları
Felsefeye Giriş, Afşar Timuçin’in felsefeye yönelenler için hazırladığı bir temel bilgiler kitabıdır. Bu kitabı felsefe meraklılarının, özellikle de felsefe öğretmenlerinin ve öğrencilerinin el kitabı diye nitelendirebiliriz. Bu çalışma özellikle felsefenin temel kavramlarıyla ilgili açıklamaları içeriyor, ayrıca felsefe tarihi üzerine ayrıntılı bir şema sunuyor

Kitabı okuyanlar 6 okur

  • Nilay Sönmez
  • gökhan demiryürek
  • a. selim
  • Gökhan Türk
  • Umur Bayram
  • Ali Ünal

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%50 (1)
8
%50 (1)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0