Gabo,bilinçli seçtiğim bir çizgi roman değildi fakat bitirdikten sonra “Keşke bilinçli seçseymişim !” dediğim bir çizgi roman oldu.Kitap,Gabriel García Márquez'in Yüzyıllık Yalnızlık romanının yazılış sürecini ele alıyor, aynı zamanda da yazarın hayatından da bazı kesitler sunuyor bizlere…
Kitap Yüzyıllık Yalnızlığı yazarken kendi dedesini ve yaşadığı Aracataca bölgesindeki insanları,siyasi olayları kısaca çocukluk-gençlik döneminden yetişkinliğine kadar ki süreçte yaşadıklarını bizlere yansıtıyor.Aklındaki bu tip imgeleri(buz,muz fabrikası vs.) tek tek hafızasına kaydedip bizlere bu denli güzel yansıtması yadsınılmaması gereken bir gerçek.Okurken Gabriel ile okudum,çalıştım,onun gibi yaşadım…Yazar-okuyucu arasındaki denge sağlamdı.Akışı beni yormadı.Yüzyıllık Yalnızlığı okumadım, okuyacaklarım arasındaydı…
Bu çizgi romanı okuduktan sonra hemen başlama isteği geldi içimden,elimde öncelik verdiğim başka kitaplar var,daha taze ve sağlam temeller üzerine incelemek istiyorum Yüzyıllık Yalnızlığı; bu yüzden ilkler arasına aldım.
Kitabın sonundan bir paragraf paylaşmak isterim;
”Yirmi değil,elli değil tam yüzyıllık yalnızlık insanın algılarını zorlar.Daha başlıktan tüm hikayenin insan varoluşunun genişletilmesi olduğu hissedilir.Hayatın kendisi şaşırtıcı,inanılması zor ancak gerçek olayların bir albümü olmuştur,tarih boyunca.”diyordu kitabın sonunda. Yazarlar buna büyülü gerçeklik akımı demişler,Latin Amerikada 20.yüzyılın sonlarında ortaya çıkan bu akımın karakteristik özelliği gündelik olanı fantastik ve doğaüstü bir şey olarak göstermesidir.Tuhaf,tuhaf olmayı bırakır.Biri ölür ancak sonraki ay yaşama dönerse bunda ilginç olan bir şey yoktur.Tam tersine beklenen budur.”Zaman fikri çarpıtılmış,biçim değiştirmiştir.”Şimdiki zaman kaybolur,geçmişin uzantısı,işlevi olarak