Adı:
Gece Ağacı
Baskı tarihi:
Kasım 1989
Sayfa sayısı:
102
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754189353
Kitabın türü:
Çeviri:
Memet Fuat
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Adam Yayınları
alnızca görüneni betimleyerek, dış gerçekleri en ince ayrıntılarıyla yansıtarak kişilerin iç dünyalarını vermekte büyük bir ustalığa ermiş olan A.B.D. Anlatı Sanatında, Truman Capote, birdenbire ortaya çıkışıyla, dış dünyadan kopuk, toplumsal gerçekleri umursamaz bir yazar gibi görünmüştür. Oysa ilk şaşkınlık atlatılınca, onun gerçekleri, toplumsal ilişkileri, insanların iç dünyalarında yarattıkları etkiler, düşler, sanrılarla, çok daha derinden ele aldığı düşünülür olmuştur. Yapıtlarına, yüzeyden bir yaklaşımla, 'fantaziler' olarak bakılabilir, ama anlattıkları üzerinde biraz durulunca, hiç de öyle olmadıkları, çok köklü toplumsal eleştirileri besledikleri görülür.
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
İnsanı en çok üzen de buydu işte, hayat ilerleyişine devam ediyordu. Bir kimse sevgilisini yitirdi mi, her şey duruvermeliydi onun için: sonra yeryüzünde bir insan yok olunca, gene durmalıydı her şey, dünya durmalıydı: ama durmuyordu. Birçok kimsenin sabahları yataktan kalkmasının gerçek nedeni de buydu: hayatın akışına bir etkileri olacağından değil, kalkmamalarının hiçbir şeyi değiştirmeyeceğini bildiklerinden kalkıyorlardı.
... insan herhangi bir arkadaşına kızdığı zaman, düşünceleri­ni açık açık söyleyemezse, neye yarardı o arka­daşlık?
O dedi, sen dedin, onlar dediler, biz dedik, döner dönerdi. Döner dönerdi, tıpkı tavandaki kocaman vantilatör gibi; ağır ağır dönerek ha­vayı canlandırmaya çalışan vantilatör, sessiz­lik içinde saniyeleri sayan bir saatti sanki, tı­kırdayıp duruyordu.
"İlk yıldızı görünce ne dilersin?"
"Başka bir yıldız görmeyi," dedi kız. "Çoğu zaman bunu dilerim?" "Ya bu gece?"
Sylvia yere oturdu, başını adamın dizine da­yadı.
"Bu gece düşlerimi geri alabilmeyi diledim"
"Hepimizin dileği o değil mi zaten?" dedi Ore­illy; kızın saçlarını okşadı.
"Peki, sonra ne yapa­caksın? Demek istediğim, düşlerini gen alabi­lirsen, dileğin tutarsa, ne yapacaksın o zaman?"
Sylvia bir an sustu; sonra konuşmaya baş­ladı; gözleri ta uzaklardan bakıyordu.
"Eve gi­derim," dedi yavaşça. "Korkunç bir karar doğ­rusu, çünkü eve gitmekle yıllardır kurduğum bambaşka düşlerden vazgeçmiş olacağım."
Birden gözlerini kapadı; yukarı doğru çekil­diğini hissetmişti, tıpkı denizin yemyeşil de­rinliklerinden suyun yüzeyine doğru yükselen bir dalgıç gibi. Korku ya da büyük bir üzüntü sırasında, aklın durup beklediği anlar olur; dü­şüncelerle örülü bir sessizlik içinde, bir sırra erecekmişçesine bir bekleyiş; uykuya benzer, olağanüstü bir boşalmaya, ruhun vücuttan ay­nlışına benzer; işte o anlarda, sessiz, uzak, kendiliğinden doğup gelen düşünceler gezinir kafada: evet, Miriam adlı bir kızla hiç tanış­mamış olsaydı, ne değişirdi o zaman? Sokakta da böyle korkmamış mıydı? Sonunda, her şey gibi, bunun da bir önemi kalmayacaktı. Çün­kü Miriam'a kaptırdığı tek şey benliğiydi, onu da yeniden ele geçiriyordu; bu odada oturan, kendi yemeklerini kendi pişiren, bir kanaryası olan insanı bulmuştu; güvenebileceği, inançla bağlanabileceği insanı, Mrs. H. T. Miller'i bul­muştu.
Batı'yı bir kar fır­tınası sarıyor; bütün küçük kasabaları beyaza boyayarak, her ışığı sarartarak, ayak seslerini örterek yağıyor; şimdi yağıyor, burada yağıyor; ne de çabuk geldi böyle bu kar fırtınası: dam­lar, boş arsa gözün görebildiği uzaklıklar git­tikçe artan bir beyazlık içindeydi; sanki bem­beyaz kuzular doluşmuştu her yana. Gazeteye baktı, sonra kara baktı. Bütün gün kar yağ­mış olmalıydı. Yeni başlamış olamazdı. Sokaklar tam bir sessizliğe gömülmüştü; boş arsada çocuklar koca bir ateşin çevresine toplanmış­lardı; kara saplanmış bir otomobil ışıklarını ya­kıp söndürüyordu: imdat, imdat! Sessiz bir çağ­rı; tıpkı kederli bir yüreğin çarpışı gibi.
X'i sevip sevmediğini bir türlü bile­mezdi. X'in sevgisini isterdi, ama kendisi se­vemezdi onu, doludizgin sevemezdi. Taş çatla­sa içten davranamazdı X'e; düşüncelerinin arncak yüzde ellisini söyleyebilirdi ona. Buna kar­şılık, X'den tam bir içtenlik beklerdi: Walter her dostluğunun sonunda nasıl olsa alda­tılacağına inanırdı. Korkardı X'den, ödü kopar­dı.
Okuldayken bir şairin şiirini kendisinmiş gibi okul dergisine bastırmıştı; son dizesini bir türlü unutamaz: Bütün yaptıklarımızı korkuy­la yaparız. Sonra öğretmeni bu hırsızlığını ya­kalayınca, bayağı kızmıştı adama; sanki ona büyük bir kötülük etmişlerdi, sanki büyük bir haksızlığa uğramıştı!

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Gece Ağacı
Baskı tarihi:
Kasım 1989
Sayfa sayısı:
102
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754189353
Kitabın türü:
Çeviri:
Memet Fuat
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Adam Yayınları
alnızca görüneni betimleyerek, dış gerçekleri en ince ayrıntılarıyla yansıtarak kişilerin iç dünyalarını vermekte büyük bir ustalığa ermiş olan A.B.D. Anlatı Sanatında, Truman Capote, birdenbire ortaya çıkışıyla, dış dünyadan kopuk, toplumsal gerçekleri umursamaz bir yazar gibi görünmüştür. Oysa ilk şaşkınlık atlatılınca, onun gerçekleri, toplumsal ilişkileri, insanların iç dünyalarında yarattıkları etkiler, düşler, sanrılarla, çok daha derinden ele aldığı düşünülür olmuştur. Yapıtlarına, yüzeyden bir yaklaşımla, 'fantaziler' olarak bakılabilir, ama anlattıkları üzerinde biraz durulunca, hiç de öyle olmadıkları, çok köklü toplumsal eleştirileri besledikleri görülür.

Kitabı okuyanlar 7 okur

  • yeliz
  • Gutenberg Galaksisi
  • Iroh Amca
  • tabula rasa
  • bastianikalesindekipisi
  • Hayat Güzeldir
  • ayamak

Kitap istatistikleri