Geçmişte Yolculuk

·
Okunma
·
Beğeni
·
9
Gösterim
Adı:
Geçmişte Yolculuk
Baskı tarihi:
1971
Sayfa sayısı:
399
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Hürriyet yayınevi
399 syf.
·10 günde·Beğendi·10/10
Mebrure Alevok'un otobiyografik romanı. Gayet akıcı ve sürükleyici bir roman. Dönem olarak, birinci dünya savaşı yıllarından 1930'lu yıllara kadar olan dönemi anlatıyor. Yazarın küçük bir kız çocuğu olarak atıldığı iş hayatında önündeki engellere rağmen, basamakları hızla tırmanışı, İşgal altındaki İstanbul'da yaşamanın zorlukları, yazarın aile ve özel hayatı; yaptığı hatalar; pişmanlıkları; hep samimi bir şekilde işlenmiş. Kitabı okurken gerçekten de tam manasıyla geçmişte bir yolculuk yapıyorsunuz. Yazar profesyonel bir yazar/çevirmen olmasından dolayı kalemine oldukça hakim. Detaylarına kadar işlenmiş 399 sayfalık anlatıda, yaşanan olaylar gözlerinizin önünde aynen canlanıyor. Gene de eseri dikkatli okumanızı tavsiye ederim. neredeyse yarım yüzyıllık bir kitap. Ben sehpadan düşürdüm ve ne yazık ki cildi dağıldı.
Müdürümüz Mösyö Kovenski’nin saçları pamuk yığını gibi bembeyazdı. Bu saçların bir tek gece içinde ağardığını, ayaklarından, ellerinden de ikişer tırnağın, kerpetenle sökülmüş olduğunu anlatırlardı. Rus ihtilâlinde, bir sürü başka insanla beraber, yaka-paça zindana atılmış, adamcağıza ufak bir işkence seansı yapıldıktan sonra, ertesi sabah güneş doğarken kurşuna dizileceği bildirilmişti. Tırnak söken kerpetenlerden daha etkili, daha korkunç olmuştu, o son yaşama gecesinin sabahını kollamak! Güneş doğmuş, mühendisi kurşuna dizmek için kimseler gelip almamıştı. İşe bir takım kuvvetli aracılar karışmış, yapılan yanlışlık anlaşılmış, «idam hükmü» ortadan kalkmıştı. Ama ölümün beklendiği gece, nemli, karanlık zindanda geçirilen saatlerin sonunda, korku, o müthiş korku, saçların rengini, inanılmaz bir aceleyle almış, yok etmiş, Mösyö Kovenski’nin kafasını sanki pamukla kaplayıvermişti!
Mebrure Alevok
Sayfa 287 - Hürriyet yayınları, 1. baskı, Kasım 1971
"Libreri Mondial’den, şu Tozkoparan’ın yan mahallesine gelmek, hele kış günü yağmurda, fırtınada, karda, çabucak gelebilmek için, kestirme tek bir yol var. Asmalı Mescit Sokağı! Ama nerede mescit? Mescit yerine, burada sıra sıra meyhaneler, barlar –işgal zamanı bu ya- kaldırımlara taşan sarhoş düşman askerleri, nâra atan, sendeleye sendeleye yürüyen yılışkan yabancı erler var"
Mebrure Alevok
Sayfa 177 - Hürriyet yayınları, 1. baskı, Kasım 1971
― «Adamın ne deli olduğunu işte kendi ağzınla söylüyorsun Palma Hanım! İnsan, evinde ölü tutar mı? Mumyayla yaşar mı?»
― «Ama genç yaşta ölen bir Mısır Prensesinin mumyasıymış bu.»
Akıllı Ayşe, «Dediğim dediktir,» gibilerden devam ediyor, kendi tezini savunuyor:
― « İsterse Kraliçe mumyası olsun!.. Basbayağı ölü ya! Deli beyimiz, ölü ile bir odada yatıyor ya, sen ona bak! »
Mebrure Alevok
Sayfa 220 - Hürriyet yayınları, 1. baskı, Kasım 1971
― «Selânikli ya! Ailesi, kendilerinden olmayan bir kızla evlenmesine, bakalım razı olacak mı diye düşünüyor. Gelecek haftaya, galiba seni ablası ile tanıştıracak Tokatlıyan’da.»
― «Kuzum Galip Ağabey, Selânik Türk demek değil mi? Ben de Türküm, ne farkımız var birbirimizden?»
― «Canım, bu iş hep böyledir. Arnavut, Arnavut kızı ister. Çerkes, Çerkes kızı ister. Bu da onun gibi bir şey işte.»
(…) Ben kendini beğenmiş insanları da sevmem, beğenmem.
Ama toplantıdan, şiir seansından çıkışta, parkın önündeki durakta, tramvay beklediğimi gören Nâzım Hikmet, birden koşar gibi yanıma geliyor!
Müjde verircesine sevinçli bir sesle:
― «Çok şükür, çok şükür! Rusya’dan döneli ilk defa sizin gibi birini görüyorum.» diyor.
― «Anlamadım… Affedersiniz… Ne demek istediniz? » diye soruyorum.
Salata, soğan demetini sallaya sallaya, yüzüme doğru savura savura:
― «Apaçık söyledim ya işte! Memleketimde gördüğüm kadınların hepsi ya çirkin-zeki… ya da güzel-aptal çıktılar, » diye öfkeyle bağırıyor suratıma.
― «Yani… Beni hem çirkin bulmuyor, hem de zeki buluyorsunuz, öyle mi? »
― «Öyle ya… Söyledik ya!.. » diyerek gene paylar gibi bir hal takınıyor.
― «Ama benim zeki olduğumu nereden anladınız? Daha üç-beş lakırdı bile etmedik sizinle. »
― «Anlarım ben! Hem İsmail Galip’ten hikâyenizi dinledim. İnsanın Gözünün içine baktım mı, zeki mi, aptal mı hemen anlarım. »
― «Ne mutlu size! Bende bulduğunuzu söylediğiniz o zekâya rağmen, insanların ne mal olduklarını öyle yüzlerine bakar bakmaz anlamayı hiçbir zaman beceremedim. İltifatınıza teşekkür ederim. Tramvayım geldi. Müsaadenizle…»
Ona, nereye gittiğini, gideceğini sormuş değilim, ama ben tramvayın basamağına ayağımı atarken, arkamdan bağırıyor:
― «Ben de şimdi matbaaya, ameleliğe gidiyorum. Amele kardeşlerimin, yoldaşlarımın yanına.»
Tuhaf bir genç!
Basılan şiir kitaplarının, iki gün içinde kapışıldığını, üçüncü ,dördüncü baskılara ulaştığını duyduğum bir genç!
Mebrure Alevok
Sayfa 357 - Hürriyet yayınları, 1. baskı, Kasım 1971

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Geçmişte Yolculuk
Baskı tarihi:
1971
Sayfa sayısı:
399
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Hürriyet yayınevi

Kitabı okuyanlar 1 okur

  • Davut Sakallı

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%100 (1)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0