Gurbetten Çerkes Hikayeleri

·
Okunma
·
Beğeni
·
608
Gösterim
Adı:
Gurbetten Çerkes Hikayeleri
Baskı tarihi:
2002
Sayfa sayısı:
117
Format:
Karton kapak
ISBN:
113703914
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kafkas Vakfı Yayınları
Kendisiyle birlikte koca bir milletin geçmişine, kültürüne, diline ait o kadar çok şeyi toprağa götürecekti ki o yaşlı Çerkes. Bir başka bilenin kalmadığı şarkılar, bir başka ağlayanı kalmayan ağıtlar, bir başka hatırlayanı kalmayan efsaneler, atasözleri, gelenekler, isimler, kelimeler, kelimeler...Kargalar gerçeği haykırıyordu mutlaka. Helak olacaktı toprağın üzerindeki herşey. Fakat o kaçınılmaz bitişi geciktirmekti yaşamaktan maksat belki de. Atalarımızdan devraldığımız kültürü mümkün oldukça az aşınmış bir halde çocuklarımıza devredebilmek, onların da vaktiyle bizi ve bizden öncekileri duyulandıran şarkılarla duygulanmaları, öfkelerini bizim gibi dışa vurmaları, ölümden korkmamaları, dostlarını ayakta karşılamaları. Belki bütün mesele bu.
Geç veya erken kargaların dediği olacak.
117 syf.
·Puan vermedi
Çok hızlı bir biçimde okuduğum hediye kitabım Hulusi Üstün'den " Gurbetten Çerkes Hikayeleri". Adından da anlaşılacağı gibi kıyıma uğramış, büyük göçe (sürgüne ) zorlanmış bir ırkın hikayeleri. Akıcı bir dil, güzel bir Türkçe ile yazılmış. Tam anlamıyla bir solukta okunacak bir kitap. İçindeki hikayelerden biri "Yılbaşı Şarkısı" 1995 yılında Türk Edebiyatı Vakfı ve Gönen Belediyesinin ortaklaşa düzenledikleri " Ömer Seyfettin Hikaye Yarışması"nda mansiyon ödülü almış.Hikayeleri okurken üzülüp, kızıp, hüzünlenirken aynı zamanda Çerkesler, gelenekleri, görenekleri, töreleri hatta bir kaç kelimede olsa dillerini öğreniyorsunuz. Tarih, mübadele, sürgün, halk hikayeleri sevenler ve merak edenler keyifle okuyabilir.Bu güzel kitabı hediye eden arkadaşım Nihal Kara Yurtseven 'e teşekkürler. Kitaptan bir kaç alıntıyla yorumu bitirelim
Öyle bir terbiyeyle eğitilir ki Çerkes kızı, müstesna bir varlık olur artık. Eşinin ikbalidir o. Masallarda o, şarkılarda o , saraylarda o...İyi bir erkek çocuğu yetiştiren, iyi bir insan kazandırmış olur topluma, iyi bir kız yetiştiren ise iyi bir nesil yetiştirmiş olur. Böyle düşünmüş atalarımız.
Geç veya erken kargaların dediği olacak.
İkimizin kalbinde de 130 yıl önce çekilen o emsalsiz çilenin, tarihin gördüğü o en büyük insan kırımının, o acı sürgünün bugüne kalmış sızıları vardı.
Asırlar önce bizim ağıdımızı söylemiş Hodz Vadisinde şerefli ölümün kucağına atlayan dedelerimiz. "Nereye gidersek gidelim, keder atımızın terkisinde bizimle birlikte gelecek".Daha acısı yaralarımızı saracak kız kardeşlerimiz kalmadı artık.
Yazdıklarını kontrol edemezsin,günün birinde onlar sana hükmetmeye başlar.Yazdıklarınla tanınırsın,onlar üzerinde o derece yoğunlaşırsınki neyin yaşadıklarından,neyin duyduklarından ,neyi kuruntu ve korkularından ibaret olduğunu ayrımına varamazsın demeliydim.
Çocukluğun bitmesiyle toz pembe dünyamız yıkılıyor.Sonrasında geçen zamanın ölüme biraz daha yaklaştırmaktan başka bir anlamı yok.
Biten yalnızca gün değil,bügün kimlerin bir yılı daha bitecek.Bir kaç saat sonra yeni yıla gireceğiz.Bu yüzden herkes mutlu olmak zorunda.İnsanlar ölüme biraz daha yaklaştıkları için eğlenecekler.Tanrı kullarının neşesini görsün diye havaifişekler atılacak.Ölenler ,yitenler,yok olanlar,ağlayanlar düşünülmeyecek.
Ay, bizim yüz yıl önce çektiğimiz acıların tek şahidi.Kafkasya'dan sürdürdüğümüz vakit annemin kızkardeşlerinden birisi bir başka tekneye bindirilerek götürülmüş. O, bir daha asla görüşemeyeceğini bildiği kızkardeşine seslenmiş teknede." Her dolunaylı gecede Ay'a bakın çünkü benim gözlerim oraya bakıyor olacak. " demiş. Annem bu yüzden her dolunaylı gecede gökyüzüne bakar, kim bilir dünyanın hangi köşesine gönderilmiş olan kızkardeşi için gözyaşı dökerdi.
Adiukh geceleri kocasının talandan dönmesini beklerdi.Onun silueti karşısındaki uçurumun başında belirdiği zaman kollarını kaldırır, sağ elindeki yüzükle ortalığı dolunay varmışcasına aydınlatır, sol kolunun yenini de karşıdaki uçuruma uzatırdı . Bida ortalıktaki aydınlığı Ay'dan bilir, kendisine uzatılan yenin oluşturduğu köprünün üzerinden atıyla birilikte geçer, çaldığı eşyaları ve hayvanları da getirirdi küçücük bir kaleyi andıran evine.
Kardeşlerim, diye inledi.Ay' a bakın, çünkü bem nerede olursam olayım Ay'ın dolunay olduğu vakitlerde Ay' a bakıyor olacağım. Siz nereye giderseniz gidin dolumaylo gecelerde Ay'a bakın beni hatırlayın.
Karadeniz' in soğuk sularına bıraktıkları akrabaları için, adı bilinmez bozkırlara gömdükleri kardeşleri için ağıt yakan yaşlılar bilir bu derdi.O ağırlarda büyüyen çocuklar bilir.Karadeniz'in en derin , en bilinmez, en karanlık yerinde yosun bağlamış kemiklere akraba olanlar bilir.
Yazmak riskli bir şeydir.Bakam bugünlerde önüme geleni yazdığına.Belki her yüce değer gibi yazmak da ayağa düştü. Yazmak yaşamaktır çünkü.Defterler nşye var ki sahi.Yahut ölümlüler niye yazı yazarlar.Okumak kulluktur da yazmak haddi aşmak gibi bir şey.Asla olamayacağımız şeyleri öykünmek diyebiliriz buna.Mezarı ne kadar derin olursa olsun yazı yazanlar yazmaya devam ederler.Yaşayanlaraarzuhal eylemeyi sürdürler.
Hulusi Üstün
Sayfa 113 - KAFKAS VAKFI YAYINLARI
Süt kardeşlik geleneklerimizde çok önemli bir yer tutar.Kimi zaman iki gerçek kardeşten daha yakın olur birbirine süt kardeşler. Biz de birilikte büyüdük. Birilikte su içtik köy çeşmesinden, birlikte tırmandık ağaçlara.
Hulusi Üstün
Sayfa 12 - Kafkas Vakfı Yayınları
Tekneler, köhne tekneler....Onlar alıp götürdü garipleri. Onlar dağıttı bizi dünyanın dört bir yanına. Onlar sonsuzluğa yelken açan ecel gemileri gibi bir kez götürdüğünü getirmeyen, götürdüklerinden haber vermeyen insafsız tekneler.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Gurbetten Çerkes Hikayeleri
Baskı tarihi:
2002
Sayfa sayısı:
117
Format:
Karton kapak
ISBN:
113703914
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kafkas Vakfı Yayınları
Kendisiyle birlikte koca bir milletin geçmişine, kültürüne, diline ait o kadar çok şeyi toprağa götürecekti ki o yaşlı Çerkes. Bir başka bilenin kalmadığı şarkılar, bir başka ağlayanı kalmayan ağıtlar, bir başka hatırlayanı kalmayan efsaneler, atasözleri, gelenekler, isimler, kelimeler, kelimeler...Kargalar gerçeği haykırıyordu mutlaka. Helak olacaktı toprağın üzerindeki herşey. Fakat o kaçınılmaz bitişi geciktirmekti yaşamaktan maksat belki de. Atalarımızdan devraldığımız kültürü mümkün oldukça az aşınmış bir halde çocuklarımıza devredebilmek, onların da vaktiyle bizi ve bizden öncekileri duyulandıran şarkılarla duygulanmaları, öfkelerini bizim gibi dışa vurmaları, ölümden korkmamaları, dostlarını ayakta karşılamaları. Belki bütün mesele bu.
Geç veya erken kargaların dediği olacak.

Kitabı okuyanlar 9 okur

  • Tuğba
  • Hadice Büşra
  • Özgün Onat
  • Ayşe Bağ
  • Seyyah-ı Avâre
  • Janet ÖZGÜR TEBER
  • zeynep turan
  • Necmiye
  • Gökhan S.

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%40 (2)
9
%40 (2)
8
%0
7
%0
6
%20 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0