Tamam, zamansız ölüm her kültürde yaralayıcıydı ama bence zamanın esas korkutucu yanı, dünyada bir iz bırakmadan geçip gidecek olmamızdı. Unutuluş korkusu. Öleceğini bilmekten çok unutulacağını bilmek, çoğu durumda buydu yıkan insanı
İyi de,tanrılar gibi onu da biz icat ettiysek-ki aksini düşünmek için bir sebep göremiyorum- zaman büyük gücünü nereden alıyordu? Ölüm korkusundan mı? Düşününce ölme garantisinden daha adil dağıtılmış ne vardı? Tamam,zamansız ölüm her kültürde yaralayıcıydı ama bence zamanın esas korkutucu yanı,dünyada bir iz bırakmadan geçip gidecek olmamızdı.Unutuluş korkusu.Öleceğini bilmekten çok unutulacağını bilmek,çoğu durumda buydu yıkan insanı.
"Her kent yuttuğu, kendi çıkarları doğrultusunda durdurup sonra yeniden saldığı hareketlerden meydana gelmektedir. Ekonomik hayatın imgeleri, hareketlerin, yolların ve yolculukların imgeleridir."
Halep bir zamanlar kumaşlarıyla meşhur bir yerdi, İngilizler bütün yünlü dokumalarını, ipek işlerini burada yaptırıyorlardı. Oysa şimdi gerçekten Halep'te dokunmuş bir yünlü kumaş, bir ipek eşarp bulmak mucizelere bağlı.