Serhat Öztürk'ün kaleme aldığı 2011 yılında yayımlanmış bir kitap Halep. Yazarı hiç tanımıyorum, daha önce bir kitabını da okumadım. Bu kitabı hakkında da tanıtım bülteninde "Taş ve zaman üzerine bir seyahatname" yazıyor.
"Aradığımı buldum mu?" diye kendime sorduğumda yanıtım; "biraz evet, biraz hayır!"
Biraz evet, çünkü Halep'le ilgili yemekleri, müziği, kentin mimarisi, sokakları vs. gibi bilgileri okumak keyifliydi, en azından benim için. Ama benim için biraz hayır cevabını oluşturan kısım, yazarın tartışmalı fikirlerini okumaktı sanırım. Şehirle ilgili bir bilgi verdikten sonra uzun uzadıya kendi fikirlerinden bahsediyormuş gibi hissettim okurken ve sabırsızlıkla subjektif cümlelerin sona ermesini bekledim. Şunu anladım ki ben seyahatname okurken aslında "kent rehberi" tarzında bir kitap okumak istiyorum. Ama hakkını da yemeyeyim, kısa kısa da olsa bilgilendirici bölümler var. Mesela Fransız mandası, Baas, Esad rejimi, şehirdeki oteller ve mimarisi, çeşitli dinler hakkında bilgiler, Halep'in tarihin belirli dönemlerindeki önemi gibi konularda oldukça açıklayıcı bölümler var.
Kitabı bütünüyle beğendiğimi söyleyemem ama, kitaptaki bazı bölümler arasında
'Çarşıdan Labirent', şehrin içindeki mimari yapıyı, camileri, dükkânları, esnafları;
'Küçük Bir Sığınak', Halep'teki dükkânlar, eski kervansaraylar, ibadethaneler ve Süryaniler hakkında bilgiler içeriyor.
'Amma Uzun Yol Gittik' bölümünde ise Halep'in yöresel yemekleri anlatılmış. Bu bölüm ilgimi çekti doğrusu.
'Vaatler Ülkesi' bölümünde ise Suriye'nin yakın siyasi geçmişi anlatılmış (Geçmişten 2011 yılına kadar olan dönem diyelim biz buna).
'Çağrışımlar Müzesi' bölümünde, Halep Kent Müzesi'nden bahsedilmiş. Millattan önceki dönem eserlerinden de örnekler var.
'Garbiyatçılık' bölümü okumaktan pek de keyif almadığım