Tiyatro ; insanı, insana, insanla, insanca anlatma sanatı olarak tanımlamış Shakespeare.
Dünyada, hakkında en çok konuşulan, yazılan, sahnelenen kitaplardan biridir Hamlet.
Bu yüzden kitap hakkında bir şeyler yazmaya çalışmak, damlalıkla bir damla suyu okyanusa bırakmak kadar bile etki yapmaz kanımca.
İnsanın ihtiraslarının en belirgin olanları; iktidar (yönetme) ve şehevi olanlarıdır. Bunların tutkusuna kapılmış insanların yapamayacakları kötülükler yoktur. İnsanlık tarihinden bu iki ihtirasa ait bilgileri çıkarın, belki de insanlık tarihi diye bir şeyde olmayacaktır.
Hamlet bu iki ihtirasa tutulmuş kral ve kraliçenin yaptıkları zulümler ve mazlumların ilişkilerini anlatan küçük bir oyun. Ancak düşündürdüğü konular öylesine derin ki. Sık sık kendimize ayna tutmaya çalışan bir etki bırakıyor insanda.
Viktor Hugo’nun tanımladığı “vicdan, insanın içindeki tanrıdır” sözünün derinliğine götürüyor okuyucuyu.
“Dostların arasında denenmiş olanları
Çelik halatlarla bağla yüreğine.”
“Zaten dünya ne iyidir, ne kötü, düşüncenize bağlıdır iyilik, kötülük”
“Tutkularınız büyük de ondan her halde; dünya dar geliyor gönlünüze.”
“Tutku öyle boş öyle koftur ki bence, bir gölgenin gölgesi dense yeridir.”
“Var olmak mı, yok olmak mı bütün sorun bu !
Düşüncemizin katlanması mı güzel,
Zalim kaderin yumruklarına, oklarına,
Yoksa diretip bela denizlerine karşı dur yeter demesi mi ? “
“Doğruluğun gücü güzelliği kendine benzetince ye kadar bir kahpeye çevirebilir. Olmayacak bir şeydi eskiden, ama şimdiki zamanda oluyor.”
“Buzlar kadar el değmedik, karlar gibi temiz de olsan çamur atılmaktan kurtulamayacaksın.”
“Doğduğu gün de bugün de tiyatronun asıl amacı nedir ? Dünyaya bir ayna tutmak, iyilerin iyiliklerini, kötülerin kötülüklerini göstermek, çağımızın ne olup ne olmadığını ortaya