- Şeyhî Dîvânı'ndan Seçmeler -

Harnâme

Şeyhi
Yazar:
Şeyhi
Çevirmen:
Furkan Öztürk
Tahmini Okuma Süresi:
4 sa. 5 dk.
Sayfa Sayısı:
144
Basım Tarihi:
Ağustos 2025
Yayınevi:
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
ISBN:
9786253841539
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Ciltli
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

8/10
·95 syf.··
Beğendi
·
2021 33. kitabı
#okudumbitti #Harnâme #Şeyhî #MehmetÖzdemir (Çevirmen) #Mesnevi #kitapyorumu Göz doktoru olan Şeyhi’ye Çelebi Mehmet tarafından Tokuzlar köyünün tımarı verilmiştir. Tımarını almaya giderken eski sahipleri tarafından dövülmüştür ve bu olayı alegorik olarak anlatan yergi içerikli mesneviyi yazmıştır. Türk edebiyatının ilk fablı olarak kabul edilmektedir. İyi beslenmiş olan öküzleri kıskanan eşek duruma isyan edip eşeklerin pirine akıl danışır. Eşeklerin piri ona durumu ve kaderini kabullenmesi gerektiğini söyler. Eşek bunu dinlemez ve bir tarlaya girip bütün ekini yer. Tarla sahibi tarafından yakalanır, kuyruğu ve kulakları kesilir. Eşeklerin pirini dinlemediği için pişman olur ve aslında Şeyhi kendini eleştirmiştir.
1000Kitap
HarnâmeŞeyhi · Kapı Yayınları · 2021244 okunma
9/10
·110 syf.··
Beğendi
·
2025 13. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 10 Mart 2025 22:07
Harnâme’yi sonunda okuyabildim. Lisede edebiyat dersinde gördüğümden beri okumak istiyordum, bugüne kısmetmiş. Okuması keyifli bir mesneviydi, okunmasını tavsiye ederim. Kitapın sol kısmında Latin harfleriyle mesnevinin orijinali yer alırken sağ tarafında da çevirisi yer alıyor. Ayrıca kitabın sonunda sözlük ve Arap alfabesiyle mesnevinim tıpkıbasımı da yer alıyor. Bu özellikleriyle güzel bir edisyon olmuş.
HarnâmeŞeyhi · Kapı Yayınları · 2021244 okunma
Puan vermedi·95 syf.··
2023 1. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 13 Ocak 2023 10:22
Yeni yılın ilk kitabı 15.yy'dan.Derste çok keyifle işlediğimiz bu mesneviyi tam metin olarak okumak gecikmiş olsa da güzel bir tecrübeydi. Yazılış sebebine bakarsak bir duruma dair şikayetin yetkili makamlara bu kadar edebî ve hikemî aktarilabilmesi bir müthiş bir yetenek. Kısacık, fabl diye okunabilir. İçindeki çizimlerle oldukça renkli bir hale gelmiş zaten. Tavsiyedir.
HarnâmeŞeyhi · Kapı Yayınları · 2021244 okunma
şeyhî, harnâme, har-nâme
10/10
·95 syf.··
Beğendi
·
2021 5. kitabı
Şeyhî’nin, başından geçen trajik olayın manzum şikâyetnamesi niteliğinde olan, fabula özelliğine sahip, mizah ve hicvin sivri uçlarının hissedilebileceği bir eseridir. Eserde, eşeğin boynuz sevdasına düşüp tarlalarda semiren öküzlerle denk olmaya çalışması üzerine başından geçen acıklı tecrübesi, eserin yazılış devrinde olduğu gibi, günümüz post modern insanının da sosyolojik vaziyetine ışık tutabilmektedir. Eserdeki didaktik üslup ve alegorik biçim hafife alınmayacak mahiyettedir. Bu baskı akademik bir çalışma olmayıp, her seviye okuyucu için uygundur; hem orijinal metni hem de eserin günümüz Türkçesine aktarılmış hâlini ve ayrıca sözcük kısmını içerir.
Edebiyat
HarnâmeŞeyhi · Kapı Yayınları · 2021244 okunma
Harname
Puan vermedi·95 syf.··
2022 27. kitabı
Göz doktoru olan Hekim Yusuf Sinaneddin olarak bilinen Şeyhi’ye Çelebi Mehmet tarafından Tokuzlar köyünün tımarı verilmiştir. Şeyhi Osmanlı Devleti'nin ilk Hekimbaşısı olarak bilinir. Tımarını almaya giderken eski sahipleri tarafından dövülmüştür ve bu olayı alegorik olarak anlatan yergi içerikli mesneviyi yazmıştır. Türk edebiyatının ilk fablı olarak kabul edilmektedir. İyi beslenmiş olan öküzleri kıskanan eşek duruma isyan edip eşeklerin pirine akıl danışır. Eşeklerin piri ona durumu ve kaderini kabullenmesi gerektiğini söyler. Eşek bunu dinlemez ve bir tarlaya girip bütün ekini yer. Tarla sahibi tarafından yakalanır, kuyruğu ve kulakları kesilir. Eşeklerin pirini dinlemediği için pişman olur ve aslında Şeyhi kendini eleştirmiştir.
Edebiyat
HarnâmeŞeyhi · Kapı Yayınları · 2021244 okunma
8/10
·110 syf.··
2026 48. kitabı
Edebiyat dersinde görünce ilgimi çekmişti, sağ olsun Edebiyat hocam tüm metni açıp okumamıza izin verdi. Eserin Künyesi: · Yazar: Şeyhî (Germiyanlı Şeyhî) · Tür: Mesnevi, Fabl (Hayvan masalı), Hiciv (Yergi) · Yazılış Dönemi: 15. yüzyılın başları (Osmanlı Dönemi) . Türk Edebiyatında ilk fabl olarak kabul görmektedir. Harname, görünüşte basit bir hayvan hikayesi gibi anlatılsa da ardında güçlü bir toplumsal eleştiri ve hiciv barındırır. Eserin yazılış amacıyla ilgili yaygın görüş, Şeyhî'nin, tedavi ettiği Çelebi Mehmed'den (veya II. Murad) yeterli bahşiş alamaması üzerine bu eseri yazdığı ve padişahı eleştirdiği yönündedir. Bu bağlamda eser, bir "şikâyetname" niteliği taşır.
HarnâmeŞeyhi · Kapı Yayınları · 2021244 okunma
Puan vermedi·95 syf.··
2020 54. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2020 20:56
Sürekli edebiyat derslerinde duyduğum ancak hiç okumadığım bir kitaptı.Kesinlikle herkesin kendi yeteceğine göre bir şeyler yapması için okunması gerek bir kitap. Sizde “BOYNUZ UMDUM KULAKDAN AYRILDUM” tarzı bir şey yaşamak istemiyorsanız kitabı okuyun ve üzerinde eleştiri yapıp biraz kafa yorun. İyi okumalar
1000Kitap
HarnâmeŞeyhi · Kapı Yayınları · 2021244 okunma
Puan vermedi·144 syf.··
2026 41. kitabı
·
14 saatte okudu
·
Okunma: 18 Mart 2026 07:55
Ben bu eseri okurken başta basit bir hikâye gibi ilerledim. Aç bir eşeğin daha iyi bir hayat istemesi… İlk bakışta neredeyse masum bir arzu. Ama ilerledikçe bunun sadece bir hayvan hikâyesi olmadığını çok net hissediyorsun. Aslında bu, insanın haddini bilmemesi üzerine kurulmuş çok katmanlı bir eleştiri. Beni en çok etkileyen şey, eşeğin yaşadığı dönüşüm değil; o dönüşümün ardındaki düşünceydi. Çünkü eşek, kendi doğasını sorgulamaya başladığı anda trajedi başlıyor. Başkasının hayatına özenmek, kendi gerçekliğini inkâr etmeye dönüşüyor. Şeyhî burada çok ince bir şey yapıyor. Açık açık öğüt vermiyor ama seni düşündürmeye zorluyor. “Yerini bilmek” fikrini sadece bireysel bir mesele olarak değil, toplumsal bir denge meselesi olarak da kuruyor. Ve bunu yaparken de oldukça sert bir sonuçla yüzleştiriyor. Okurken bir noktada şunu fark ettim: Bu hikâyede asıl mesele eşek değil. Asıl mesele, insanın kendi sınırlarını zorlaması ile kibir arasındaki o ince çizgi. Çünkü eşek aslında daha iyi bir hayat istemiyor; başkası gibi olmak istiyor. Ve tam da burada her şey kırılıyor. Metnin dili klasik ve yer yer ağır ama altındaki anlam çok net. Bu yüzden okurken sadece kelimeleri değil, ima edilenleri de takip etmek gerekiyor. Çünkü asıl mesaj satır aralarında gizli. Benim için bu eserin en çarpıcı yanı şu oldu: Küçük bir arzunun, yanlış bir bilinçle birleştiğinde nasıl bir yıkıma dönüşebileceğini göstermesi. Kitabı bitirdiğimde aklımda kalan cümle şu oldu: İnsan bazen daha fazlasını isterken, elindekini de kaybeder.
1000Kitap
HarnâmeŞeyhi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025244 okunma
Üç Eşek
Puan vermedi·95 syf.··
2023 16. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 20 Ekim 2023 17:28
64-66. beyitlerde bahsedilen üç eşek: Nuh Peygamberin eşeği Meşhur eşeklerin evveli Hz. Nuh'un gemisine aldığı eşektir. Onu meşhur eden özelliği ise şeytanı gemiye sokmasıdır. Şeytan gemiye binmenin yollarını arar ve sonunda gemiye binmek için sırasını bekleyen eşeğin kuyruğuna yapışır. Sıra eşeğe gelir ancak kapının önünde adeta çakılı kalır, adım atıp de içeri girmez. Hz. Nuh bir defa der, iki defa der, üçüncü defa da söylediği halde içeri girmeyince; Ne beklersin melun, girsene içeri! Diye bağırınca eşek yavaşça yerinden kalkar ve içeri adımını atar. Tüm hayvanlar içeri alınır, kapılar kapanır ve tufan başlar. Birkaç gün sonra gemide şeytanı gören Hz. Nuh şaşırır ve "Sen nasıl içeri girdin bre melun?" diye çıkışır. O da eşeğin kuyruğuna yapıştığını, gir içeri melun, deyince de içeri girdiğini söyler. Hz. Nuh eşeğin neden içeri girmediğini anlar ama artık geç kalmıştır. Kaldı ki nerede insan varsa mutlaka şeytan da olacaktır. Şeyhî'ye göre meşhur olan ilk eşek budur. Üzeyir peygamberin eşeği İkinci meşhur eşek Hz. Üzeyir'in eşeğidir. Bakara 259. ayette de geçer Hz. Üzeyir'in eşeğinin hikayesi. Yahut altı üstüne gelmiş ıpıssız bir şehre uğrayıp: "Allah, bunu bu ölümünden sonra nereden diriltecek?" diyen kimse gibi. Bunun üzerine Allah, onu yüz yıl öldürdü, sonra diriltti ve: "Ne kadar kaldın?" diye sordu. O: "Bir gün veya bir günden eksik kaldım." dedi. Allah: "Hayır, yüz yıl kaldın. Öyle iken yiyeceğine ve içeceğine bak, henüz bozulmamış. Bir de eşeğine bak! Bunlar, seni insanlara karşı gücümüzün bir canlı delili yapmamız içindir. Hele o kemiklere bak, onları nasıl birbirinin üzerine kaldırıyor, sonra onlara nasıl et giydiriyoruz?" Bu şekilde hak kendisine apaçık belli olduğunda: "Allah'ın her şeye gücü yettiğini şimdi biliyorum." dedi. Ayet-i kerimede geçen
HarnâmeŞeyhi · Kapı Yayınları · 2021244 okunma
Harname
Puan vermedi·95 syf.··
Beğendi
·
2023 3. kitabı
·
14 saatte okudu
·
Okunma: 10 Ocak 2023 11:53
Harnâme, 15.yy Divan edebiyatının gerek ele aldığı konu gerek anlatılış tarzıyla en farklı ve dikkat çekici eserlerinden biri. Eseri daha da ilginç kılan şey ise mesnevi türünde yazılması ise birlikte edebiyatımızda fabl türüne yakın ilk eser olması. Eserde Şeyhi, kahramanımız eşek üzerinden toplumdaki farklılıkları hak ve adalet çerçevesinde sorguya çekerek sosyal eşitsizlik ve kanaatkârlık kavramlarını öne çıkarmış. Mizah unsurunu da ekleyerek tadına doyum olmayan bir başyapıtı vücuda getirmiş. Kitabın baskı kalitesi, Enis Batur'un ön sözü, sayfalardaki çizimler de oldukça başarılı.
HarnâmeŞeyhi · Kapı Yayınları · 2021244 okunma

Yazar Hakkında

ŞeyhiYazar · 2 kitap
15. yüzyılın büyük divan şâiri, sultân-üş-şuarâ. Asıl adı Yûsuf Sinân olan Şeyhî, Germiyan (Kütahya)lıdır. Asıl mesleği tabîblik olması sebebiyle Hekîm Sinân adıyla şöhret kazanan bu büyük şâir Hacı Bayrâm-ı Velî'ye intisâbı dolayısiyle Şeyhî lakabını almış ve böyle tanınmıştır. İlk tahsiline devrinin kültür merkezlerinden biri olan Kütahya'da başladı. Şâir Ahmedî ve diğer âlimlerden ilim öğrendi. Daha sonra İran'a giderek diğer ilimlerin yanında tasavvuf, hikmet ve tıp tahsil eden Yûsuf Sinân, büyük âlim ve velî Seyyid Şerîf Cürcânî ile birlikte ilim öğrendi. Bilhassa tasavvuf büyükleriyle temâsını sağlayan bu tahsilinden sonra, tasavvuf ve edebiyâtta derin bilgiler kazanmış âlim ve değerli bir tabip hüviyetiyle döndü. İran'dan dönüşü sırasında Ankara'da Hacı Bayrâm-ı Velî'ye talebe olan ve bu sebeple Şeyhî mahlasını alan şâir, Kütahya'ya döndükten sonra attar dükkanı açarak hekimliğe başladı. Şiirle ilgili çalışmalarnı da sürdürüp Germiyan Beyi İkinci Yâkub Beye kasîdeler yazarak, onun husûsî tabibi, musâhib ve sohbet arkadaşı oldu. Çelebi Sultan Mehmed Hanın 1415'te Karaman Seferi sırasında Ankara'da rahatsızlanması üzerine dâvet edilen Şeyhî, tedâvide gösterdiği başarı üzerine taltif edilerek Tokozlu köyü tımar olarak kendisine verildi. Müneccimbaşı Ahmed Dede'nin nakline göre Osmanlı Devletinin ilk reîsületibbâsı olarak Sultan'ın husûsî tabipliğine getirildi. Bu arada, Germiyanoğlu Yâkub Beyle de ilgisini kesmeyen Şeyhî, onun hakkında kasîde ve terci-i bendler nazmetti. 1421'de İkinci Murâd Hanın tahta geçmesinden sonra Osmanlı sarayıyla münâsebeti daha sıklaşmaya başladı. İkinci Murâd Hanın emriyle Nizâmî'nin Hüsrev ü Şîrîn mesnevîsini tercüme etmeye başladı. Hüsrev ü Şîrîn'den bin beyit kadar tercüme edip Murâd Hana sunduktan sonra Germiyan'a döndü. Germiyan'da kaldığı bu yıllarda Mehmed Paşa ve 1426-27 yıllarında da Anadolu Beylerbeyi Hamza Bey için kasîdeler yazdı. 1429 yılında Yâkub Beye yazdığı kasîdeden sonra hayatta olduğuna dâir bir kayda rastlanmadığından, 1431'de 60 yaşını geçtiği hâlde vefât ettiği tahmin edilmektedir. Mezârı Kütahya'ya yedi kilometre uzaklıktaki Çiftepınar köyü kıyısındadır. Kabri 1961 yılında yeniden yaptırılmıştır. Divan şiirinin büyük ustası Ahmedî'nin ardından yetişerek klâsik kültür ve edebiyâtın birçok inceliklerini eserlerine aksettiren Şeyhî, Anadolu'daki Türk edebiyâtının kuruluş devrini devâm ettirmiştir. O da diğer çağdaşları gibi klâsik İran edebiyâtı zevkiyle yetişmiş ve Türkçeye, böyle bir sanat anlayışı içinde millîleşen eserler kazandırmıştır. Şeyhî, çağının dînî ve ictimâî yaşayışını peygamberlerin hayatlarını ve bilhassa tasavvuf kültür ve inanışlarını şiirlerinde işlemiş, divan şiiri sanatlarını, mecaz ve mazmunlarını incelik ve ustalıkla kullanmıştır. Daha ziyade sofî mîzaçlı, zarîf, nüktedân olan Şeyhî'nin kendisine yöneltilen bâzı haksızlıkları hassâsiyet ve tevekkülle karşıladığı eserlerinden anlaşılmaktadır. Bâzı eserlerinde devrinden ve muhitinden şikâyet ederken, bunlarda sanatkâr rûhunu ve gurûrunu tatmin edememekten ileri gelen bir hırçınlık ve asâbiyet görülmez. Bilhassa onda, sükûn, tevekkül, teslimiyet ve huzûr sezilmektedir. Bu hâli, tasavvuf ilminde yüksek derecelere ulaşması ve Hacı ve Bayrâm gibi bir büyük zâta bağlanmasıyla îzâh edilebilir. Şeyni'nin Eserleri: Şeyhî'nin hâlen mevcut eserleri; Dîvân, Harnâme ve Hüsrev ü Şîrîn'den ibârettir. Bunlardan başka Ney-nâme adlı ufak bir mesnevîsiyle tıbba dâir manzum bir eseri ve Hâb-nâme adını taşıyan Farsçadan çevrilmiş bir mesnevîsinin de bulunduğu bilinmektedir. 1. Dîvân: İstanbul kütüphânelerinde hâlen altı yazma nüshası vardır. Millet Kütüphânesi, Ali Emîri kısmı, 238 numarada bulunan nüshanın Türk Dil Kurumu tarafından tıbkıbasımı yapılmıştır. Yirmi kasîde, iki terkîb-i bend, üç tercî, iki müstezâd ve iki yüz kadar da gazelden meydana gelmiştir. Eserden seçmeler yapan Prof. Dr. Faruk Timurtaş, Şeyhî'nin hayâtı ve sanatına yer vererek yayınlamıştır. 2. Harnâme: Yük taşımakta pekçok sıkıntılar çeken, çelimsiz bir eşeği ele alan Şeyhî, semiz bir öküz gibi olmaya çalışan bu eşeğin başına gelenleri anlatan hiciv sahasında yazılmış bir mesnevîdir. 126 beyitten meydana gelen eser, 4 kısımdır. İlk on iki beyit Allahü teâlânın varlığı, birliği, Peygamber efendimizin üstünlüklerini belirten tevhid ve nât; yirmi altı beyti de pâdişâhı medhidir. Eser rahmetli Prof. Faruk Timurtaş tarafından neşredilmiştir. 3. Hüsrev ü Şîrîn: Esere, Şeyhî'nin yeğeni Cemâlî tarafından zeyl (ek) yapılmıştır. İkinci Murâd Hanın emriyle Nîzâmî'nin aynı adlı mesnevîsinden tercüme edilen bu eser, mefâîlün mefâîlün feûlün kalıbıyladır. 6944 beyitten meydana gelir. Eserde hikâyeye girmeden önce, 775 beyitlik bir kısım gelmektedir. Bu kısım, duâ, münâcât, tevhîd, nât, yaratılış ve yaratıcıya âit hikmet bahsi, kitabın yazılış sebebi, İkinci Murâd Hana medhiyeler ve Pâdişâh'a nasîhat yollu hitâb başlıklarını taşıyan mesnevî ve kasîde şekilleriyle yazılmış 15 parça manzûmeden meydana gelmiştir. Esas hikâye 11 bölümdür ve mesnevîde gerek Hüsrev ve Ferhâd ve gerekse Şîrîn ağzından söylenmiş 26 gazel bulunmaktadır. Ayrıca Şîrîn tarafından söylenen kasîde şeklinde bir münâcâtla Ferhâd'ın dilinden söylenmiş yedi bendlik bir tercî-i bend de bulunmaktadır. Çok okunan bu mesnevînin nüshaları oldukça fazladır. Prof. Dr. Faruk Timurtaş tarafından bir incelemeyle 1963 yılında yayınlanmış ve 1980 yılında ikinci baskısı yapılmıştır. Prof. Dr. Timurtaş ayrıca Şeyhî ve Çağdaşlarının Eserleri Üzerine Bir Gramer Araştırması adlı eseriyle Şeyhî'nin Türk dilindeki yerini ve ustalığını geniş olarak ele almıştır.