Tahmini Okuma Süresi:
4 sa. 5 dk.
Sayfa Sayısı:
144
Basım Tarihi:
2011
Yayınevi:
Hoşgörü Yayınları
ISBN:
9786054042487
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Türler:
Sıralamalar

Yorumlar ve İncelemeler

10/10
·144 syf.··
2020 11. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 09 Şubat 2020 00:47
İranlı şair Şehriyar'ın Azerbaycan Türkçesiyle yazdığı "Heydarbaba" isimli şiir, ismini Şehriyar'ın büyüdüğü yerdeki dağın isminden almış. Bu şiir 126 kıtadan oluşuyor ve kitapta her kıtanın altında Türkçe çevirisi de var. Şiirleri o kadar derin, anlamlı ve içten ki zaman zaman duygulandırdı. Ayrıca kendimi frenlemesem az daha tek oturuşta bitiriyordum, o kadar da akıcı bir kitap. Kendimi frenleme sebebim, bu zevki bir anda tüketmeyip birkaç güne yaymaktı ve öyle de oldu. Şiiri öneririm ama şunu da eklemeyi görevim sayarım: Ben Azerbaycan Lehçesine hakim biri olduğum için orijinal kısmını okudum; bu bilgiyi verme sebebim sizin de bildiğiniz üzere şiirde çeviri yapınca bazen o duyguyu tam olarak veremeyebiliyor ama yine de bu kitabı okuyup da pişman olacağınızı düşünmüyorum.
Haydar BabaMəhəmməd Hüseyn Şəhriyar · Hoşgörü Yayınları · 2011133 okunma
Heyderbaba dünya yalan dünyadı
Puan vermedi·144 syf.·
2022 2. kitabı
Şehriyar, Türk dünyasında "Heyderbaba şairi" olarak ünlenmiş tanınıp sevilmiştir. "Heyderbaba" onun köyünün kurulu olduğu dağın adıdır. Azerbaycan edebiyatı için bir dönüm noktası olan bu şiir, kendisinden sonra gelenleri etkilemiş ve Azerbaycan edebiyatına can vermiştir. Son derece yalın bir dille kaleme aldığı şiirde köyüne, çocukluğunun geçtiği yerlere duyduğu özlemi dile getirmiştir. Şiir seven sevmeyen herkese sitede okuma oranı düşük olan bu kitabı okumalarını öneririm. Bir çırpıda bitirilebilecek bu kitabın ilk kısmının kaydı da internette bulunmaktadır. Okurken bir yandan kendi sesinden de dinleyebilirsiniz. :) youtube.com/watch?v=T3l8b35...
Şiir
Haydar BabaMəhəmməd Hüseyn Şəhriyar · Hoşgörü Yayınları · 2011133 okunma
10/10
·
Beğendi
Güney Azerbaycanlı muhteşem şair Muhammed Hüseyin Şahriyarın "Haydar Baba"(Heydər Babaya Salam)şiiri...Çok güzel,çok mükemmel şiir.Şiir sanki dudaklarınızın arasından akıyor gibi.Çok sevdim.Şahriyar bu şiire kadar bütün şiirlerini farsça yazmış.Ama annesi bir gün ona şiirlerini farsça yazdığı sürece Şahriyarın yazdıklarını okumayacağını söylemiş ve Şahriyada o günden Azerbaycan türkçesiyle "Haydar Baba"(Heydər Babaya Salam) şiirini yazmaya başlamış.Müthiş kitap.İyi okumalar:)
Haydar BabaMəhəmməd Hüseyn Şəhriyar · Hoşgörü Yayınları · 2011133 okunma
10/10
·33 syf.··
Beğendi
·
2020 23. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 11 Kasım 2020 01:37
Məhəmməd Hüseyn Şəhriyarın, Cənubi Azərbaycanlı məşhur şairin ən sevdiyim əsəri. Bəzi şeirləri oxuyarkən bəyəndiyim yerini xətləyər, ‘qəşəngdir’ deyib keçərkən, bəzilərinin bircə beytini belə unutmamaq istəyirəm. Bu poemanın bircə sözünü belə unutmamaq istəyirəm. Elə buna görədir ki yəqin, açıb-açıb oxuyar, yenidən heyran qalaram. Şair poemadakı hadisələri bu cür səlisliklə ifadə edərkən verdiyi duyğuları azca da itirməyib başına gələn bütün hadisələri həmin an ordaymışsınız kimi sizə hiss etdirir, yaşadır. Hər bənd sizi oxuyanda birinci səthi olaraq çox şeirdə olduğu kimi qafiyəsinə heyran edir, qulağınızı oxşayır. Daha sonra özünü təkrar oxutdurub dediklərini anlamağınızı, anladıqca şairin yaşadıqlarını hiss etməyinizi istəyir. Şairin poemanın ikinci hissəsində “o yerdə”, “bu çeşmədə” “bu xırmanda” kimi sanki Xoşginabı gəzə-gəzə yazırmış hissini verən ifadələri çox doğmadı. Oxuduqca, şairin həyatından məlumatınız da varsa, insan kövrəlsə də, gülümsəyir. Hər gülümsəmədən sonra da bir ‘heyif’ deyir. Xüsusən də bu bəndi oxuyanda; Mənim yolum məhəbbət caddəsiydi, Son sözlərim haqqın iradəsidi, Məhəbbətin risalət vədəsiydi, Yoxsa məndə bir kəs ilə qərəz yox, Siyasət adlı məndə bir mərəz yox.
Şiir
Haydar BabaMəhəmməd Hüseyn Şəhriyar · Hoşgörü Yayınları · 2011133 okunma
Mənim də bir adım gəlsin dilüzə...
Puan vermedi·144 syf.··
2022 19. kitabı
Məhəmmədhüseyn Şəhriyarın klassikləşmiş əsəri. Şair burada öz vətənini - Təbrizin Heydərbaba dağını öz ana dilində, ən gözəl şəkildə tərənnüm edir, bölgədə məşhur insanları təsvir edir, uşaqlıq günlərini yadına salır, və bundan əlavə bunların hamısını bizim gözümüzün önündən sanki, o günləri balaca Şəhriyarla birlikdə oynarmışcasına doğma şəkildə canlandırır. Ehtimal ki, bu gözəl əsər bir çoxumuzun önünə dərsliklərdə qısaldılmış formada çıxıb, fəqət biz onun tam versiyasını oxumağı düşünməyə belə cəhd etməmişik.
Şiir
Haydar BabaMəhəmməd Hüseyn Şəhriyar · Hoşgörü Yayınları · 2011133 okunma
Puan vermedi·144 syf.··
2014 3. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2014 21:54
Şəhriyarın anasının sözü ilə yazmağa başladı əsəri... Bunu müəllifin dilindən dinləmək çox daha gözəldir təbii ki. "Həmşərilərə" xas olan fonetik xüsusiyyətlər daha çox nəzərə çarpır. Bakılıların danışığına bənzəməsi daha da doğmalaşdırır poemanı.
Haydar BabaMəhəmməd Hüseyn Şəhriyar · Hoşgörü Yayınları · 2011133 okunma
Reklam

Yazar Hakkında

Məhəmməd Hüseyn ŞəhriyarYazar · 6 kitap
Tam adı Doktor Seyyid Muhammed Hüseyin Behcet Tebrizî'dir. Bunlardan Muhammed Hüseyin şairin küçük adı, Behcet Tebrizî soyadı, (Seyyid) peygamber soyundan geldiği için) lakabı, Doktor muhtemelen tıp fakültesinde okuduğundan dolayı söylenen bir hitab sözü, Behçet aynı zamanda ilk mahlası, Şehriyar ise daha sonraki mahlasıdır. Şair ülkesinde ve dünyada mahlası olan Şehriyar olarak tanınmaktadır. Doğum tarihi kaynaklarda çok çeşitli olmakla beraber 1904 yılında Tebriz'in Bağmeşe mahallesinde doğmuş olmalıdır. Babası Tebriz'in ünlü avukatlarından kemal ve faziletle şöhret bulmuş Hacı Mir Ağa, annesi ise Kövkeb hanımdır. Şehriyar'ın çocukluk yılları Tebriz'deki Meşrutiyet devrine rastlamaktadır. Tahsil hayatı ile ilgili bilgiler karışıktır. İlk tahsilini babasından almış ve küçük yaşlardan itibaren şiire yatkınlık gösterdiğinden. o devirde okutulması adet olan Kuran-ı Kerim, Sadi'nin Gülistan'ı ve Ebu Nasri Ferahi'nin Nisab adlı Arapça Farsca manzum lügatiyle öğrenimine devam etmiştir. Daha sonra Molla İbrahim'den daha altı yaşında iken Gülistan ve Hafız dersi almıştır. İlk resmi öğretimine Tebriz'deki Medrese-yi Müttehide'de başlamıştır. Yaz mevsiminde ise Kayışkurşak'da aydın bir zat olan Molla İbrahim Halil'de eğitim ve öğretimine devam etmiştir. Orta tahsiline ise Füyuzat ortaokulunda başlamış ve dokuzuncu sınıfa kadar devam etmiştir. Ayrıca Tebriz'deki Talibiyye Medresesi'nde Arap dili ve edebiyatı okumuş, daha sonra 1921'de darülfünuna kaydolmuş ve 1923'de tıp fakültesine girmiştir. Ama tıp fakültesini maddi zorluklar yüzünden bitirememiştir. Şehriyar'ın sevdiği kızın adının Süreyya olduğunu biliyoruz. 1973 yılında yaptığı Tahran radyosunda yaptığı bir konuşmada Süreyya ile son defa Behcetabad'da buluşacaklarını ancak onun gelmediğini, ertesi sabah ise fakülteyi bitirmesine iki üç ay kala Tahran'dan sürgün edildiğini, Behcetabad Hatiresi şiirini bu buluşmaya hasrettiğini söylemiştir. Şairin devlet memurluğuna 1932 yılında başladığında bütün kaynaklar müttefiktir. Daha sonra Tahran'dan sürülmüş ve 1935 yılında tekrar Tahran'a dönmüş ve Ziraat Bankası'nda memuriyetine devam etmiştir. Şehriyar'ın hayatının önemli olaylarından biri de babasının ölümüdür. Babasının ölümümden ve 1935'de Tahran'a dönüşünden sonra şairin buhranlı bir döneme girdiğini görüyoruz. Şair bütün sevdiklerinden ve dostlarından uzaklaşır. Ruh çağırma seanslarına katılır, tasavvufa meyleder, hatta Zehebiye tarikatına intisab eder. Bu arada 1937 yılında dört ay süren bir Tebriz seyahati yapar. Şehriyarın bu bunalımlı durumu uzun sürer. Şair annesinin de ölümünden sonra uzun zaman kaldığı buhranlar ve hastalıklar geçirdiği Tahrandan aniden ayrılarak 1953 ortalarında anayurduna Tebriz'e döner. Buradaki Ziraat Bankası'nda çalışmaya başlar ve buradan emekli olur. Şehriyar, Tebriz'de en mühim eserini "Haydarbaba'ya Selam" ı yazar ve bastırır (1953). Şehriyar Tebriz'e yerleştikten sonra akrabalarından ilkokul öğretmeni ve kendisinden 35 yaş küçük Azize adlı bir kızla evlenir (20 Ağustos 1953) ve bir ev alır. Bu evliliğinden dört çocuğu olmuştur. Şehriyar 1964 yılında Hoşginab'a gider ve ikinci Heyderbaba'yı yazar ve bastırır. 1976 yılında Tahran'a gider ve misafirlikte iken eşi Azize Hanım kalp krizinden vefat eder. Şairin Türkçe şiirlerinin büyük kısmı 1982'de Yahya Şeyda tarafından Tahran'da neşredilmiş 1984 yılında ise Tebriz Üniversitesi'nde yapılan bir törenle 80. yaş günü görkemli bir şekilde kutlanmıştır. Şehriyar ömrünün son yıllarında yaşlılığın verdiği zaafiyetle birçok kez hastalanmış ve nihayet 18 Eylül 1988'de vefat etmiş ve Tebriz'in ünlü Makberetü'ş-Şuara'da toprağa verilmiştir. Şehriyar'ın hatırasına hürmeten Tebriz'de hiçbir dükkan açılmamış ve bütün halk matem işareti olarak karalar giyinmiştir. Şehriyar anadili Türkçeden başka mükemmel derecede Farsca ve Arapça , iyi derecede Fransızca bilirdi. Gençliğinden beri musiki ile yakından ilgilenmiştir. Çok güzel tar çalan Şehriyar'a İran'ın meşhur musikişinaslarından Ebulhasan Seba, Dervişandan kalma kıymetli bir tar hediye etmişti. Şehriyar, İran'ın ünlü hanende ve sazendelerinden Ebulhasan Han İkbal, Kamer, Kerimağa Safi ile dost olmuş, Ebulhasan Seba dahil bir çoğuna ölümleri vesilesiyle Farsca ve Türkçe mersiyeler yazmıştır. Şair emekliliğinden sonra Tebriz'de sade bir hayat sürmüştür. Küçük çocuklarını sevip okşayarak onlarla Tebriz sokaklarında gezintiye çıkan Şehriyar'ın bir zevkinin de güzel hattıyla Kuran ayetlerini istinsah edip dostlarına hediye etmek olduğu bilinir. Şehriyar usta şairliğinin yanında seyit (peygamber soyundan gelen) olması yönüyle de halk arasında büyük saygı ve sevgi görmüştür. Şair emeklilik günlerinde maddi sıkıntılar içinde olmuş, 1976'da bulunduğu Tahran'da Ettelaat gazetesine verdiği demeçte 22 yıldan beri aynı elbiseyi giydiğini söylemiştir. İran edebiyatındaki yeri dolayısıyla birinci dereceli Maarif nişanı ile taltif edilmiş, Tebriz Üniversitesi edebiyat fakültesinin en büyük anfisine ve Tebriz'deki okullardan birine onun adı verilmiştir. Ayrıca daha sağlığında 16 Mart günü şehriyar günü olarak kabul edilmiş, ölümünden sonra da evi müze haline getirilmiştir. İran'ın ileri gelen şair ve yazarları tarafından da övülen Şehriyar'ın Kitapça'sında yazdığı önsözde Şehriyar'ı "Yalnız İran'ın değil, bütün şark aleminin iftiharı" olarak takdim etmiştir.