Tahmini Okuma Süresi:
14 sa. 3 dk.
Sayfa Sayısı:
496
Basım Tarihi:
13 Şubat 1993
İlk Yayın Tarihi:
13 Şubat 1990
Yayınevi:
Azərbaycan Ensiklopediyası
ISBN:
9785896000243
Ülke:
Azerbaycan
Dil:
Azerbaycanca
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Sade bir hayatınız varsa, kıymetini bilin..
9/10
·250 syf.·
2021 86. kitabı
Çocukluğumun en nadide kitabı diyebilirim. 'Heyderbabaya selam' şiiri özellikle o dönemin kültürü ve köy hayatıyla ilgili, insanların fakir, ama mutlu yaşadıkları döneme ait fikir oluşturuyor. Melankolik bir havada olmasına rağmen, şiirde bahsedilen insanların saflığı içinizi ısıtıyor. Hep okurken anneannemi andığım ve gözlerimin her seferinde yaşardığı o satırlar : Bayram idi gece quşu oxurdu, Adaklı qız bey çorabın toxurdu, Herkes şalın bir bacadan soxurdu, Ay ne gözel qaydadı şal sallamak, Bey şalına bayramlığın bağlamak. Şal istedim men de evde ağladım, Bir şal alıb tez belime bağladım, Gulam gile kaçdım, şalı salladım, Fatma xala mene çorab bağladı, ,xan nenemi yada salıb ağladı..
Edebiyat
Yalan DünyaMəhəmməd Hüseyn Şəhriyar · Azərbaycan Ensiklopediyası · 199317 okunma
10/10
·440 syf.··
Beğendi
·
2020 19. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 14 Mart 2020 17:00
Məhəmmədhüseyn Şəhriyarın seçilmiş əsərlərinin toplandığı "Yalan dünya" adlı kitabı ilə gəldim. Seyid Məhəmmədhüseyn Behcəti Təbrizi 1906-1988-ci illərdə yaşayıb. O, ən sevdiyi Ədibin kitabını vərəqləyib və qarşısına çıxan adı da təxəllüs götürüb; Şəhriyar! Şəhriyarın vəfat etdiyi tarixdə (18.09.88) İran milli şeir və ədəbiyyat günü kimi qeyd olunur. Şəhriyar deyəndə bayatılardan yadımda qalan misraları burada qoyuram; "Mən səndən ayrılmazdım, zülm ilə ayırdılar." "Mənə öz yarım gərək, neynirəm özgəsini?!" "Sən sevəsən, yad ala, əcəlsiz ölüm budu." Bu misraları oxuyub canı yanmayan, ürəyi sızıldamayan varmı ki?! Şəhriyarın şeirləri, qəzəlləri kimi bayatıları da məşhurdur. Hətta, şairin bayatılarında əks etdirdiyi hislər o qədər təsirli olur ki, Rəsul Rza da özünü saxlaya bilməyib yazır: 'Xalqın yaratdığı bu ölməz bayatıda yalnız fərdi məhəbbətin ifadəsini aramaq səhv olardı. Bu, könül iztirabının yanıqlı ifadəsi, böyük bir hissin, dərin bir məhəbbətin, saf bir duyğunun aynasıdır. Mən bu sözləri qoca bir qarının dilindən eşitdim. Bu bayatını bilməyən azərbaycanlı tapılmaz. Biz bu sözləri beşik başında anamızdan eşitmiş, səfərə çıxan atamızdan öyrənmiş, nişanlı yolunu gözləyən gəlinlərin yanıqlı səsində dinləmişik. Lakin bu gün yetmiş yaşlı bir qarının bu sözləri təkrar edə-edə gözlərini uzaqlara dikdiyini, bəlkə də xəyalında ömrün ağır illərinin kölgə salıb dumanlatdığı şirin bir xatirəni aradığını görəndə, mənim də könlümdə həsrət duyğusu, bir həqiqət, hicran ağrısı baş qaldırdı. ' Söhbət  “Qızıl gül olmayaydı” misralı bayatıdan gedir. İllər sonra Rəsul Rza eyniadlı poema yazacaqdı və ayrılıqların ən zülümlüsünü, geriyə dönüşü olmayan gedişlərin ən dəhşətlisini məhz bu misralarla bağlayacaqdı. Şəhriyarın qəmli-qəmli yazdığı, sadəcə, bayatıları deyildi. Şəhriyarın möhrü
Yalan DünyaMəhəmməd Hüseyn Şəhriyar · Azərbaycan Ensiklopediyası · 199317 okunma

Yazar Hakkında

Məhəmməd Hüseyn ŞəhriyarYazar · 6 kitap
Tam adı Doktor Seyyid Muhammed Hüseyin Behcet Tebrizî'dir. Bunlardan Muhammed Hüseyin şairin küçük adı, Behcet Tebrizî soyadı, (Seyyid) peygamber soyundan geldiği için) lakabı, Doktor muhtemelen tıp fakültesinde okuduğundan dolayı söylenen bir hitab sözü, Behçet aynı zamanda ilk mahlası, Şehriyar ise daha sonraki mahlasıdır. Şair ülkesinde ve dünyada mahlası olan Şehriyar olarak tanınmaktadır. Doğum tarihi kaynaklarda çok çeşitli olmakla beraber 1904 yılında Tebriz'in Bağmeşe mahallesinde doğmuş olmalıdır. Babası Tebriz'in ünlü avukatlarından kemal ve faziletle şöhret bulmuş Hacı Mir Ağa, annesi ise Kövkeb hanımdır. Şehriyar'ın çocukluk yılları Tebriz'deki Meşrutiyet devrine rastlamaktadır. Tahsil hayatı ile ilgili bilgiler karışıktır. İlk tahsilini babasından almış ve küçük yaşlardan itibaren şiire yatkınlık gösterdiğinden. o devirde okutulması adet olan Kuran-ı Kerim, Sadi'nin Gülistan'ı ve Ebu Nasri Ferahi'nin Nisab adlı Arapça Farsca manzum lügatiyle öğrenimine devam etmiştir. Daha sonra Molla İbrahim'den daha altı yaşında iken Gülistan ve Hafız dersi almıştır. İlk resmi öğretimine Tebriz'deki Medrese-yi Müttehide'de başlamıştır. Yaz mevsiminde ise Kayışkurşak'da aydın bir zat olan Molla İbrahim Halil'de eğitim ve öğretimine devam etmiştir. Orta tahsiline ise Füyuzat ortaokulunda başlamış ve dokuzuncu sınıfa kadar devam etmiştir. Ayrıca Tebriz'deki Talibiyye Medresesi'nde Arap dili ve edebiyatı okumuş, daha sonra 1921'de darülfünuna kaydolmuş ve 1923'de tıp fakültesine girmiştir. Ama tıp fakültesini maddi zorluklar yüzünden bitirememiştir. Şehriyar'ın sevdiği kızın adının Süreyya olduğunu biliyoruz. 1973 yılında yaptığı Tahran radyosunda yaptığı bir konuşmada Süreyya ile son defa Behcetabad'da buluşacaklarını ancak onun gelmediğini, ertesi sabah ise fakülteyi bitirmesine iki üç ay kala Tahran'dan sürgün edildiğini, Behcetabad Hatiresi şiirini bu buluşmaya hasrettiğini söylemiştir. Şairin devlet memurluğuna 1932 yılında başladığında bütün kaynaklar müttefiktir. Daha sonra Tahran'dan sürülmüş ve 1935 yılında tekrar Tahran'a dönmüş ve Ziraat Bankası'nda memuriyetine devam etmiştir. Şehriyar'ın hayatının önemli olaylarından biri de babasının ölümüdür. Babasının ölümümden ve 1935'de Tahran'a dönüşünden sonra şairin buhranlı bir döneme girdiğini görüyoruz. Şair bütün sevdiklerinden ve dostlarından uzaklaşır. Ruh çağırma seanslarına katılır, tasavvufa meyleder, hatta Zehebiye tarikatına intisab eder. Bu arada 1937 yılında dört ay süren bir Tebriz seyahati yapar. Şehriyarın bu bunalımlı durumu uzun sürer. Şair annesinin de ölümünden sonra uzun zaman kaldığı buhranlar ve hastalıklar geçirdiği Tahrandan aniden ayrılarak 1953 ortalarında anayurduna Tebriz'e döner. Buradaki Ziraat Bankası'nda çalışmaya başlar ve buradan emekli olur. Şehriyar, Tebriz'de en mühim eserini "Haydarbaba'ya Selam" ı yazar ve bastırır (1953). Şehriyar Tebriz'e yerleştikten sonra akrabalarından ilkokul öğretmeni ve kendisinden 35 yaş küçük Azize adlı bir kızla evlenir (20 Ağustos 1953) ve bir ev alır. Bu evliliğinden dört çocuğu olmuştur. Şehriyar 1964 yılında Hoşginab'a gider ve ikinci Heyderbaba'yı yazar ve bastırır. 1976 yılında Tahran'a gider ve misafirlikte iken eşi Azize Hanım kalp krizinden vefat eder. Şairin Türkçe şiirlerinin büyük kısmı 1982'de Yahya Şeyda tarafından Tahran'da neşredilmiş 1984 yılında ise Tebriz Üniversitesi'nde yapılan bir törenle 80. yaş günü görkemli bir şekilde kutlanmıştır. Şehriyar ömrünün son yıllarında yaşlılığın verdiği zaafiyetle birçok kez hastalanmış ve nihayet 18 Eylül 1988'de vefat etmiş ve Tebriz'in ünlü Makberetü'ş-Şuara'da toprağa verilmiştir. Şehriyar'ın hatırasına hürmeten Tebriz'de hiçbir dükkan açılmamış ve bütün halk matem işareti olarak karalar giyinmiştir. Şehriyar anadili Türkçeden başka mükemmel derecede Farsca ve Arapça , iyi derecede Fransızca bilirdi. Gençliğinden beri musiki ile yakından ilgilenmiştir. Çok güzel tar çalan Şehriyar'a İran'ın meşhur musikişinaslarından Ebulhasan Seba, Dervişandan kalma kıymetli bir tar hediye etmişti. Şehriyar, İran'ın ünlü hanende ve sazendelerinden Ebulhasan Han İkbal, Kamer, Kerimağa Safi ile dost olmuş, Ebulhasan Seba dahil bir çoğuna ölümleri vesilesiyle Farsca ve Türkçe mersiyeler yazmıştır. Şair emekliliğinden sonra Tebriz'de sade bir hayat sürmüştür. Küçük çocuklarını sevip okşayarak onlarla Tebriz sokaklarında gezintiye çıkan Şehriyar'ın bir zevkinin de güzel hattıyla Kuran ayetlerini istinsah edip dostlarına hediye etmek olduğu bilinir. Şehriyar usta şairliğinin yanında seyit (peygamber soyundan gelen) olması yönüyle de halk arasında büyük saygı ve sevgi görmüştür. Şair emeklilik günlerinde maddi sıkıntılar içinde olmuş, 1976'da bulunduğu Tahran'da Ettelaat gazetesine verdiği demeçte 22 yıldan beri aynı elbiseyi giydiğini söylemiştir. İran edebiyatındaki yeri dolayısıyla birinci dereceli Maarif nişanı ile taltif edilmiş, Tebriz Üniversitesi edebiyat fakültesinin en büyük anfisine ve Tebriz'deki okullardan birine onun adı verilmiştir. Ayrıca daha sağlığında 16 Mart günü şehriyar günü olarak kabul edilmiş, ölümünden sonra da evi müze haline getirilmiştir. İran'ın ileri gelen şair ve yazarları tarafından da övülen Şehriyar'ın Kitapça'sında yazdığı önsözde Şehriyar'ı "Yalnız İran'ın değil, bütün şark aleminin iftiharı" olarak takdim etmiştir.