Selam dostlar.. Bugün sizi alışılmışın dışında bir yolculuğa, Hindistan’ın renkli kumaşlar ile derin yoksulluğun, kadim gelenekler ile kadın ruhunun mücadelesinin iç içe geçtiği o topraklara götürmek istiyorum. Sizce de coğrafya bir kader midir yoksa bir kandil mi?
Aslında bu eser, Hindistan’daki kadınların yaşamına sadece bir gözlemci olarak bakmıyor; onların kalp atışlarını duyurmaya çalışıyor. Hindistan’da kadın olmak; bazen binlerce yıllık geleneklerin gölgesinde kalmak, bazen de o gölgenin içinde kendi güneşini yaratmak demek. Müştak, bu zorlu coğrafyada kadınların maruz kaldığı toplumsal baskıyı, kast sisteminin görünmez duvarlarını ve haksızlıkları anlatırken, kalemini bir kılıç gibi değil, bir kandil gibi kullanıyor.
Kitapta beni en çok sarsan noktalardan biri, Hindistan’ın kalabalık sokaklarında kendi sesini bile duymakta zorlanan kadınların, bir araya geldiklerinde nasıl devasa bir ışığa dönüştükleriydi. Mesela bir bölümde, hayatın yükü altında omuzları çökmüş, her gün aynı zorluğa uyanan kadınların hikayesini görüyoruz. Onlar için Kalp Lambası, sadece bir umut değil; birbirlerinin yarasına merhem olma biçimi. Bir kadının, diğerinin karanlığını fark edip kendi lambasından ona bir parça ateş vermesiyle başlayan o zincirleme reaksiyon, Hindistan’ın tozlu sokaklarını bile güzelleştiriyor bence.. Bu kitap benim için çok farklıydı çünkü, Hindistan'daki kadınları sadece kurban olarak resmetmemesi hatta tam tersine, Kadınların birbirine tutunarak nasıl ayakta kaldığını, Hindistan’ın mistik havasıyla harmanlanmış gerçekçi dramları ve büyük devrimlerin değil, küçük kalp lambalarının dünyayı değiştirebileceğini gözler önüne sürüyor.
Eğer Hindistan denince aklınıza sadece Bollywood dansları geliyorsa, bu kitap algınızı değiştirecek. Kalp Lambası, size o uzak