"Heceli Şerhler" sıradan bir şiir kitabı değil; insanın kendi iç âlemine, kırgınlıklarına, suskunluklarına ve yüzleşemediklerine tutulmuş bir aynadır. Hayatın sadece başımıza gelenlerden ibaret olmadığını, bazen yaşamadıklarımızın da içimizde derin izler bıraktığını şiir diliyle anlatıyor. Bu dizelerde kimi zaman yağmurda arşınlanan kaldırımlar, kimi zaman bir çocuğun gözyaşı, kimi zaman da sessizce büyüyen bir sitem var.
Kitap, kaderin bir yazgı değil, çoğu zaman kendi tercihlerimizin sonucu olduğunu hatırlatıyor. "Kaderin hiç suçu yok, melekler şahididir" derken, acının çoğu zaman insanın kendi seçimi olduğunu haykırıyor. Her dizede, okuyucuyu kendiyle yüzleştiriyor; geçmişin yükleriyle, vicdanın sesiyle, bastırılmış duygularla…
Heceli Şerhler, çocukluğun masumiyetine duyulan özlemi, toplumsal adaletsizlikleri ve bireysel yalnızlıkları etkileyici imgelerle işliyor. Şiirlerde, bir yandan masumiyeti elinden alınmış çocukların feryadı yankılanırken, diğer yanda insanın kendi içindeki çelişkilerle mücadelesi gözler önüne seriliyor. Kelimeler, sadece anlam taşımaz bu kitapta; bir yük taşır, bir sızı, bir isyan, bir kabul…
Bu şiirler okuru sarsmakla kalmıyor, düşündürüyor da. Hayatın en karmaşık yönlerini yalın ama etkili bir dille ortaya koyuyor. Şiiri bir kaçış değil, bir yüzleşme alanı olarak görenler için bu kitap güçlü bir yol arkadaşı. Her dizenin ardında derin bir haykırış, her kelimenin içinde saklanmış bir gerçek var.
Eğer şiiri, yalnızca estetik değil; aynı zamanda bir içsel arayış olarak görüyorsanız, Heceli Şerhler sizin için bir dönüm noktası olabilir.
Bir dağ küser bir şehre, gece dağa dar olur
Yine günahta şehir, yine insan har olur
Büyüdükçe yalanlar, hüzün hükümdar olur
Şer düşer gönüllere, tadılır binbir zehir
Kaderin hiç suçu yok, melekler