İnsan Hakları

Thomas Paine
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·312 syf.··
2021 4. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 23 Ocak 2021 15:41
“Yasaları sadece o toprakta ortaya çıkmış yasalarla ölçmekten başka çaremiz olmasaydı, adaletsizliklerin yok edilmesinde hiç aşama kaydedilmez,gerçekten de hiç ilerleme olmazdı:kölelik kaldırılmaz, kadınlar kölelerle aynı statüde görülür, LGBT bireyler hiçbir yerde insanlığın eşit üyeleri kabul edilmezdi. Azınlık hakları tanınmazdı...(Ayşen Candaş) Kitabımız Siyaset bilimci Ayşen Candaş’ın insan hakları , adalet hakkındaki düşünceleriyle başlıyor. İnsanın sadece insan olduğu için doğal hakları olduğundan ve bunların eşit dağıtılması gerektiğinden ki bu şekilde adaletin sağlanacağından bahsediyor. Ardından Amerikan ve Fransız İhtilalleri’nin düşünce kurucusu olan, politikacı, devrimci Thomas Paine’nin düşüncelerini; daha önceki sistemi muhafaza etmek isteyen, aristokrasiye yaltaklık yapan Mr.Burke’e vermiş olduğu cevapları okuyoruz. Milletleri kişilerin değil milletin icadı olan yasaların yönetmesi gerektiğinden(bunun en insanca yaşama şekli olduğundan), monarşinin adeta bir kölelik sistemi old., bir işçinin-hamalın bile belli bir özelliklere sahip olması gerekirken bir kralın yalnızca doğmuş olmasının yeterli bir sebep olmasının gülünç bir olay olduğundan bahsediliyor. Amerikan İhtilalleri Özellikle de Fransız ihtilali ayrıntılı olarak işlenmiş. Özellikle Fransız ihtilalin nedenleri; Voltaire,Montesqieu, Rousseau, Turgot gibi düşünürlerin fikirleri, burjuva sınıfının ne kadar güçlense de asla aristokrat-asil sınıfın sahip olduğu haklara sahip olamayacağından kaynaklanan hukuksal eşitsizlik, asil sınıftan alınmayıp fakir ve orta sınıftan alınan fukara vergisi, mum, ev, pencere ışığı vergisi gibi mantıksız vergilerin toplumun çoğunun üzerinde yük oluşturması vs. gibi nedenler. Ben
Felsefe
İnsan HaklarıThomas Paine · İletişim Yayıncılık · 201780 okunma
Zaten ödev için okuyordum ilk 100 sayfayı okudum sıkıldım devam edesim gelmedi bende pdf bulup özetini çıkarttım onunla hallettim bu yüzden yarım kaldı :/
İnsan HaklarıThomas Paine · İletişim Yayıncılık · 201780 okunma
Fransız Devrimi üzerine
10/10
·312 syf.·
2024 7. kitabı
Bu kitabın adı ''Fransız Devrimi' nin bir Savunusu" olsa daha uygun olurmuş. Thomas Paine bu kitapta Fransa' da devrim olduktan sonra İngiltere Avam Kamarasından Edmund Burke' ün saltanatı savunan ve Fransız milletinin yaptığı ihtilale saldıran kitabına karşı görüşlerini savunmuş. Kitap ihtilalden 2 yıl sonra 1791 yılında yayınlanmış. İçinde Fransa halkını monarşiye, saltanata, istibdata isyan etmeye götüren olaylar gün ve gün anlatılmış. Harika bir kitap. Bu kitabı neden okumalısın? Devrimler çağında Amerika ve Fransa' da gerçekleşen bu devrimleri bilmek, bu devrimleri ortaya çıkaran asıl fikirler ve değerleri iyi anlamak için, Cumhuriyet' in kıymetini anlamak ve kendi tarihimize bakışımızı doğru yorumlamak için, O dönemlerde ortaya çıkan İnsan Hakları ve insan değerlerinin bugün nasıl da evrensel kabul edildiğini anlamak için.
İnsan ve Toplum
İnsan HaklarıThomas Paine · İletişim Yayıncılık · 201780 okunma
Thomas Paine ve İnsan Hakları Üzerine İnceleme
8/10
·312 syf.··
2026 8. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 20 Şubat 2026 20:40
Yazar Üzerine İnceleme Liberal düşünceyi benimseyen yazarlar denilince aklımıza ilk olarak Rousseau, John Locke ve Thomas Hobbes gelse de Thomas Paine bu ve diğer liberal yazarlara nazaran biraz daha gölgede kalmış bir şahsiyettir. Thomas Paine’i diğer liberal yazarlardan farklı kılan bazı hususlar söz konusu. Kendisi tüm yönetim haklarını Leviathan’a yani devlete verilmesini savunan Thomas Hobbes ile neredeyse tamamen zıt görüştedir. Toplumsal sözleşme olmadan önce Hobbes’a göre insan insanın kurdu iken Paine ve Locke’a göre saygı ve dayanışma söz konusuydu. Thomas Paine John Locke’un monarşi ve aristokrasi konusundaki fikirlerini paylaşsa da John Locke’tan farklı olarak iktisadi açıdan “kamu yararı” ilkesini benimser, ona göre devlet sosyal devlet (yoksullara yardım eden, çocuklara ücretsiz eğitim hakkı vs.)olmalıydı, bu yönüyle biraz daha “cumhuriyetçi” Rousseau’ya yakındı. Ancak kendisi Rousseau’dan şu konuda ayrılmaktadır, her insanın doğuştan gelen doğal hakları genel iradeye göre kısıtlanamazdı. Bunun yerine şartlı rıza, yazılı bir anayasa ve temsili demokrasiyi savunmaktaydı. Eser Üzerine İnceleme Eserin çevirisini akıcı ve sade buldum, gayet güzeldi. Bu eserde her ne kadar çoğu fikirde Paine ile mutabık kalsam da bazı konulardaki fikirlerine katılmadım. John Locke nasıl Yönetim Üzerine Bir İnceleme adlı eserinde monarşinin akıl dışı ve müsrif bir rejim olduğunu Robert Filmer üzerinden eleştiriyorsa kendisi de bu eleştiriyi Edmund Burke’ün Fransız İhtilali üzerine ihtilali kötüleyen eserine cevap olarak İnsan Hakları eserinde iddialarını örnekler vererek çürütmeye çalışmıştır. Thomas Paine’e göre monarşi keyfi bir idare şekliydi, ona göre ideal yönetim şekli temsili demokrasi ile yönetilen cumhuriyetti. Ancak bu yönetim şeklinde seçim sonucunda
Duygu ve Düşünce
İnsan HaklarıThomas Paine · İletişim Yayıncılık · 201780 okunma

Yazar Hakkında

Thomas PaineYazar · 7 kitap
Thomas Paine (d. 9 Şubat 1737 - ö. 8 Haziran 1809), ABD'li siyasi aktivist, yazar, siyaset kuramcısı ve devrimci. Düşünceleriyle Amerikan Bağımsızlık Savaşı'nı ve Fransız Devrimi'ni etkilemiştir. Hayatı ve Etkisi: Paine, İngiltere'nin Norfolk bölgesindeki Thetford'da doğdu. 13 yaşında okuldan ayrılarak bir korse yapımcısı olan babasının yanında çalışmaya başladı. Birçok iş değiştirdikten sonra vergi memuru oldu. Londra'da tanıştığı Benjamin Franklin'in önerisi üzerine 37 yaşında Amerika'ya göç etti. Bu dönemde Amerikan kolonileri ile İngiltere arasındaki ilişki bozulmaya, kolonilerde bağımsızlık düşüncesi yeşermeye başlamıştı. Amerika'da siyasetle yakından ilgilenen Paine, köleliğin kaldırılmasını ve Amerikan kolonilerinin İngiltere'den ayrılmalarını savunan yazılar yazdı. 1776'da yayımlanan Common Sense ("Sağduyu") adlı yapıtı Amerikan Bağımsızlık Bildirgesi'nin hazırlanmasında etkili oldu. George Washington'a göre Common Sense "insanların düşüncelerinde önemli bir değişime yol açmıştır". Amerikan Bağımsızlık Savaşı sırasında çeşitli kamu görevlerinde bulunan Paine, 1787'de Avrupa'ya geri döndü. İngiltere ve Fransa'da krallıkların devrilerek yerine cumhuriyetlerin kurulması için mücadele etti. 1789 Fransız Devrimiyle beklentilerinin bir bölümü gerçekleşmiş oldu. 1791-92'de İnsan Haklan (The Rights of Man) adlı kitabını iki bölüm olarak yayımladı. Bu kitapta cumhuriyet yönetimini savunarak İngilizler'i monarşiyi yıkmaya çağırdı. Halkın eğitilmesini, yoksullara yardım edilmesini, işsizlere devletin iş alanları açmasını, emekli aylığı verilmesini ve gelire göre artan oranda vergi alınmasını istedi. Bu kitabı yüzünden İngiltere'de vatana ihanetle suçlanan Paine, bu arada Fransa'da Ulusal Meclis'e seçilmişti. Fransa'ya giderek meclis çalışmalarına katıldı ve monarşinin kaldırılması yönünde oy kullandı. Ne var ki, Kral XVI. Louis'nin idamına karşı çıktığı için Maximilien Robespierreyönetimi sırasında gözden düştü ve bir yıla yakın süre hapsedildi. Paine'in hapisteyken yazdığı Age of Reason (1794, "Akıl Çağı") adlı kitabının ikinci bölü­mü 1796'da yayımlandı. Bu kitapta Tanrı'ya inandığım, ama yürürlükteki dinsel uygulamalara karşı olduğunu belirttiği için dinsizlikle suçlandı. 1796'da yazdığı son büyük kitabı olan Tarımsal Adalet'te (Agrarian Justice) toprak mülkiyetindeki eşitsizlikleri eleştirdi. 1802'de ABD'ye dönen Paine yaşamının son yedi yılını bu ülkede geçirdi ve New York kentinde öldü. Thomas Paine, 1784 yılında yayımladığı, The Age of Reason (Akıl Çağı) adlı kitabında, Tevrat ile İncil’in eleştirisine girişirken, “Tek bir Tanrı’ya inanıyorum... Yeryüzü yaşamı ötesindeki mutluluğa inanıyorum; insanlar arası eşitliğe ve sevgiye inanıyorum ve şuna da inanıyorum ki, dinsel görevler adil olmayı, hemcinslerimizi mutlu kılma çabalarını kapsar...” diyerek sözlerine başlar. Hemen arkasından “kutsal” diye biline gelen kitapların Tanrı yapısı değil, insan yapısı şeyler olduğunu söyledikten sonra yaylım ateşine geçer. Örneğin, bu kitaplar hakkındaki görüşlerini sergilerken, her şeyden önce belirttiği şudur: "Eski Ahit'in müstehcen hikayelerle, şeheviliklerle, gaddarlıklarla, intikamcılıklarla dolu sayfalarını okuduğumuzda, bu kitabın Tanrı sözleri olmaktan çok, şeytan sözleri olduğunu söylemenin daha uygun olduğunu anlarız.” Fakat, bunu da yeterli bulmaz ve ekler: “...Bu kitapları Tanrı kitapları olarak benimsemeyi Yaradan’a karşı saygısızlık sayarım.” Bugün hala uygar ülkelerin kitaplıklarında baş köşeyi işgal eden bu kitabın yazarı için Napolyon Bonapart vaktiyle şöyle demiş: “Yeryüzünün her bir kentine Thomas Paine'in saf altından yapılmış heykelinin dikilmesi gerekir.”