Mark Twain tarafından kaleme alınan "İnsan Nedir ?" Eserinde genç adam ve yaşlı adam arasında bir diyalog halinde başlayan ve tüm kitap boyunca devam eden bir kurgu görmekteyiz. Evrende em
"Biz (insanlık) yanıltıcı isimler verdiğimiz bazı niteliklerle kendimizi etiketledik.Sevgi,
nefret,hayırseverlik,merhamet,cimrilik,
cömertlik vesaire...İsimlere yanıltıcı anlamlar yüklüyoruz demek istiyorum.Hepsi kendini tatmin etme ve memnun etme biçimleri olmarına rağmen,dikkatimizi hakikaten uzaklaştırmak için isimleri onları gizliyor.Ayrıca hiç orada bulunmaması gereken bir kelimeyi de sözlüğe soktuk:Fedakarlık.Var olmayan bir şeyi tanımlıyor ama en fenası insanın tüm eylemlerini emreden ve onu bunlara zorlayan Ana Dürtü'yü görmezden gelerek hakkında hiç konuşmuyoruz;her acil durumda ve ne uğruna olursa olsun insanın kendi onayını güvenceye almasının kaçınılmaz ihtiyacını yani.Olduğumuz her şeyi ona borçluyuz.O bizim nefesimiz,kalbimiz,kanımız.O bizim yegane mahmuzumuz,kırbacımız,üvendiremiz.Oldukça etkili tek gücümüz.Bir tanesine daha sahip değiliz.."
Sohbet halinde ilerleyen, insanı düşünmeye zorlayan, bilhassa keyifle düşündüren bir kitap, felsefeye ilginiz varsa ve eğer bu tür kitapları seviyorsanız beğenirsiniz. Kesinlikle tavsiye ederim.
İnsan Nedir?Mark Twain · Flipper Yayıncılık · 202018,9bin okunma
"İnanmıştım ve bu inancımla mutluydum; sen, inancımı ve huzurumu elimden aldın. Şimdi elimde hiçbir şey kalmadı ve sersefil ölüyorum; çünkü bana anlattığın şeyler, benden alıp götürdüğün
Düşünce kitaplarını seven her bireyin kütüphanesinde bulunması gereken bir kitap.
Twain, eserini diyaloglar şeklinde yazmış. Bu diyaloglarda bir taraf soru soru sorarken (Genç Adam), diğer taraf bu sorulara çözümler üretiyor, cevap veriyor (Yaşlı Adam).
Eserde genel itibarıyla insana hükmeden temel itkiye, özgür irade problemine, bencilliğe ve bütüncül anlamda insanın muhtevasına bir göz atılıyor. Bu kavramlara getirilen açıklamalar oldukça özgün ve objektif. Okuduğunuz hemen her sayfada sizi düşünceye yönlendiriyor. Eleştirel ve hipotetik düşünmenin sınırlarını zorluyor. Dilerdim ki Twain çok daha fazla konuyu bu kitapta böylesine derin bir şekilde irdelemiş olsaydı. Zirâ değindiği konular felsefenin içeriğinde -gerek epistemoloji gerek ontolojide- hayli geniş yer tutuyorlar. Felsefe tarihinde bunlara verilen cevapların benzerleri var elbette (örneğin Ayn Rand'ın, Objektivizm düşüncesini bu kitaptan beslediğini düşünmedim değil) ancak bu durum yazarın özgünlüğüne hiçbir şekilde tesir etmiyor.
Böylesine özgün cevapların olduğu bir eserde tanrı, varoluş ve varlık, zihin ve siyâset konularının da geniş bir şekilde ele alınmasını isterdim.
Ezcümle, okumaya doyamayacağınız, insan aklını bulandıran, belli tutarlılıkları yıkan, yeniden ve yeniden sorgulamaya itebilecek muhtevaya sahip, muazzam bir eser.