Nevrasteninin kişiyi intihara meyilli kılabileceğini anlıyoruz; zira nevrasteni hastaları mizaçları itibarıyla acı çekmeye meyilli gibidirler. Gerçekten de genel olarak acının sinir sistemindeki şiddetli bir sarsıntıdan kaynaklandığını biliyoruz; çok yoğun bir sinirsel dalga çoğu zaman acı vericidir. Fakat acının başladığı eşik olan bu azami yoğunluk düzeyi kişilere göre değişiklik gösterir; dirençli sinirlere sahip kişilerde daha yüksektir; diğer insanlarda daha düşüktür. Sonuç itibarıyla, sinirleri zayıf olan kişilerde acı bölgesi daha öndedir. Nevropat kişi için her izlenim bir rahatsızlık nedenidir, her hareket yorgunluk verir; sinirleri çok hassas olduğundan en ufak bir temasta incinir; fizyolojik işlevlerin yerine getirilmesi nevropatın genellikle birtakım acılar hissetmesine sebep olur. Buna karşın, acı bölgesi gibi, nevropatın beyninde zevk bölgesi de daha öndedir; zayıflamış bir sinir sisteminin aşırı hassas hale gelmesi nedeniyle, kişi normal bir insanı etkilemeyen duygulanmalara açık hale getirir. Bu sayede en soradan olaylar bile böyle bir insan için büyük bir zevk kaynağı olabilir. Öyle görünüyor ki, bir yandan kaybettiği şeyi başka bir yanda tekrar kazanmıştır ve bu telafi mekanizması sayesinde duygusal mücadelede diğer insanlar kadar donanımlıdır.
Çoğu zaman üst üste intihar gö­rülmüş ailelerde intiharların hemen hemen birbirinin aynı olduğu saptanır. Sadece aynı yaşta değil, aynı biçimde de intihar edilir. Bir ailede tutulan yol kendini asmadır, diğer ailede gazla boğulma ya da kendini yüksek bir yerden atma yolu seçilir. Çok sözü edilen bir olayda benzerlik daha ileri gitmiş, bir ailenin tüm bireyleri, uzun ara­lıklarla, kendilerini hep aynı silahla vurmuşlardır. Bu benzerlikler de kalıtımdan yana bir kanıt olarak görülmüştür. Hâlbuki intiharı ayrı bir ruhbilimsel birim olarak görmemek için birtakım sağlam nedenler varsa da, insanda kendimi iple ya da tabancayla öldürece­ğim yolunda bir eğilim olduğunu kabul etmek daha zor geliyor!
Reklam
Üyeleri az sayıda olan inanç öbekleri, çevrelerindeki toplulukların düşmanlığına karşı koymak, bu amaçla ayakta kala­bilmek için de kendi üzerlerinde daha sıkı bir denetim uygulamak, kendilerini pek güçlü bir baskıya sokmak zorundadırlar.
Sayfa 141·Kitabı okudu
Bir bilimin ilerlediğini, ele aldığı sorunların zamanla değişmesinden anlarız. Henüz bilinmeyen yasalar keşfedildiğinde ya da en azından, yeni keşfedilen olgular henüz kesin bir çözüm getirmeseler bile soru sorma biçimlerini değiştirdiklerinde, o bilimin ilerlediğini söyleriz.
Sayfa 19
Edebiyat
Aşırı bireysellik, yalnızca intihara yol açan nedenlerin etkisini arttırmakla kalmaz, aynı zamanda kendisi de bu nedenlerden biridir.
Edebiyat
“Kurallar olması yetmez, onların adil olmaları gerekir.”
Reklam
Reklam