Irkçılık konusunda detaylı ve örneklerle dolu bir kitap olduğu için oldukça yüksek bir puan veriyorum. Kitapta ilgimi çeken birkaç noktayı aşağıda bulabilirsiniz;
Yazar kitabın ortalarında ırkçılığı kapitalizmin işgücü ihtiyacını karşılayan temel bir yapı olarak ele almış. Bu oldukça iddialı ve temeli sağlam bir teori, toprak sahibi sınıfın, hangi ırkların işçi sınıfı olacağını belirlediğini savunuyor. Kitapta sömürgecilik sisteminin belirli milliyetlerin kaderini nasıl en başından belirlediğini örneklerle görüyoruz, bu şekilde sömürge devletlerdeki halk kapitalizmin en altındaki kitle olmaya zorlanıyor.
ABD başta olmak üzere göçmen kabulünde kafatası ölçümü gibi yöntemlerin kullanılmış olması da dikkate değer bir konu. İrlanda ve Polonya dışında birçok ülke için hala bu ölçümlerden kalan önyargılar devam ediyor. Belki kafatası ölçümleri kalkmış olabilir ama yine de bu ölçülerde başarılı olamayan halklar göçmen olarak istenmiyor.
Bu süreçler günümüzde farklı milliyetlere karşı düşüncelerimizde hala yaşıyor ne yazık ki. Günlük hayatımızda hiç düşünmeden kabul ettiğimiz birçok algının oluşumundaki derin ırkçılık insanı şaşırtıyor. Kendini ve toplumu sorgulatma konusunda oldukça başarılı bir kitaptı, bu sebeple herkese öneririm.
Hiçbir şey anlamadım, çünkü kafam dolu okumuştum. Aman neyse ya. Hobi olarak sosyal bilimlerle uğraşmak sabır gerektiren bir şey. Rabbim bana sabır versin.