“Göz bir gün demiş ki: “Bu vadilerin ötesinde mavi sisle örtülü bir dağ görüyorum. Güzel değil mi?”
Kulak dinlemiş, bir süre dikkatle dinledikten sonra demiş ki: “Ama nerede bu dağ? Duymuyorum.”
Sonra el konuşmuş, demiş ki: “Onu hissetmeye veya dokunmaya çalışıyorum ama nafile, bir dağ bulamıyorum."
Ve burun demiş ki: “Dağ filan yok, kokusunu alamıyorum.”
Sonra göz başka yana döndüğünde hepsi birlikte gözün garip yanılsamasını konuşmaya başlamışlar. Demişler ki “Göze bir haller olmuş olmalı.”
Ben işte böyle buldum özgürlüğümü,
Hem özgürlüğümü buldum,
Hem de güvenliğimi,
Deliliğimde;
Yalnız olma özgürlüğümü,
Biricik olma özgürlüğümü,
Ve tanımlanıp, çözümlenip,
Anlaşılır olmaya karşı da güvenliğimi...
Çünkü, bakın, bizi çözümleyenler,
Bizi tanımlayanlar,
Bizi anlaşılır kılanlar
Ve buna bizi de inandıranlar
Tutsak almış olurlar
Bir yanımızla bizi.
Deliliğimde hem özgürlük hem güvenceyi buldum; yalnızlığın özgürlüğünü ve anlaşılmama güvencesini, çünkü bizi anlayanlar içimizde bir parçayı köle ederler