Kadere iman, muhtemelen Müslümanlıkla ilgili anlaşılması en zor konulardan biridir. Bana göre bunun sebebi; yazarın da belirttiği gibi Kur’an-ı Kerim’de kader bir inanç ilkesi olarak açıkça belirtilmemesidir (sayfa 14). Kur’an-ı Kerim’de açıkça bir inanç ilkesi olarak belirtilmeyen kadere imanın daha sonra bir iman ilkesi haline getirilmesi aşamasında farklı kişilerce farklı anlayışlar İslam kültürüne dâhil edilmiştir. Bunun sonucunda, halktan rastgele kişilere kadere imanın ne olduğu sorulsa muhtemelen her birinden farklı bir cevap alınacak hale gelinmiştir.
Terimin anlaşılmazlığını ortadan kaldırmak için okuduğum kitabın, Diyanet İşleri Başkanlığı gibi dini konularda uzmanlık yapması gereken bir kurumun Prof.Dr. unvanlı yazarı da “kadere iman”ın anlaşılmasının zor olduğunu ifade etmiş, aşağıda belirttiğim alıntılarda da görüleceği üzere kadere imandan ziyade kaderi tanımlamakla yetinmiştir.
Sözlükte kader “gücü yetmek; planlamak, ölçülü bir şekilde yapmak” gibi manalara gelir. Terim olarak, Cenab-ı Hakk’ın bütün nesne ve olayları ezeli ilmiyle bilip belirlemesi demektir. (Sayfa 13)
Dünyaya gözünü açtığında hazır bulduğu şartlar aslında Allah’ın onun için çizdiği kaderidir (sayfa 31).
Kader, Allah’ın bizi imkânlar, şartlar ve sebepler düzeni içinde yaratmasıdır (sayfa 32).
İrade ve özgürlüğünü korumak suretiyle insan için hayır ve şerrin takdir edilmesi onun için bir kaderdir (sayfa 59).
Yukarıdaki (kısmet, baht, talih, nasip) kavramların zaman zaman “kader” yerine kullanıldığı görülür (sayfa 60).
Kader, Cenab-ı Hak tarafından insanın geleceğiyle ilgili olarak hazırladığı şartların ve imkânların toplamıdır (sayfa 67).
Sonuç olarak kitap, kaderle ilgili kıymetli bilgiler içermekle birlikte isminde belirtilen “kadere iman” konusunda bir katkı sağlamaktan uzaktır.