Kaderle Oyun; Özlem Neşe Beydilli kaleminden, Arete Yayınlarından basımı yapılan, 94 sayfadan ibaret öykü kitabı.
Asker, Deprem, Şarkıcı, Rabia, Yabancı, Yoksunluk, Döngü, Ajan olmak üzere 8 adet öykü mevcut.
Her birisi sürpriz sonla biten, nasıl olur diye düşündüren, okuması kısa ama etkisi uzun öyküler barındırıyor.
Özellikle Deprem öyküsü, acısını hala hissetiğimiz 6 Şubat depremi, en az 6 Şubat depremi kadar etkisi devam eden 17 Ağustos depreminde yaşananları hissettirdi. Ne kadar hissedebilirsek... Bazı olayları yaşamayan bilemez. Allah yaşatmasın bir daha bu acıları.
Şarkıcı öyküsünde, hayatın seçimlerinden ibaret olduğunu, bazen bizim için iyi ile sonuçlanan bazense yerlere düşüren seçimler...
Hepsi de kaderlerinin güzel olmasını diliyordu.
Değişiklik olmasını ve kaderlerinin yeni baştan yazılmasını bekliyorlardı. Kader ise asla oyuna gelmeyen ve kendi bildiği gibi davranan bir yaşam sunuyordu onlara.
Kaderin elinde oyuncak olmanın nasıl bir duygu olduğunu , kaçmaya çalıştıkça tekrar tekrar aynı yazgının kıskacına yakalanmanın ne menem bir şey olduğunu bilir misiniz ?
`Babası bilemedi kızımın okul sevdasını .
Kız kısmının okulla ne işi olur , deyip göndermedi.
Geçici heves sanmıştı. Ben biliyordum geçici olmadığını. Ben bir yandan yalvardım , kızım bir yandan .
Ama babası Nuh dedi peygamber demedi.
Kızım da canına kıyıverdi.``
Her hikâyenin bir hikâyesi, her kaderin bir kaderi var gibiydi onlar için. İstedikleri, düşündükleri, yapmayı hayal ettikleri her şeyi, kader ağlarına dolamıştı. Bu ağların içinden kurtulmak hiç de kolay olmadı onların her birisi için. Kaderin içinde, kendi kaderlerinin şoku ile karşılaştılar.