Selam yıldızlarım! Bugün geldiğinden beri merak ettiğim “Kanlı Ay” kitabıyla geldim. Kitabın ismi ve kapağı farklı bir hava verirken arka kapağı farklı bir şeyler okuyacağımın işareti gibiydi. Bunu ilk sayfada da anlamak mümkün oldu.
Kitabın ilk sayfaları, hikayenin gidişatı açısından fazlasıyla merak uyandırıcıydı. Hekate’nin sonraları başımıza açacağı işler, beklenmedik olaylar işin içine ufak ufak girmeye başlayınca kitabın akıcılığı arttı denebilir.
Ares’in gizlilik dolu tavırları hem keyifli hem de sinir bozucuydu. Bir yere kadar tahammül edilse de, bir yerden sonra ‘e yeter be adam derdin neyse söyle artık’ moduna girdim Hikayenin inişleri ve çıkışları var. Bazı yerlerde sıkılırken bazı yerlerinde heyecanlanıp devamını merak ettim. Akıcılığı da bu doğrultuda değişimlere sahip. Yine de genel olarak bakıldığında akıcı olduğunu söylemek mümkün.
Ander’in dengesiz tavırlarının altında yatan nedenin varlığı olmasa sevebileceğim bir karakter olurdu ama nedense sonlara doğru olan sahneleri hariç onu sevmediğim bir gerçek. Ares’i ise sevmekle sevmemek arasında bir yerlerdeydim ilk yarısında. Fakat sonraları onu sevme dozum daha baskın oldu. Nedenleri, sırları ve geçmişi ortaya çıktıkça, her sayfada gelişen karakterini gördükçe onu sevmemek imkansız bir hale geldi. Diğer karakterlerden de sevdiklerim var elbette ama baskın konular sadece Ander ve Ares arasında geçtiği için onlara yönelik yorum yapmak daha kolay. Hekate konusunda hâlâ karışık bir durumdayım. Yaşamak istemesi, yıllar süren çabası tuhaf gelmiyor bana ama gelecek kitapta ondan daha çok şey öğrenecek gibiyiz. Ezrak konusunda da bu geçerli. Sonunda olan o olay… Acilen 2. Kitaba ihtiyacım var. Çünkü bu fedakarlık bizi nerelere sürükledi merak ediyorum.
Fantastik, sırlar, yalanlar, dengesizlikler ve aşk dolu