...
Sabri Esat Siyavuşgil'i anarken Karagöz'ün cidden büyük bir mazhariyeti olduğunu da anmamak kabil değil; eskiden şeyhler bile Karagöz oynatırlardı. Çünkü bu oyunun tasavvufi ve remzi kıymeti herkesçe kabul edilmiş bir hakikatti.
Memnuniyetle ilave edeyim ki Sabri Esat Siyavuşgil bu küçük eserle iktifa etmiyerek "Karagöz" adlı psiko-sosyolojik bir deneme de neşretti. Hem de bunu doçentlik imtihanı için bir tez gibi kullandı. Bugün de bunu tabii bulmamak kabil mi?
İşte Karagöz'ün mazhariyetinin yeni bir ifadesi ve ebediliğinin yeni bir delili.
İptida tam 199 sahife tutan ve içinde 7 sahifelik bir indeks bulunan böyle ciddi bir eserin müellifini, Sabri Siyavuşgil'i hararetle tebrik, derhal ödenmesi lazımgelen bir borçtur.
Eserin "Önsöz"ünün başlangıcı onun nasıl hazırlandığını güzelce anlatmaktadır. Bir kaç satır alıyorum: "... Mevzuu zannedildiğinden pek fazla çetin ve çapraşık olması mesaimizi yalnız mukayese ve tahlil çerçevesi içinde bırakmıyarak, bizi malzeme olarak kullanacağımız unsurları da derleyip toplamağa sevketmiştir. Bu suretle ruhiyatçı sıfatiyle işe başlamadan önce folklor usulleriyle, Karagöz adını verdiğimiz bu halk an'anesinin tarihi tekamülünü, içtimai hadiselerle olan münasebetini belirtmek mecburiyeti hasıl olmuştur."
Eserin "Giriş"ini "Folklor ve Psikoloji" adlı bir bahis teşkil ediyor. Kütlenin psiko-sosyal davranışlarına dayanmıyan hiçbir ilim ve san'at şubesi olmadığına göre Karagöz'ü bu bakımdan tahlil etmek, folklordaki yerini tayin eylemek, psikolojisini meydana koymak çok faydalıdır. Çünkü bugüne kadar Karagöz hakkında yapılan bütün neşriyat onun tarihini ve zahirini alakadar eder. Onun "muhteva ve eda itibariyle içtimai bir hiciv mahiyetinde bulunduğu ve ondan halk ruhunun bazı vasıflarının meydana çıkarılabileceği" şimdiye kadar