Tahmini Okuma Süresi:
4 sa. 29 dk.
Sayfa Sayısı:
158
Basım Tarihi:
1955
Yayınevi:
Maarif Basımevi
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·158 syf.·
2021 53. kitabı
Balzac, “Kibar Yosmalar” adlı eserinde adeta ölümlü bir tanrıça gibi resmettiği ‘Esther’ karakterini betimlerken: “O günahkar dişiliğiyle yere her ayak basışında kaldırım taşları onu suçlamak üzere kalkarlar; hele o boğuk ve ateşli konuşmalarını İsa duysa bütün suçlarını bağışlardı. Ah Esther, içinde şahane bir Messalina kaynıyordu.” Peki Balzac, insanlığın zalim bir metresi olarak betimlediği Esther’i neden Messalina’ya benzetmişti? Roma imparatoru ‘Claudius’un eşi olan ‘Valeria Messalina’’, şehvete düşkün ve son derece hırslı bir kadın olmasıyla tanınmıştır. Dişiliğin cisimleşmiş hali olan Messalina, başlangıçta, normal bir evlilik hayatı yaşamıştır. Hatta Claudius’dan iki çocuğu olmuştur. Yine de tahmin edeceğimiz gibi, tüm bunlar onu tatmin etmekten çok uzaktı. Messalina artık her gece bir sevgili değiştiriyor, sarayda utanç verici sefahat alemleri düzenliyordu. İmparator Clauidus’u susturmak,zararsız kılmak için adamları vasıtası ile Roma’nın en güzel kızlarını toplattırıp saraya getirtiyor ve her gece bunlardan birini kocasına sunuyordu. Messalina, sarayın tek hakimi haline gelmiş, imparatoru gölgede bırakmıştı. Messalina’nın mizacı itibariyle arzularına karşı gelmesine imkan yoktu. Göz koyduğu erkekler, onun bu arzusunu reddettikleri taktirde sonlarının ne olacağını biliyor ve Messalina’nın emirlerine itirazsız uymak mecburiyeti duyuyorlardı. Zira sırını ifşa edeceğinden şüphelendiği her sevgilisini, daha yatağındaki sıcaklık soğumadan ölüme itiyordu. Gün geldi, messalina bir işareti ile odasına gelen erkeklerden yani, konumu sayesinde kolayca elde edebildiği bedenlerden bıktı. Artık daha yeni, daha değişik maceralar arıyordu. Çok geçmeden buna da çare buldu. Geceleri kıyafet değiştirip Roma’nın en adi batakhanelerine gitmeye, oralarda gözüne kestirdiği
Aşk
Kibar YosmalarAlexandre Dumas (fils) · Maarif Basımevi · 195527 okunma

Yazar Hakkında

Alexandre Dumas (fils)Yazar · 2 kitap
Ünlü Fransız yazar Alexandre Dumas’nın gayrimeşru oğlu olarak Paris’te doğdu. Annesi Marie-Catherine Labay isimli bir kadın terzisiydi. 1831 yılında babası onu resmi olarak oğlu tanıdı ve iyi bir eğitim görmesini sağladı. Institution Goubaux ve Collège Bourbon’da eğitim gördü. Gayrimeşru oluşunun yanı sıra koyu esmer olan teni yüzünden de zorluk çekti. Özellikle okul yıllarında rengi nedeniyle arkadaşlarının şakalarına ve küçümsemelerine maruz kaldı. Renginin nedeni babasının atalarının soyundaki Haitili bir kadındı. Okulu yazma aşkı yüzünden terk etti ve yazmaya başladı. Kendini yazmaya verdi, bu nedenle de maddi sıkıntılar yaşamaya başladı. 21 yaşına geldiğinde büyük bir borcu vardı. 1844 yılında eşinden ayrılan babasıyla yaşamak için Saint-Germain-en-Laye’ye taşındı. Burada zengin erkeklerle beraberlikler yaşayan Marie Duplessis ile tanıştı. Bu kadın, oğul Dumas'ın başyapıtı olacak “Kamelyalı Kadın” (“La dame aux camélias”) isimli romana ilham kaynağı oldu. Bu ünlü yapıtını daha sonra oyun haline getirdi. İngilizce’ye “Camile” ismiyle adapte edilen yapıt, Verdi’nin 1853 tarihli La Traviata isimli operasına da kaynaklık etti. Oğul Dumas yazım hayatına şiir ve romanla başlasa da daha çok piyes yazmaya ilgi duymuştur. Kamelyalı Kadın ilk zamanlarda pek bir ilgi toplayamamıştı. Birçok tiyatro tarafından reddedildi. Sonunda Théâtre du Vaudeville tarafından kabul edilip sahnelendi. Roman olarak Kamelyalı Kadın ünlendi ve yazarın ününün yayılmasını sağladı. Oğul Dumas kazandığı para ile borçlarının bir kısmını kapattı ve annesine maddi yardımda bulundu. 1852 yılına kadar yaklaşık on iki roman daha yazdı, daha sonra kendini didaktik oyunlar yazmaya adadı. Bu oyunlarda özellikle ahlâki bozukluklara değinmekteydi. Ayrıca kendi yaşamındaki birçok olay ve beraberlik bu oyunlarına yansımıştır. Evli bir kadın olan Nadeja Naryschkine ile gizli bir ilişki yaşamıştır. Bu ilişkisinden 1860 yılında bir kız çocuğu dünyaya geldi. Çocuğun doğumundan dört yıl sonra, 1864’te evlendiler. 1867 yılında ise yarı otobiyografik bir roman olan ve daha sonraları en önemli eserlerinden biri sayılacak, L’affaire Clemenceau’yu kaleme aldı. 1874’te Académie française’e kabul edildi. 1894 yılında da Légion d'Honneur ile ödüllendirildi. Bu arada 1885 tarihli Denis ve 1887 tarihli Francillon ile ününü arttırdı. Karısının ölümünden sonra sekiz yıllık metresi Henriette Régnier ile evlendi. Oğul Alexandre Dumas, Marly-leRoi’de, 27 Kasım 1895’te öldü. Paris’teki Cimetière de Montmartre’e gömüldü.