·
Okunma
·
Beğeni
·
793
Gösterim
Adı:
Kıskaç
Baskı tarihi:
Kasım 2017
Sayfa sayısı:
448
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059398701
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Parola Yayınları
Kilometreyi sıfırlayıp yeni bir yolculuğa çıktık.

Bu uzun yolculukta akıl hariç her türlü duyguyu, gelenek-görenekleri, başkalarının belirlediği kuralları yanımıza alıp, bizim için konulan hedeflere varmaya yürüdük.

Sonra birden durduk.

Hedef kendimizle, kaderlerimizle yüzleşmek olmalıydı.

Kendi insanlığımızın en aşağı kısımlarında ne var ne yok hepsini yüzeye çıkartıp onlarla ve ruhumuza pençelerini geçirmiş nefislerimizle... Ne kadar kokuşmuşluk varsa hepsiyle...

O andan itibaren yaşam yeniden kıpırdanmaya, kıskacın içinden bir takım değişik sesler duyulmaya başlandı...

“Hayır, vazgeçmeyeceğim! Vazgeçmek özgürlük, kabullenmek esaret olsa da kararlıyım!”

Her türlü engele, öne sürülen gerekçelere aldırmadan ona doğru yürümekten korkmamak, pes etmemekti aşk... Belki acze düşüp, kıskaçta kalmak...

Aşkın en zor yanı buydu: bırakıp gidememek...
448 syf.
·Beğendi·10/10 puan
KISKANÇ / ABDULLAH KÜÇÜK
SAYFA SAYISI: 448
KİTAP YORUMUM: Kitaptaki olaylar 1980 yılları darbe zamanlarında geçmektedir. Kitaptaki kahramanlardan ve konudan özet geçmem gerekirse Sencer halaları, dedesi, ninesi, kuzenleri ile birlikte dedesi istediği için hep birlikte yaşayan büyük bir ailedir. Annesi onun bilmediği bir nedenden dolayı 2 çocuğunu bırakıp kaçmıştır. Onun acısını Sencer büyük bir adam olduğunda da çeker.
Bir gün halası intihar eder ve olaylar zinciri buradan başlar. Aslında dedesi kızının intihar etmediğini cinayete kurban gittiğine inanmaktadır. ölene kadar bunu ispatlamaya çalışsa da aile de kimse inanmadığı gibi kimse destek de olmamıştır. Ardından kuzeni feci şekilde öldürülür. Aile dağılır. Kuzenler gider, dede, nine ölür. Sencer ise çocukluğunda yaşadıkları ona güvensizlik ve doğru yuva kuramamak olarak dönecektir.
Sencer karakteri ile biraz kavga etmek istiyorum aslında. Sevmediğim erkek tipi diyebilirim. Çevremizde bu insanlardan çok fazla bence. eşini sevmeyen sürekli boşayan, ama yine evlenen ama asla bekar kalamayan, kadına ruhsuz muamelesi yapan ama dışarıda başka kadınlar ile gününü gün eden. Bunu da aşk sanan tiplerden. Tuhaf olan birde incelemeden emin olmadan habire evlenmesi. Bu da onun çocuklukta annesi tarafından terkedilmesi kadınlara karşı onu güvensiz yapıyor ve onlara değer vermediğini ben düşünüyorum.
İşte Sencer aslında ruhu yaralı bir minik çocuk hala. Bunu da yazarak dindirmeye çalışıyor. Ailede ki olayları araştırırken ciddi travvalar ve bir çok üzeri kapatılmış entrikalar çıkıyor. İnsan ailesine güvenemez de kime güvenir ki?
ilk kitap olan Kıskaç da Sencer'i hiç sevmedim. Sencer de kendisini sevmiyor bence. Yazar öyle güzel kahramanları analiz etmiş ki adeta o konakta yaşıyor ve kavga ediyorsunuz. Sonuna doğru Songül karakterini sevdim ama niye böyle bir evlilik yaptığını da düşünmeden edemedim. Kıvılcım, vesile hala, Sencer diğer kuzen hepsi rahatsız bir tip aslında. Zaten böyle bir konakta yaşayıp da sanmıyorum ki insanlar sağlıklı kalabilsin. Yani sorsalar her birine " akıl sağlığınızı nasıl koruyorsunuz? " " yok ki " derler. :) o derece yani. İlk kitap biraz ağır okunuyor ama devamı olan Zoka'yı daha çabuk okudum. Çünkü karakterlere aşinaydım. Kitabın 3. serisi de varmış.
Yazarımızın kalemine bayıldım. Bu kadar karaktere can verip hepsini gözümde canlandırabildiysem demek ki başarılı bir kurgu var ortada. 1. kitap olan Kıskaç da Sercer bir nevi dedektiflik yaparken Zoka da ise Polislerin işe karışması ile Polisiye tadında okuyorsunuz.
Eşi Elif'i de sevmedim. Günümüzün fedakar tiplerinden. Eşim ne yaparsa yapsın evlilik sürsün diyenlerden. İşte bahsettiğim toplumun evlilik evlilik diye tutturduğu evlenmek istemeyenlere toplumdan dışlayıp sanki kendi tercihleri değil de kimse istememiş, kapıda kalmış muamelesi yapan tipler var ya, işte onlar Elif karakterinde olan tipler.
Belki de içlerinde kitap okuyan Nesibe ve eşi Murat dışında hiçbiri de ne yaptıklarının bilincinde değil. Songül yıllar sonra aileyi toparladı. İşte dedim her erkeği adam eden kadınlar vardır ya işte onlardan. Elif o gruba girmiyor ama. İnsanın kabul edemeyeceği değerler vardır. Saçma sapan fedakarlıklar yapılmaz. Kadınlar ne kadar kendilerine değer verirlerse o kadar eşlerinden saygı görürler. Sencer'in ilk 2 eşi bence daha gururlu insanlarmış ki olmayacağını anlayınca bırakmışlar. Sanırım çok uzun bir yorum yaptım. Devamını Zoka kitabı yorumuma saklayayım. :)
DUYGU SONGÜL KAHRAMAN
448 syf.
·Puan vermedi
Merhaba kitap seven arkadaşlar

Seri kitapları aslında asla tamamlanmadan ve sırayı bozmadan okumak gibi Bi huyum var.
Ama bu kez bir istisna oldu.
Yazarımızın öncelikle ikinci kitabı olan "Zoka" yı okumuştum ve beğenmiştim. Yazarımız da benim yorumumu beğenince 1. Kitabı da okumamı istedi.
-"Hocam nasıl olacak peki ben şimdi 2.kitaptan başladığım için 1. Kitaba vakıf gibiyim" dedim.
Nasıl olur bilemiyorum diye endişelerimi belirttim.
Kendisi de bana "titaniği izlemek gibi olacak" dedi.
Ve gerçekten haklıymış.

İyi ki okudum dediğim bir kitap oldu.

Evet karakterlere ve olaylara hakimdim ama yazarımızın gerçekten çok özgün bir dili var.

Yani kitap kendini okutturuyor.
Vermek istediği duyguları çok net verebilen bir kalem...

"Kelimelerin dans edişi" tabirini rahatlıkla kullanabilirim bu kitap için.

Sencer öyle bir karakter ki iç sesi beni benden alan bir adam. Azcık talihsiz... kendini her ne kadar mıymıntı bir adam gibi ifade etse de Allah iç sesine bir çene vermiş ki tam bir zeka örneği..

3 talihsiz evliliği varr.

Konakta yaşayan ailesinde aile içi iletim tam "kimin eli kimin cebinde tabirinin tam karşılığı" .

Ve her bir karakter tabii ki Sencer bir malzeme...

Bolca güldüğüm bölümler vardı.

Aile içinde ahirete göç eden şüpheli ölümleri kurcalayan Sencer taktir görmek şöyle dursun aile içinde dışlanıyor. Tüm ailenin nefretini kazanan adam
Eee ne yapsın dosyası kapanan bir davayı kurcalarken kendini olayları açıklayan kitap yazarken buluveriyor.

Ne dersiniz? Sencer bir kahraman olabilir mi?

Kitabı anlatıp hevesinizi kaçırmak istemiyorum.

Ama bu seriyi okumanızı tavsiye ediyorum

Yazarımız @abdullahkucuk44 e bir kez daha teşekkür ediyorum.

Yine yeni yeniden kitap yorumunda buluşuncaya dek hoşçakalın kitaplarla kalın

@parolayayinlari
#okudumbitti
#yorum
#keşfet
448 syf.
·Beğendi·9/10 puan
Herkese merhabalar.
Mutlu hafta sonları olsun.
Sizlere güzel bir kitap ile geldim.
Başlarda biraz konuya nasıl denir adapte olamadım sandım.
Ama bunun yazarın farklı kaleminden kaynaklandığını anladım.
Yani rahat bir anlatım.
Okurken sizi yormuyor. Önceleri farklı bir kitap gibi geldi ama okudukça işin rengi değişti.
Konuya ve yazarın anlatımına hakim olunca da kitap ne zaman bitti anlayamadım.
Bu arada kapak tasarımını da çok sevdim.

40 lı yaşlarında bir adam Sencer...
3 evlilik yapmış ve aradığı mutluluğu bulamamış.
O küçükken ise halasını kaybetmiş bu ailede epey yankı bulmuş.
Çünkü halasının intihar mı ettiği yoksa öldürüldü mü? Çözümlenememiş.
Daha sonra kuzenini ve bir arkadaşını da kaybetmiş ama bunların da ölümü şüpheli görülmüş.
Sencer in dedesi ise ölene kadar kızının ölümünü kabul edememiş intihar olmadığını, öldürüldüğünü söylemiş.
Ve yıllar sonra Sencer yazmaya karar vermiş.
Bunu kağıda dökmeli ve olayı da çözmeliydi.
Yazmada da başarısız olmuştu tıpkı 3 evliliğinde olduğu gibi...
Ama bu cinayetleri çözmek şimdi ki hedefiydi...
Bakalım bunu başarabilecek mi?

Kitapta inceden dokunan sözler ve verilen mesajlar, yüze çarpılan gerçekler ise ayrı bir güzellik katmış. Okurken sanki karşılıklı konuşuluyor hissi veren yerlere bayıldım. Mesela konu anlatılıyor ben bunu neden anlatıyorum deyip devam ediyor ama o arada verilen mesajları kaçırmamak gerek diye düşünüyorum.
Ben yazarın kalemini sevdim ama biraz daha yumuşak olabilirdi.
Ben beni bekleyen #zoka ile seriye devam edeceğim.
Okumanızı tavsiye ederim...
448 syf.
·13 günde·Puan vermedi
Öncelikle roman daha önce okuduğum diğer romanların tarzına hiç benzemiyor. Ben bunu olumsuz anlamda söylüyorum. Belki başka okurların hoşuna gider. Yazar aklına gelen her şeyi yazmış. Sürekli olarak konudan sapmalar var. Kendi kendine konuşmaları dahil her şeyi kaleme almış. Sanki birisi yazarı kitap yazmak konusunda zorlamış ve ortaya böyle bir ürün çıkmış gibi. İkinci olarak, ideolojisini kitaba yansıtacağım diye saçma sapan diyaloglara yer vermiş ve bazı yerlerde yanlış yönlendirmelerde bulunmuş. Mesela kitapta geçen üniversite öğrencisi dindar bir kız karakter var. Bu kızın ağzından, İslam dininde asla kabul edilmeyen muta nikahını dinde yeri var gibi göstererek bu konuda bilgi sahibi olmayan okurları yanlış bilgilendiriyor. Herkesin bir dünya görüşü elbette vardır. Ve bir çok yazar da kendi görüşünü kitaplarında hissettirir. Ama bunun bir ölçüsü vardır ve bütün kitap bu amaçla yazılıyorsa bu, polisiye bir roman olmaktan çıkar. Nitekim öyle de olmuş düşüncesindeyim.
Kitabın başları pek anlamlı olmasa da 200 . sayfadan sonra konu şekillenmeye başlıyor. Olay örgüsü daha anlaşılık bir şekle bürünüyor ve artık devamını merak ediyorsunuz. Sonu beni şaşırttı. Bu da olumlu bir şey bence. Böyle başlayan bir kitabın bu şekilde bitexeğini ummazdım. Sonu hoş oldu
448 syf.
·Puan vermedi
#abdullahküçük #kıskaç
Kitap Yorumu:
Bir koca konak...
İçice geçmiş aileler...
Konaktaki şüpheli intihar ve bir cinayet...
Konağın büyük torunu Sencer büyüdüğü konaktaki ilginç ve karmaşık olayları yıllar sonra tekrar ele almaya ve çözmeye karar verir...
İşin içinden çıkması oldukça zordur ama..
Sencer kendi halinde bir yazardır ayni zamanda ve bu aile içi dejenere olmuş hayatları kaleme dökmeye başlar...
İtiraf etmeliyim ki olayları ve karakterleri oturtmakta zorlandım..
Özellikle üniversite gençleri ile yapılan fikir alışverişlerini sevdim..
Dede ve babaanne baskıları arasında kaybolup giden hayatların hikayesi KISKAÇ...
Sanki karşılıklı konuşur gibiydi yazarın anlatımı...
Hayali düzeltmenin bazı elestirilerine katılmadım dersem yalan olur
Aşk, "inceldiği yerden kopsun" ile racon keser. Varış noktaları her zaman durgun olurmuş. Hadi şu pencereden kendini at demiş olsaydı, şeyhine aşık bir müridi kıskandıracak derecede bir kararlılıkla, o uysal halde oturduğum koltuktan kalkar mıydım bilmiyorum ama bildiğim bir tek şey vardı; kaybedeceğim hiç bir şeyin kalmadığı hayatı kaybetmiştim...
Hayatı gerçek manasıyla anlayabilmenin formülü, kadınların dünyasıyla hayata bakmayı bilmekti..

Yazarın kalemine sağlık ...
448 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Değerli yazarımız Abdullah Küçük'ün 4. kitabı " Kıskaç " bitti. Bitti ama bende bittim :) Şaka şaka . Başlarda biraz zorladı , bir günümüz, bir geçmiş ; kalabalık bir konak ( Sencer " malikane" diyor ama ) kim kimdir ? Ama kişiler, olaylar oturdukça daha kolay okundu. Zaten rahat, akıcı bir dille yazılmış , o yüzden kolay okunuyor. Benzetmeler, söz sanatları güzel kullanılmış ; hatta argo bile sizi rahatsız etmiyor ,öyle güzel , öyle yerinde kullanılmış. Anlatılanların çoğu gözünüzde canlanıyor. Yazarımızın kalemine sağlık, başarılar.
Okurken düşündüm ; bu romanın türü olarak ne yazacağım ? Aşk gibi başlıyor ama değil ; polisiye desek değil hoş ortada 2 ölüm var biri faili meçhul diğeri kayıtlarda intihar ama şüpheli ve bunlar 20 yıl önce olmuş ; anı desek hiç değil . Acıklı bir hikaye desem değil, hüzünlü bölümler tabii ki var ama çoğu yerde güldürüyor. Günlük hayattan öte değil.Bu roman gerçek hayattan bir kesit. Hayattan, kendimizden, çevremizden bir şeyler bulabileceğimiz bir hikaye. Bire bir yaşamasak da duyduğumuz, gördüğümüz, okuduğumuz olaylar. O zaman ne yapalım ? Bu güncel romanı alıp okuyalım.Herkesin rahatlıkla okuyabileceği bir kitap.
Romanımız tüm ailenin birlikte yaşadığı bir konakta geçiyor. Ailenin kalesi. Dede, evlatlar, torunlar, damatlar, yardımcılar vb. Ne güzel değil mi ? Dışı sizi içi bizi yakar demişler. Gerçekten << Tüm ailenin bir arada olduğu konak yaşantısı >> o kadar cazip mi ? İçinde yaşayanlar, yaşamak zorunda kalanlar memnun mu ? Çekişmeler, kıskançlıklar, dayatılan kurallar vs. Ve sonuçları....
. Bunu yazmadan geçemeyeceğim. 216. sayfada ilk paragraf ı okurken sahne gözümde canlandı ve beni kopardı ( yeni bir deyim ) . Sahne şöyle : Ben Karaköy köprüsünün üzerinde Sirkeci'den Karaköy'e geçiyorum. Karşıdan Sülün Osman geliyor yanındakinin koluna girmiş hararetle etrafı göstererek bir şeyler anlatıyor. Yanındaki ise şaşkın gözlerle etrafına bakıyor. Yanında ki kim mi ? Paragrafı yazayım anlarsınız. " Aynı kendileri gibi eşleri de - bacanaklar - birbirleriyle ahbap olamadı. Zaten olmaları da mümkün görünmüyordu. Hiç Sülün Osman ile Lenin arkadaş olabilirler mi ? " Evet Sülün Osman'ın yanında Lenin ve Osman köprüyü Lenin'e satmaya çalışıyor. ( Bilmeyenler için kısa bir not : Osman Ziya Sülün "Sülün Osman" olarak bilinen ünlü dolandırıcı. Sülün başta kent meydanlarındaki saatler, şehir hatları vapurları, tramvaylar olmak üzere birçok kamu malını ve tarihi eseri halka satarak ya da kiraya vererek büyük paralar kazanmış.)
Bu arada Sencer'in sonu ne oldu ?Köşkte neler yaşandı ? Cinayetler çözüldü mü ? Katil ya da katiller yakalandı mı ? diyorsanız kitabı alın okuyun . Size kitaptan bir kaç ipucu :
GECE...Kördüğüm olmuş duygular...Uyku haram.Tan yeri bencil, insaf yok.Kendisi ağarır da içimi alaca karanlık da bırakır.
Ne demiş bir düşünür : " Akıl, devlerin değil cücelerin silahı"
Sol yanımın sızısı, kalbimden damlayan kandın...
Benden fazla bir şey bekleme HAYAT , mevsim bana bir ömür KIŞ...!"
İnsan ruhunu dirhem dirhem kemiren yaralar vardır, bitirene dek rahat vermeyen.
448 syf.
·16 günde·Beğendi·10/10 puan
Kitaba bayıldım.Çok değişik ve rahat bir üslupla yazılmış.Bazı yerlerde açık konuşmalar var fakat beni rahatsız etmedi.Konusunu kısaca şöyle anlatayım tamamı size kalsın.
Olay aileden iki kişinin ölmesi veya sencerin dedesine göre öldürülmesinden başlıyor.Sencer üç evlilik yapıyor ve hiç mutlu değildir.Ya zorunluluktan ya da aile içinden kaçmak için evliliklerini yapmış.Son evlendiği karısı ise tam bir çenesiz.Her şeye söylenen eşlerden.Sencer bir roman yazıyor ve daha sonra başarısızlıklarına rağmen pes etmiyor.Buna ek olarak dedesinin ve daha sonra da kendisinin de inandığı aile cinayetinin katillerini bulmaya çaba gösterir.
Üstat Cenap Şahabettin: " Anlayamayacakları fikirlere yükselmek isteyenler,yarı yolda akıllarından olurlar."dermiş.
Abdullah Küçük
Sayfa 29 - Parola Yayınları
Bir gün 'O' çıkar ve 'her şeyi ben uydurdum' derse...
Uydurmak, eğer akıl yürütmek ve hayattan alıntılar yapmaksa...
Ben de bir hikaye uydurdum...
Abdullah Küçük
Parola yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kıskaç
Baskı tarihi:
Kasım 2017
Sayfa sayısı:
448
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059398701
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Parola Yayınları
Kilometreyi sıfırlayıp yeni bir yolculuğa çıktık.

Bu uzun yolculukta akıl hariç her türlü duyguyu, gelenek-görenekleri, başkalarının belirlediği kuralları yanımıza alıp, bizim için konulan hedeflere varmaya yürüdük.

Sonra birden durduk.

Hedef kendimizle, kaderlerimizle yüzleşmek olmalıydı.

Kendi insanlığımızın en aşağı kısımlarında ne var ne yok hepsini yüzeye çıkartıp onlarla ve ruhumuza pençelerini geçirmiş nefislerimizle... Ne kadar kokuşmuşluk varsa hepsiyle...

O andan itibaren yaşam yeniden kıpırdanmaya, kıskacın içinden bir takım değişik sesler duyulmaya başlandı...

“Hayır, vazgeçmeyeceğim! Vazgeçmek özgürlük, kabullenmek esaret olsa da kararlıyım!”

Her türlü engele, öne sürülen gerekçelere aldırmadan ona doğru yürümekten korkmamak, pes etmemekti aşk... Belki acze düşüp, kıskaçta kalmak...

Aşkın en zor yanı buydu: bırakıp gidememek...

Kitabı okuyanlar 20 okur

  • Nagehan Çeliktaş
  • Ayşenur karka
  • ElifGÜRBÜZ
  • Elif KOCAELİ
  • Sumeyye
  • MELDA MERİÇ
  • Arzuokuyor01
  • Selda Baygu
  • Duygu Songül Kahraman
  • Özgün Onat

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%42.9 (3)
9
%28.6 (2)
8
%14.3 (1)
7
%14.3 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0