Kahramanımız (diyemeyeceğim, başkarakter diyeyim bari) Sencer ile ilk tanışmamız KISKAÇ (2017) ile oldu. Hikaye ZOKA (2020) da devam etti. Ve şimdi ZIDDI ile galiba Sencer’in hikayesi bitti (yazarın yalancısıyım). Kıskaç, tüm ailenin birlikte yaşadığı, ailenin kalesi olan bir konakta geçiyor. Sencer, 20 yıl önce olmuş, biri faili meçhul diğeri kayıtlarda intihar ama şüpheli olan 2 ölüm vakasını araştırıyor. Sırları ortaya çıkararak olanları aydınlatıyor ama aile dağılıyor. ZOKA da ise; Sencer’in geçmişi araştırma merakı, cevapsız soruları cevaplama uğraşı, bitmeyen iç hesaplaşmaları, kendi ile konuşmaları, üstelik kendisini hep küçümseyerek, aşağılayarak devam ediyor.
Kıskaç da Sencer ve aileyi tanıma çabası vardı. ZOKA da ise Sencer’i silkelemek, dürtmek, tartaklamak gibi bir eylemle kendine getirmek istedik. ZIDDI bizi farklı bir Sencer ile buluşturuyor. Farklı derken gene merak, sorulara cevap arama, arı kovanına çomak sokma gibi hareketlere devam ediyor ama bu defa miskin, pısırık ya da tam tersi gereksiz atılganlıkları yok. Her şeyi olması gerektiği gibi yapıyor. Zaten artık yaşlandığı içinde daha geri planda kalıyor. Belki de yıllar içinde yaşananlardan dolayı ilk heyecanını yitirmiştir. Okurken Sencer’i teselli etmek istiyorsunuz.
Bu sefer ceset kırsalda bulunduğu için araştırmaya jandarmada karışır. Sencer’in arkadaşı Baş komiser Ziya’da dosyanın peşini bırakmaz. Emekliliğin keyfini süren Sencer de kendisine bir yardımcı bularak cinayeti çözmeye çalışır. Üç koldan araştırılan olay sıradan bir cinayet midir yoksa eski sırlara dayalı, geçmişin karanlıkta kalan gölgelerinin açığa çıkma korkusunun sonucu mu? Bu arada baş komiser Ziya cinayeti araştırırken hayatını kökünden değiştirecek zıddını bulur.
Maktulün cenazesinde; “Şehir mezarlığındaki ölüler