İnanç Esasları Kılavuzu

Kitabü'l-irşad

El Cüveynî
Tahmini Okuma Süresi:
10 sa. 12 dk.
Sayfa Sayısı:
360
Basım Tarihi:
2012
Yayınevi:
Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları
ISBN:
9789753896641
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak

Yorumlar ve İncelemeler

Hakiki İlim Usûl'de Gizlidir ..
10/10
·360 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
Müellifimiz İmam Cuveynî (1028-1085) meşhur usuli'd din (akaid, kelam ve fıkıh usulü) ilimleri alimi, iki mescidin imamı (Mescidi'l Harameyn) ve Nizamiyye Medreselerinin rektörü... İmam Gazalî'nin yıllarca hocalığını yapıp yetiştirmiş, Ehl-i Sünnet inancını (Eş'arî Ekolünü) Türkler arasında kabulünü sağlamış ciddi bir ilim adamı... Genç yaşından itibaren ilme olan hırsı, konuşurken zeka ve kabiliyeti ile öne çıkmış bir isimdi. Zamanında Tuğrul Beyin tam desteğini de alarak Türk-Arap-İran coğrafyasında ortaya çıkan bir çok sapkın düşünce ve mezheplere karşı tartışarak, eser yazarak ve öğretim vererek İslam aleminde önde gelen isimlerinden oldu. Eseri Kitabul İrşad nihayetinde bu birikimin müthiş bir özeti olmuş diyebiliriz. Başlık başlık İslam Akaidi ve Kelam konularını ele almış, karşı tarafın delillerini sunmuş ve Ehli sünnetin delillerini sunarak işin doğrusunu göstermiş... Arada kendi görüş ve tercihlerini de belirtmiş. Bu esnada akıl, ispat, kıyas gibi bir çok alt metodu uyguladığını da görüyoruz. Açıkçası baştan sonra ezberlenmesi gerektiğine inandığım nadir eserlerden birisi olduğunu düşünüyorum. Müstakil olarak kitap kritiği ve/veya Akaid dersi yapılabilecek nitelikte güzel bir tertibi var. Usuli'd-Din, İslam Akaidi, Kelam, Mezhepler Tarihi ve Mantık ilimleriyle meşgul olan, meraklı yetişkin tüm okurlara tavsiye edilebilir.
Ehli Sünnet Akaidi
Kitabü'l-irşadEl Cüveynî · Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları · 201221 okunma
Reklam

Yazar Hakkında

El CüveynîYazar · 4 kitap
18 (veya 10) Muharrem 419 (17 [veya 9] Şubat 1028) tarihinde Nîşâbur civarındaki Ezâzvâr (veya Büştenikân) köyünde doğdu. İlk olarak Nîşâbur’un ünlü müderrislerinden olan babasından ders aldı. “Şeyhü’l-Hicâz” diye tanınan amcası Ali b. Yûsuf’un da bir süre öğrencisi oldu. Daha öğrenciliğinin ilk yıllarında hocalarıyla ilmî konularda tartışarak dikkatleri üzerine çekti. Babası vefat edince henüz yirmi yaşını doldurmamış ve tahsilini tamamlamamış bir genç olmasına rağmen onun yerine getirilip müderrislikle görevlendirildi. Bir taraftan da öğrenimine devam ederek bölgenin ünlü âlimlerinden dersler aldı. Ebû Abdullah el-Habbâzî’den kıraat, Ali b. Faddâl el-Mücâşiî’den Arap edebiyatı, Ahmed b. Hüseyin el-Beyhakī’den fıkıh, Ebü’l-Kāsım el-İskâf’tan usûl-i fıkıh, Abdurrahman b. Hasan b. Aliyyek ile Ebû Nuaym el-İsfahânî ve daha başkalarından hadis ilimlerini tahsil etti. Birçok âlimle münazaralarda bulunarak Ehl-i sünnet inancını savundu ve bu mezhebin Nîşâbur çevresinde güçlenmesini sağladı. Bu durum “mihnetü’l-Eşâire” diye bilinen hadise ortaya çıkıncaya kadar sürdü. Şiî-Mu‘tezilî görüşleri koyu bir taassupla savunan ve Eş‘arîliğin güçlenmesini hazmedemeyen devrin Büyük Selçuklu Veziri Amîdülmülk el-Kündürî, bid‘atçılara minberlerden lânet okunması için Tuğrul Bey’den ferman çıkarttıktan sonra bunu Eş‘ariyye âlimlerinin aleyhinde kullandı ve onların vaaz verme, ders okutma faaliyetlerini yasakladı; bir kısmının da hapsedilmesine karar verdi. Bu gelişmeler üzerine Cüveynî, aralarında Beyhakī ve Abdülkerîm el-Kuşeyrî gibi meşhur kişilerin de bulunduğu bir grup âlimle birlikte Nîşâbur’dan ayrılarak Bağdat’a gitti. Bölgenin ileri gelen âlimleriyle tanışıp ilmî sohbetlerde bulundu. Daha sonra Hicaz’a geçip (450/1058) dört yıl kadar Mekke ve Medine’de kaldı. Bu arada ders okutmaktan geri kalmayan Cüveynî’nin şöhreti bu bölgede de yayıldı. Tuğrul Bey’in vefatından sonra Selçuklu sultanı olan Alparslan’ın Kündürî’yi azledip yerine Nizâmülmülk’ü getirmesi üzerine Cüveynî Nîşâbur’a döndü (455/1063) ve kendisi için yaptırılan Nizâmiye Medresesi müderrisliğine tayin edildi; ayrıca vakıfların idaresi de uhdesine verildi. Burada vefatına kadar sürdürdüğü öğretim faaliyetine gencinden yaşlısına, cahilinden âlimine kadar pek çok kişi katılarak ilminden faydalandı. Her gün 300’ü aşkın kişinin derslerine devam ettiği nakledilir. Yetiştirdiği meşhur öğrenciler arasında Gazzâlî, Kiyâ el-Herrâsî, Ali b. Muhammed et-Taberî, Abdülgāfir el-Fârisî gibi isimler yer alır. İlmî otoritesini kabul ettirdiği ve “İmâmü’l-Haremeyn” unvanını taşıdığı yıllarda bile mütehassıs olarak gördüğü âlimlere öğrencilik yapmaktan çekinmedi. Hayatının son yıllarında tasavvufa karşı ilgi duydu ve riyâzetle meşgul oldu. 25 Rebîülâhir 478 (20 Ağustos 1085) tarihinde Nîşâbur civarındaki Büştenikân köyünde vefat etti ve kendi evine defnedildi. Ölümünden birkaç yıl sonra cesedinin Hüseyin Kabristanı’na nakledilerek babasının yanına defnedildiği söylenir.