#dondelillo #kosmopolis
Eric Packer 48 odalı malikanesi, içinde bir havuzu, duvarının birinde 10 metrelik su dolu bir tankın içinse yaşayan bir kopekbalığı, nükleer bomba taşıyıp atabilen bir bombardıman uçağı ve yüzlerce milyon doları olan bir iş adamıdır. Durun daha bitmedi. Babası öldükten sonra tüm mal varlığı kızına kalan Elisa ile evlenerek servetine yüzlerce milyon dolar daha katmıştır. Fakat yaşadığı bu şaşalı hayatının iç yüzünde Eric, #Bredeastonellis #Amerikansapığı antikahramanı olan #PartickBateman kadar antikahraman özelikleri taşır. Bu kitap bence yeraltı edebiyatına zenginlikli bir bakış sunmuş. Büyük keyif aldım okurken. Zaten şu dakikalarda bu yazıyı yazmak için ara verdiğim aynı isimle çekilen filmi izliyorum. O da fena gitmiyor. Don Delillo'nun Elimdeki son kitabı #koşanköpek okumak için sabırsızlanıyorum. teşekkürler D.Delillo
Kitap borsa ve para savaşlarını bir kişinin hayatı üzerinden anlatıyor.
Diğer taraftan zenginliğin sarhoşluğu ile şehvettin zirve yaptığını görüyoruz.
Kitabı okurken para ve kadın adamı bozar mı bozmaz mı kafam da tartışmadım değil.
Romanın merkezi şu paragraf sanırım: "Özgür toplumlardaki insanlar devletin patolojisinden korkmak zorunda değil. Biz kendi çılgınlığımızı yaratıyoruz, kendi kitlesel nöbetlerimizi, üzerinde nihai yetkeye sahip olmadığımız, düşünen makinelerin güdümünde. Bu çılgınlık çoğu zaman zar zor farkedilebiliyor. Böyle yaşıyoruz işte."
New York'ta, Wall Street'te nasıl bir ruh halinde yaşandığının, insanın halinin romanı. Bizde yaşanan değil tabi. Biz de yaşanan devletin patolojisinden korkma hali. Her dönem bu patoloji birilerinin üzerine çöküyor. Kendi çılgınlığını, kendi kitlesel nöbetlerini yaşayamayan toplum devletin çılgınlıklarını, devletin nöbetlerini yaşıyor. Bir kısmı da bu patoloji altında sözde milliyetçilik, devletçilik ya da farklı bir versiyonu ile islamcılık oynuyor.
Batının patolojileri şu anda bireysel heyezanlar oluşturuyor, bizim patolojilerimiz ise kitlesel.
yazar, teknolojinin bize neler getireceği konusunda ip uçları veriyor. Ve Gelecek nesiller (hayattın farkında olanlar) geçmişi daha fazla özleyecek şimdiden bildiriyor..
Anladığım.
Don DeLillo (d. 20 Kasım 1936, New York), ABD'li yazar. 20. yüzyıl sonu ile 21. yüzyılın başı Amerikan yaşamından ayrıntılı portreler çizenromanlarıyla tanınır. New York'un dışında yaşamaktadır.
New York City'de bulunan Bronx'ta İtalyan göçmeni bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. 1958'de Fordham Üniversitesi'nden mezun oldu.
Gençken pek ilgilenmediği edebiyata, bir yaz park görevlisi olarak çalıştığı sıralarda ilgi duymaya başladı. Bu dönem, araçların park etmesini bekleyerek geçirdiği uzun saatlerde kitap okumayı alışkanlık edindi. Fordham Üniversitesi'nden mezuniyetinin ardından yayın alanında iş bulamadığından, reklam sektöründe çalışmaya başladı. 5 yıl Ogilvy & Mather ajansında metin yazarlığı yaptı. Kendi deyimiyle, "yazmak için değil, yalnızca orada çalışmak istemediği için, yani ayrılmış olmak için" işinden ayrıldı.
İlk romanı Americana 1971'de basıldı ve eleştirel başarı kazandı. 1970'lerin başında birkaç yıl Yunanistan'da yaşadı, burada The Names adlı romanını yazdı. Eleştirmenlerden aldığı övgülere rağmen, 1985'te National Book Award kazanan White Noise romanının yayımlanmasına dek geniş okuyucu kitlesiyle buluşamadı. En büyük başarısını baş yapıtı sayılan ve 1997'de basılan Underworld ile elde etti.
1999'da Jerusalem Prize'ı kazandı. Yazar, modern eleştirmenlerce, edebiyatta postmodernizmin ana figürlerinden biri kabul edilir.