Tahmini Okuma Süresi:
7 sa. 39 dk.
Sayfa Sayısı:
270
Basım Tarihi:
Eylül 2015
Yayınevi:
Belge Yayınları
ISBN:
9789753440356
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·270 syf.··
2020 8. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 07 Nisan 2020 16:49
Baskı, yoksayma, köleleştirmenin günümüze taşınan izlerini hissettiren ve Bütün bunları yıkmanın tek çaresinin isyan olduğunun önemi üzerinde duran bir eser. Bir halkın tarihi bu isyana bağlı olup ya kazanılacak/ya da yok olunacak. Kitapta bunun net bir şeklide cevabını alamazsakta bugün bunları konuşuyor ya da ileriye taşıyor olacaksak bunu kazanmak kadar önemli olduğunu düşünüyorum. Bir halk için kadının ve dağların öneminin ne denli değerli olduğunu görüyoruz. Tabi bunların yanında içimde üzüntü bırakan şeylerde var; Kitabın ana karakterlerinden biri olan labranın çıktığı yolun sonuna varamaması ve ülkesini, halkını göremeden ölmesi. Ama dostu abyar sayesinde yüzük halkaları dağıtıldı ve dileği yerine geldi neyse ki. Bir diğeri ise Sena'nın kafasındaki '' belzab gittiğinde kadınlar özgür olabilecek miydi?'' sorunun cevabını bulamadan ölmesi.
Ma ÜlkesiEdip Yalçınkaya · Belge Yayınları · 201557 okunma
Kadının Direniş Toprağıdır Ma Ülkesi
Puan vermedi·270 syf.··
2025 14. kitabı
“Bizden kadını çaldılar… Biz tohumları ekmek için irinsiz toprak, ufuk için kansız şafak ve aşk için çalınmamış kadın arıyoruz. Biz kirlenmemiş zaman ve lekesiz güneş topluyoruz…” Edip Yalçınkaya, Ma Ülkesi romanında Estalar’ın mücadele gerçekliğini böyle tanımlıyor. Ma Ülkesi, Dersim coğrafyasının isyankar mitologyasını, tarih öncesi ve günümüzün izleriyle buluşturan fantastik bir romandır. Roman; akıcı, okuyucuyu içine çeken özelliklerinin yanında yarattığı kişiliklerle de dikkatleri üstüne çekmeyi başarıyor. Yalçınkaya, romanında “Eli ve ayakları olmayan bir erkek çocuk ile bir dişi kurdun birleşmesinden türemiş” olan Ergler öznelinde mitolojik bir efsaneyi de yeniden kurgulamış. Böylesi mitsel bir şekilleniş okuyucuya çok tanıdı gelse de roman nihayetinde fantastik bir kurgunun ötesine geçmiyor. Romanda bir de, herkesin kendine göre tanımladığı zorba lider Belzab kişiliğinden yola çıkılarak yapılan bir zulüm çözümlemesi mevcut. İnsan okurken, Belzab’ın Ma Ülkesi’nin halkı üzerinde uyguladığı asimilasyon gerçekliğine kendini öylesine kaptırıyor ki; “Bunu ben bir yerden hatırlıyorum” demekten kendini alamıyor. Aslında Belzab diye biri var mı yok mu çok da belli değil. Zaten varlığı veya yokluğu önemli de değildir. Önemli olan adı etrafında yayılan korku ve zulümdür. Ma halkı için her şey ülkelerinin istilasıyla başlamıştı. Ardından bir korku egemenliği kurularak tek tek yürekler işgal edildi. Korku yayıldı zamanla her şeyi çürüttü ve “Kan kalbe gitmeyince kalp de çürüdü.” Oysa ki Ma halkı ilk okur yazar halktı. Hayvanı, buğdayı, arpayı evcilleştiren, çömlekten yazıya, tarımdan ticarete, Tanrı’ya değin her şeyi onlar yaratmıştı. Ancak Belzab her şeyi yok saymış, Ma halkının dili Dilmunca dahil her şeyi yasaklamıştı. Her şey Belzab’ın çizdiği rotaya göre
Ma ÜlkesiEdip Yalçınkaya · Belge Yayınları · 201557 okunma