“Büyülü Gerçeklik” bir yazı tarzıymış. Bu tarz denilince aklımıza, Gabriel Garcia Marquez ,Carlos Fuantes, Luis Borges, Salman Rushdie ,Italano Calvino, Haruki Murakami! ( ben pek benzetemedim ama neyse! ) Hasan Ali Topbaş, İhsan Oktay Anar gelirmiş.
Bu kitap, Gabriel Garcia Marquez’in çok etkilendiği 1893-1945 yılları arasında yaşayan şair, fotoğraf ustası , Mario de Andrade’nin bir şair romanıymış , bir nesir-şiiriymiş .
Bir kitabın “Büyülü Gerçeklik” tarzından sayılması için bir kere doğal ve zorlamasız olması , mucizevi unsurlar barındırması ancak buna karşı anlaşılır ve yükselmiş bir gerçekçilik içermesi gerekliymiş.
Zaten 1928 de kitabı kimse basmak istememiş ve yazar kendi kesesini açmış .
Kitap ilk okurlarına iki gömlek büyük gelmiş.
Kitabın girişinde okuyacaklarınızın ; ilginç, tuhaf, huzur ve edep bozucu ,umut kırıcı ,melankolik , depresif, vahşi ,grotesk ,bulanık ,matrak ,ürkünç ,kekre, otantik ,yoz, çılgın ,bıkkınlık verici ,ikrah getirici olacağını söylüyor.
Garip bir kitaptır varlığı edebi hassasiyetlere karşı süregiden bir hakarettir diye devam ediyor.
Dip notların fazlalığından bahsediyor . Beğendiklerinizi işaretleyin günün modası sosyal medyada paylaşırsınız diyor .
Yukarıda yazdığım tüm yazarların kitaplarını okumuştum , bir tanesi hariç hepsini bitirmiştim ve okurken çok zevk almıştım.
Soner Can’ın bu kadar çarpıcı girişinden sonra büyük bir zevkle okumaya başladım .
Dip not konusu tartışmasız kitabı okumanızı çok zorlaştırıyor . Ancak yine girişte kafa karışıklığına katlanarak Macunaima’nın köye geri dönüşüne kadar sabredin diyor .
Ve ben bu öğüte uydum hatta 232 sayfalık kitabın 75. sayfasına kadar okudum .
Kitabı şimdilik yarıda bıraktım ,sanırım benim açımdan kitabın akmasına mani olan kesinlikle dip notlar oldu . Belki de daha