Marksist İmgelem

0,0/10  (0 Oy) · 
0 okunma  · 
0 beğeni  · 
144 gösterim
Marksist edebiyat kuramı deyince kuşkusuz Lukács akla gelen ilk isimlerden. "Soylu" bir Macar ailesinin çocuğu olarak 1885'te dünyaya gelen Lukacs öncelikle estetik kuramıyla İlgilenir. 20. yüzyılın başından 1914'e kadar Bükreş, Berlin, Floransa ve Heidelberg'deki öğrenim yılları süresince estetik kuramı üzerine çalışmalar yapar. Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra Lukács yoğun şekilde Marx ve Hegel incelemesine başlar; bunun sonucunda 1918'de Macaristan Komünist Partisi'ne üye olup önemli mevkilerde görevlendirilir. 1923'te Tarih ve Sınıf Bilinci kitabı yayınlanır; bu kitap uzun süre "Eleştirel Kuram"ı (Kritische Theorie), öğrenci hareketini ve dönemin aydınlarını meşgul eder.

Lukács, dünya çapında Marksistleri etkileyen ve bütünlüğü merkeze koyan bir kuramcı ve düşünürdür. Bu derlemede bir araya getirilen makale ve röportajlar, Lukács'ın güçlü "marksist imgeleminin" örneklerini veriyor. Yıllar önce "Tarih ve Sınıf Bilinci" kitabında vurguladığı gibi: "Şeyleşmiş bilinç, ham deneyciliğin ve soyut ütopyacılığın uçlarında, yani bu iki kutuba aynı ölçüde çaresizlik içinde itilip sıkışmış olarak kalmaya mahkumdur. Bilinç böylece, ya şeylerin yapısına kendisinin hiçbir şekilde müdahale edemeyeceği o yasalara uyumlu hareketi izleyen tamamıyla pasif bir seyirci haline geliyor; ya da kendini, şeylerin kendinden hiçbir anlam taşımayan hareketine kendi öznel-keyfine göre sorgulayıp hükmeden bir güç olarak görüyor."

Belirsizliğin, parçalılığın ve yabancılaşmanın kutsandığı yirmi yıllık bir post-modern hegemonyanın "bodrum bireyciliğinden" sonra, Lukács'ın bütünlük vurgusu büyük önem taşıyor. Değiştirmek için...
  • Baskı Tarihi:
    Nisan 2004
  • Sayfa Sayısı:
    184
  • ISBN:
    9789756398128
  • Çeviri:
    Veysel Atayman, Mediha Göbenli
  • Yayınevi:
    Yeni Hayat Kütüphanesi
  • Kitabın Türü:

Kitaptan 1 Alıntı

Halk cephesi demek: gerçek halkçılık için savaşım vermek,
kendi halkının tarihsel olmuş, tarihsel anlamda kendine
özgü olmuş yaşantısına çok yanlı bağlı olmak, demektir;
bu halk yaşantısı içinden yeni, politik, etkili bir yaşamı
uyandıracak ilerici eğilimleri, tutunulacak yerleri ve parolaları
bulmak demektir. Halk yaşantısının tarihsel kendine özgülüğünün
bu canlı kavranması, anlaşılması, kendi tarihinin
eleştirisini de elbette dışta bırakmaz. Tersine: böyle bir eleştiri
kendi tarihini tanımanın, bilmenin, kendi halkının yaşantısını
gerçekten anlamının zorunlu bir sonucudur.

Marksist İmgelem, Georg LukácsMarksist İmgelem, Georg Lukács