Düş yorgunu biricik yavrum
depremlerde yitirdiklerimize...
-ansızın belirdi o kahredici ses
çığlıklar ağıtlar karıştı birbirine
çırpındım yalınayak enkazlar arasında
buza kesmiş ellerimle kazdım toprağı
yavruma ulaşmak için
ah ne zordur bilir misin
parıldayan gözlerdeki ışığın kaybolmasına şahit olmak
soğuktan büzüşen dudaklar
kırılan umutlar
kimsesizlik çaresizlik
sesimizi duyan olmadı günlerde
yavrumu verdim toprağa
deprem değil yok soğuk öldürdü onu
cennetin kokusuna katılsın isterdim güzel yavrum
ah bitmemiş öykülerimiz vardı
dehşete düşmüş ahımla kovalarım o soysuzları
mezarı yok bir tanemin
herkes gibi atıldı toprağa-
-ben sensiz ne yaparım
yavaş yavaş tükeniyorum yavrum
her yerde sen varsın
her damla gözyaşımda sen
senin kokun gözlerin
minik minik ellerin aklımda hâlâ
çok yalvardın kurtarmam için
üşüyen sesinle sarıl dedin
korkuyorum dedin