Meşhedi ile Devrialem

Ercüment Ekrem Talu
Tahmini Okuma Süresi:
6 sa. 48 dk.
Sayfa Sayısı:
240
Basım Tarihi:
Ocak 1974
Yayınevi:
Atlas Kitabevi Yayınları
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·240 syf.··
2023 92. kitabı
“Bir millet mutlu olmak arada sırada gülmeye muhtaçtır.Hiç gülmeyen millet,daima eziyet gören çocuklar gibi çelimsiz olur.Neşe gerek tek tek insanların ve gerek toplumun ruhî gıdasıdır.”Romanda geçen bu cümle adeta yazarın üstlendiği misyonlardan birini aktarır.Toplumun dertlerini ,yaşanan herhangi bir sorunu ,durumu güldürerek düşündüren bir yazardır. Macera,komedi,eleştiri barındıran,mübalağa barındıran ve bir yandan da gözlemin etkisiyle gerçekçi olan harika bir roman okudum. Meşhedi bir mizah karakteri, kendisi İranlı.Bu karakter Yusuf Ziya Ortaç’ın sahip olduğu Akbaba mizah dergisinde doğar. Cumhuriyetin ilk dönemlerinde yayınlanan Meşhedi’nin maceraları daha sonra romanlarda devam eder. Recaizâde Mahmut Ekrem’in üçüncü oğlu olan,Milli Mücadele konularında da romanlar yazan, Atatürk’ün ilk genel sekreteri olan yazar bir başka romanı olan Şevketmeab’ı Atatürk’e ithaf etmiştir.İlk mizah romanında Evliya Çelebi’nin üslubunu taklit ederek Çelebiyi 1919-1925 İstanbul’unda dolaştırmıştır.Erotizm izleri taşıyan hikâye ve romanlarda yazmıştır ki Şevketmeab bunlardan biridir. Meşhedi onun unutulmaz karakteridir.Zamanında büyük ilgi gören bu karakter ve etrafındaki tipler Geleneksel Türk Tiyatrosu’ndaki tiplerden uyarlanarak oluşturulmuştur.Bu romanda yer alan Meşhedi, ,Çekkirge’fendi,Torik Necmi oluşturduğu tiplerdendir.Geleneksel Türk Tiyatrosundaki tipler ile bu tipler tam olarak örtüşmez,bu sadece çıkış noktasıdır,tiplerde yararlanılarak yeni tipler yaratılmıştır. Millî edebiyat döneminde eser veren yazar Cumhuriyet döneminde de üretimine devam eder.Özellikle 1928 sonrası dergilerde genel olarak mizah hikâyeleri rağbet görür.Bu hikayelerin ortak özellikleri sade bir dille yazılmalarıdır ki karakterlerin diyalogları da buna uyar.Karakterlerin şiveleri vardır hatta
Meşhedi ile DevrialemErcüment Ekrem Talu · Atlas Kitabevi Yayınları · 19749 okunma
Reklam

Yazar Hakkında

Ercüment Ekrem TaluYazar · 10 kitap
Ercüment Ekrem, İstanbul İstinye'de doğmuştur. Babası Recaizâde Mahmut Ekrem Bey'dir. Kendisi çocukluğunu şöyle anlatır: "Tam manasıyla İstanbul çocuğuyum. Burada doğdum, çocukluğumun en mesut safhası burada geçti. Edebiyatta ve fikir âleminde şöhret bulmuş kimselerin muhitinde yaşamak bahtiyarlığına mazhar oldum. Babam tahsilimize çok itina etti, pek küçükken lisan öğrenmemize gayret sarfetti. Mektepten çıktığım zaman-Türkçe kadar Fransızca, Rumca ve İngilizce biliyordum. Ne kadar isabet olmuş... Daha sonraları hayatta kazandığım başarıları bu lisanları bildiğime borçluyum." (Hilmi Yücebaş, Bütün Cepheleriyle Ercüment Ekrem, İst. 1957, s. 3) İyi bir öğrenim gören Ercüment Ekrem, Fransız mekteplerinde okumuş, Galatasaray Lisesi'ni ve Mekteb-i Hukuk'u bitirmiş, Paris Siyasî İlimler Okulu'na devam etmiştir. 1906'da Düyûn-ı Umûmiye'ye mütercim olarak giren Ercüment Ekrem, 1908'de Ayan Meclisi mütercimi, daha sonra da Babıâli teşrifat memuru olur. Damat Ferit Paşa'nın sadrazamlığında Matbuat Umum Müdürlüğü'ne atanır (1919). Aynı göreve aralıklı olarak üç defa getirilen Ercüment Ekrem, 1924 yılında Riyâset-i Cumhur Başkâtipliği yapar. Talû, 1931 yılında da Varşova Elçilik müsteşarlığı görevine atanır. Ercüment Ekrem daha sonra sırasıyla Mekteb-i Mülkiye (Siyasal Bilgiler), Ankara Hukuk Fakültesi, Gazi Terbiye Enstitüsü Fransızca Öğretmenliği, Galatasaray ve Nötre Dam de Sion Liselerinde Edebiyat öğretmenliği görevlerinde bulunur. Nüktedan, hazırcevap ve hoşsohbet birisi olan Ercüment Ekrem'in Türk millî eğitimine büyük hizmetleri vardır. 1950 yılında Galatasaray Lisesi öğretmenliğinden emekliye ayrıldıktan sonra, İstanbul Şehir Tiyatroları Edebî Heyetinde ve Sular İdaresi yönetim kurulu üyeliğinde bulunmuştur. 16 Aralık 1956'da İstanbul'da yatmakta olduğu Fransız Hastanesinde siroz hastalığından ölen Ercüment Ekrem Talû, Zincirlikuyu Mezarlığına gömülmüştür. Ercüment Ekrem'in ilk yazıları 1904'te "Çocuklara Mahsus Gazete'de yayımlanır. Bu hadiseyi kendisi şöyle anlatır: "Gazeteciliğe intisabım babamın muhitinde bana arız olan yazı yazmak hevesi ile .başlamıştır. İlk nesrim İbn-il Hakkı Tahir Bey'in neşrettiği Çocuklara Mahsus Gazete''de çıkmıştır. Ben imzamı taşıyan bu çocukça yazıyı hâvi nüshanın satılığa çıktığı gün duyduğum gururu hayatımda bir daha duymadım. O gün bütün dünya benimle meşgul zannediyor ve bu zan ile iftihar ediyordum. Düzine ile satın aldığım o nüshadan, ne yazık ki elimde bir tane kalmadı. Kalsaydı da bugün o çocukça gururumla kendi kendime istihza etmek için ara sıra bir göz gezdirseydim!" (Hilmi Yücebaş, a.g.e., s. 4) Meşrutiyetten önce Ercüment Ekrem'in Fransızca gazeteler de dahil olmak üzere birçok yayın organında muhtelif makeleleri görülür. Fakat onun asıl şöhreti ve gerçek muharrirlik hayatı 1908'den sonra başlar. Bu tarihten itibaren Ercüment Ekrem'in devrin çeşitli gazete ve dergilerinde genellikle alaya bir üslûpla kaleme aldığı mizahî fıkraları, sohbet ve hikâyeleri yayınlanır. Bu yazılarında Ercüment Ekrem, Karga, Çekirge, Kertenkele, Ebul Muvakkar, Evliyayı Cedit gibi değişik müstear isimler kullanır. Mütarekeden önce (1920) Aka Gündüz'le birlikte "Alay" adlı haftalık bir mizah dergisi çıkarır. Ercüment Ekrem, özellikle romanlarında Ahmet Rasim ve Hüseyin Rahmi tarzı anlatımı benimsemiş ve bu iki şahsiyetin üslûbunu şahsında daha yeni ve zeki çizgilerle birleştirmeyi başarmıştır. Romanlarının yanısıra hikâye ve tiyatro vadisinde yazdığı eserlerinde de ısrarla toplumsal meseleleri ele alıp işleyen Ercüment Ekrem, bunların hiçbirinde edebî zevki ve içtimâi nükteleri ihmâl etmez. Aynı zamanda eserlerinde muhtelif tipleri son derece tabii ve canlı tasvirlerle kaleme alan Talû, edebiyatımızda meddah geleneğini yazılarında başarıyla sürdüren müstesna şahsiyetlerden biridir. Eski İstanbul yaşantısını bütün realitesiyle ve tabii çevresi içerisinde eserlerine aksettiren Ercüment Ekrem, yazdıklarıyla okuyucusunu bu mekanlarda seyahat ettirir. Anlatımındaki renklilik ve mizacındaki zerâfetle edebiyatımızda apayrı bir yere sahip bulunan Ercüment Ekrem'i oğlu Muvakkar Ekrem de şu satırlarla anlatır: "Babam Ercüment Ekrem, bir sanat ailesinin orta kuşağı sayılır. Dedesi Recai Efendi hat ustası, babası Ekrem Bey de şair ve bu sahada üstad adamdı.