Beyaz Yakalıların içine sıkışıp kaldığı durumları, binaları, işleri, astını - üstünü;
Para kazanmak uğruna, haftada 1.5 - 2 gün dinlenip, yılda max 30 gün tatil yapmak için hayatımızın önemli bölümünü adadığımız iş günlerimizin çetrefillerini;
İletişimden kıyafete, şirket imkanlarından yediğimiz yemeğe kadar aslında ne olduğumuzu ama nasıl olmak istediğimizi kısacası içinde sürüklendiğimiz ruhsal bunalımı anlatmış.
Nasıl anlatmış, tabii ki çok komik bir dille, kimi zaman küfürle kimi zaman espiriyle ben beğendim.
İyi okumalar dilerim.
bir beyaz yakalının hayatının içinden.. kendi iş hayatını sohbet edercesine anlattığı akıcı ve güldüren şaşırtıcı gerçeklerle sizi başbaşa bırakıyor. Beğendim.
Kitaba dair uyarılar:
Beyaz Yakalı olma hayalleri olan adaylar okumasın morallerini bozabilir.
Argo görünce ay bana bi şeyler oluyo fenalıklarına girenler de okumasın.
Iki üç siyasi giydirme var, damarı atanlar okumasın.
Çok da matah bi kitap değil zamanı değerli olanlar okumasın. (Çerezlik diyeyim de severleri tarafından azıcık linç yiyeyim)
Kapitalizm karşıtları okusun fakat yazarın şahsına takılı kalıp yazarı araştırmasın...
Yer yer güldürebilir, güzel tespitler var eğlenceli.
83737 kere "sakil" kelimesi görebilirsiniz, yazarın takıntısı sanırım. Hazırlıklı olun.
Bu kitabı yazarın kişisel gelişim seminerlerinden birinde almıştım ve yazarı daha tanımıyordum bile alalalım bakalım bir tane de adıma imzalı kitabım olsun dedim. Ithaflı imzalar atıldı, yazarla muhabbet edildi, "söyleşiniz çok güzeldi hocam"lar, "beğenmenize sevindim"ler havada uçuştu bir de hiç tanımadığım bu yazarımızla fotoğraf çektirdim mi her şey tamamdı. Sonunda benim de adıma ithaflı imzalı kitabım olmuştu. Bir yanım ne kadar özel bir şey ilerde çocuklarım görür vay be derler (vay be mi?) falan derken bir yanım da ilerde bu yazarın popüleritesi artar mı artarsa bu kitabı ne kadar kârla okuturum gibi hinlikler düşünüyor. Tabi dışarıya belli etmiyorum çünkü ben kişisel gelişim zirvelerine giden yazarlardan imza alan, fotoğraf çekinen, muhabbet eden iflah olmaz bir entelim.
Her neyse gelelim kitaba, yahu o kadar yol, masraf yaptın bu kişisel gelişim zırvalarına dakikasına unuttun bari şu kitabı oku dedim ve başladım.
Söyleşide gaz veren, beni "kişisel gelişim zirvesine" tırmandıran, verdiğim para içime dert olmasın diye (ki öyle bi insanım huyum kurusun) "yalnız ne iyi geliştim", "bugün de güzel geliştim vesselam" eşliğinde kendime telkinler yaparak, geceye noktayı koydurtan kibar adamcağız ile
Plazalarda, kurumsal şirketlerde çalışan insanların hayatını anlatırken aslında ne kadar özgüvensiz, ezik psikolojisine mahkum olmuş, gösteriş meraklısı, hastalıklı bir topluma dönüştüğümüzü işaret etmiş bize Erdem Aksakal. Benzer bir ortamda çalıştığım için çevremde bu tip insanlardan çokça olması nedeniyle kah gülerek, kah utanarak, kah tiksinerek okudum kitabı. Kitabın edebi bir dili yok. Zaten edebi bir kitap olsun diye yazılmamış ama gözlemler, değerlendirmeler yerli yerinde. Yeri geldiğinde özeleştiri yapabilmiş olması da kitaba değer katan hususlardan bir tanesi. Özellikle beyaz yakalı olarak çalışanların okumasını tavsiye ediyorum. Enjoy your book diyerek keyifli okumalar diyorum :)
Merhabalar sevgili kitap severler
Bugün sizlerle #erdemaksakal #mezelerigüzel kitabını paylaşmak istiyorum.
Kitabı az evvel bitirdim ve halen gülüyorum.
Ağlanacak halimize gülüyorum
#birbeyazyakalınınitirafları kapak yazısından da anlayabileceğimiz gibi masa başı çalışan #beyazyakalı olarak yazılan aslen kol kası yerine beyin kasını kullanan fabrika işçilerinin hayatını anlatıyor kitabımız.
O kadar çok yerinde kahkahalara boğuldum ki anlatamam. Eski bir beyaz yakalı olarak çok yerinde bir gözlem çok yerinde bir analiz olmuş diyebilirim.
Zira
‘egoman ve egowomen’ ler de ailemizin bir parçasıdır.
Beyaz yakalı dünyası birilerinin sana iş kilitleme sanatıdır.
Beyaz yaka dünyasında bilmiyorum denmez. Her şeyi bilinmelidir.
Kendilerine ait bir dilleri vardır. Ne İngilizcedir ne Türkçedir.
Toplantılar set edilir!
Maaş range’imiz olur!
90’lar Türkçe Pop happy hour’ları düzenlenir!
Eğer markacı değilseniz onlarla anlaşamazsınız. Beymen outlet’in müdavimi olursun da haberin olmaz!
Casual, smart casual, free friday, business olmak üzere birden çok dress code vardır. Ve senin tüm bunlara uygun markalı kıyafetleri gardrobuna eklemen gerekir.
Primler, yan haklar, hele o şirket araçları havalarda oturur.
Üst düzey şirket sadakatine sahiptir.
Yıl sonu eğlencelerinde patronla göbek atsan da, ertesi gün şirkette geç kalması hoş karşılanmaz. Hoş gerçi patron da adını bilmez, yolda görse tanımaz
Ben okurken çok eğlendim. Siz de eğlenceli satırlar okumak isterseniz okuyun derim
#tavsiyekitap #kitaptavsiyesi #önerikitap #kitapönerisi #kitapönerileri #okudum #okudumbitti #okudumokuyun #okudumokuyorum #kitapyorumu #kitapyorumum #kitap #book #bookstagram #booklover #bookblogger #booklove Mezeleri GüzelErdem Aksakal
Beyaz Yakalılar için Enteresan bir karakter tahlili. Ara ara dinlenmek için "dinlendiren kitaplar" okur veya dinlerim. Düşünme gerektirmeyen, kafa boşaltan. Bu kitap da benim için bu türden bir kitaptı.
Kitaba gelirsek, boşver gelmiyelim.
Okuyun, kafanızı dağıtın. Beyaz Yakalıları zaten tanıyorsunuz. Onları tanımak, karakteristik özelliklerini bilmek için değil, biraz kafanızı dağıtmak, biraz gülmek biraz da trajikomik hadiseleri birkez daha dinlemek veya okumak için değer bir kitap.
Okuyun. Dinleyin vesselam.
Benim gibi kapitalizm düşmanı birisi için,güzel ve esprili bir dille yazılmış okunası bir kitap.Anlatılanları hepimiz eminim ki yaşıyoruz.Kendini beyaz yaka diye tabir eden kesimin,acınası durumunu bilmiyorsanız veya bilip de görmezden gelmeye çalışıyorsanız,daha eğlenceli bir dille görmenizi sağlayacaktır.
İyi okumalar.
Hepimizin içinde bulunduğu kapitalist düzeni tokat gibi yüzüme çarpan, bir beyaz yakalı olarak yaşadığım çaresizliği daha da derinleştiren, sistemi bir kez daha sorgulamamı sağlayan bir kitap oldu... Teşekkürler Erdem Aksakal...
Benzer deneyimleri her kesimden insanlar yaşıyor. İş yaşamında dışarıdan nasıl göründüğünü merak edenler için tek kelimeyle efsane bir kaynak olduğunu düşünüyorum.Yazarın inanılmaz bir gözlem yeteneği ve üstün zekası olduğu rahatça anlaşılıyor. Çevresinde yaşananları kayda değer, biraz da alaycı şekilde aktarmış. Bu da yazarın öz güven sahibi olduğunu gösteriyor. İletişim üzerine edebi dili daha yoğun bir kitap yazarsa kesinlikle düşünmeden okurum .
Erdem Aksakal'ı OT dergisi sayesinde tanıdım. Yaptığı tespitleri severim. Kitabından da, anlattığı hikayelerinin yansımasını beklemiştim ama hiç de beklediğim gibi çıkmadı. Öncelikle kitap, bir beyaz yakalı hakkında tespitleri anlatıyor. Tamamı ile beyazyakalıların yaptığı yanlışlar ve düşünce tarzındaki bozuklukları özetliyor. Bu açıdan pek subjektif kalmış. Üstüne basa basa proleter sınıf ve küçük burjuva ayrımını yapmasına rağmen, Türkiye'deki girişimcilerin eğitim seviyesini de göz önünde bulundurup anlatmasını beklerdim. Bu haliyle tüm iğnelemeler beyaz yakalılara gelmiş. Ben üstüme alınmadığım için keyifle okudum ama arada sıkışıp kalan bir çok insan var ve algısı nedeniyle bu kitabı okuduklarında mutsuz olacaklar. Zaten yazarın amacı da bu..
Erdem Aksakal'ın tespitlerinden öte bu işleri hikayeleştirmesi gerekiyor. Yoksa bu haliyle çerezlik bir kitabın ötesine geçemez maalesef.
1980 doğumlu olan Erdem Aksakal, lise öğretimini İzmir Bornova Anadolu Lisesi’nde tamamladı. İstanbul Teknik Üniversitesi Elektronik Haberleşme Mühendisliği’ndeki eğitiminin ardından Boğaziçi Üniversitesi’nde MBA derecesi aldı. Vestel ve Oerlikon’da çeşitli mühendislik ve satış sonrası görevlerinin ardından, 2005 yılında Ericsson’daki kariyerine başladı. 2007 yılından itibaren Ericsson Türkiye’de Pazarlama ve Strateji alanında çeşitli sorumluluklar yürüttü. Aksakal, bugün Ericsson Türkiye Pazarlama ve Strateji Yöneticiliğinin yanısıra, Ericsson Ortadoğu Bölgesi İş Zekası Birimi Yöneticisi olarak görev yapmaktadır. Çeşitli spor ve teknoloji dergileri ile üç adet öykü kitabında da yazar olarak yer aldı.