Yazar, 21. yüzyılda misyonerliğin farklı biçimlerde etkinliğini hissettirdiğini belirterek, İslâm dünyası ile Hristiyan dünya arasındaki inanç rekabetinin sürdüğünü hatırlatıyor bize. Kendi adıma çok istifade ettiğim bir eser oldu.
Kitap sayesinde şunu anlıyoruz: misyonerlik yepyeni yüzlerle aramızda... Uluslararası yardım kuruluşlarının bazıları, eğitim programları, kültürel değişim projeleri veya dijital içerikler şeklinde karşımıza çıkabiliyor...
Gündüz bence iki temel sonuca dikkat çekmiş; Birincisi, misyonerlik faaliyetlerinin başarısı veya başarısızlığının medeniyetler arası güç dengesine bağlı olması; ikincisi, misyonerlikle mücadele etmenin yolu onu doğru tanımak ve kendi inanç-kültür temelimizi sağlam tutmak...
Kitaba göre günümüzde misyonerlik olgusunu şöyle özetleyebiliriz: Küreselleşen dünyada ideolojilerin ve dinlerin yayılması, artık devlet sınırlarıyla kısıtlı değil; inanç temelli STK'lar, kiliseler arası ağlar ve dijital platformlar sayesinde, bugün Afrika'nın, Asya'nın en ücra köşelerine kadar nüfuz edilmiş, hatta evlerin içine internet yoluyla girilebilmiştir.
Dikkat buyurun;
Din özgürlüğü ile örgütlü misyonerlik arasındaki farkı anlaşılması çok önemli.
Yazar, elbette herkesin inancını yayma hakkı olduğunu, İslâm'ın da tebliği öngördüğünü dile getiriyor ancak misyonerliğin günümüzde bir tür "emperyalizm" boyutuna vardığını, arkasında devasa maddi güçler ve planlar bulunduğunu bize gösteriyor. Bu, sıradan din özgürlüğü kavramından oldukça farklı bir durum.
Özgür bir toplum hem din propagandasına izin vermeli, hem de kendi kültürünü koruyabilmelidir. Bu denge, kitaptan çıkarılan önemli bir ders olarak görülebilir...