Hıristiyanlık tarihinde dikkati çeken en önemli şahsiyet kuşkusuz Pavlus’tur. O yalnızca bir teolog ya da misyoner değil, kimliğiyle, kişiliğiyle, Hıristiyan kutsal metininde büyük önem arz eden mektuplarındaki söz ve yaklaşımlarıyla Hıristiyanlığın hemen her anlamında temel referansıdır. Pavlus, bir yönden yaklaşık iki bin yıldır ileri sürdüğü görüş ve düşünceleriyle tartışılagelen bir kişi, diğer yönden ise tarihte üstlendiği önemli rolün hemen herkesçe kabul edildiği bir düşünür, misyoner, teolog ve din kurucusudur. O, tarih boyu hem taraftarlarının hem de düşmanlarının ilgi odağı olmuştur. Pavlus, kimine göre halüsinasyonlar gören bir epileptik (Epilepsi, sık görülen bir nörolojik hastalıktır. Epilepside beyinde bulunan nöronlarda ani ve kontrolsüz boşalmalar olur. Bunun sonucunda hastada istemsiz kasılmalar, duyusal değişiklikler ve bilinç değişiklikleri meydana gelir. Epilepsi beyin sistemini etkilediğinden beynin yönettiği birçok fonksiyonu bozabilir) ya da sürekli vizyonlar gören bir histeriktir (Histeri veya isteri, psişik ve motor bozukluklar, özellikle duygusal reaksiyonlarda taşkınlık, ani sinirlenme, hareket bozuklukları, geçici kişilik değişimi ve günlük hafıza kaybı gibi çeşitli sistemlere ait psikosomatik şikayetlerle belirgin psikonevrotik bozuklu). Kimine göre ise o, yaratıcı bir düşünür, teolojik bir devrimcidir. Öğretilerini benimseyip kabul eden sıradan insanlara göre ise Pavlus, Tanrı oğlu İsa Mesih’in mesajını insanlara iletmek üzere Tanrı tarafından seçilen bir elçi, bir resuldür. Dolayısıyla görüşleri yorumları ve yaşamıyla başta Mesih öğretisi olmak üzere Hıristiyan teolojisine, inançlarına yön veren Pavlus’un bilmeksizin Hıristiyanlığı anlamak mümkün değildir (Kitabın arka yüzünden. Parantez içindeki açıklamalar ise Google amicadan). Yazar,