Adı:
Modern Mantık
Baskı tarihi:
Ocak 2003
Sayfa sayısı:
168
Format:
Karton kapak
ISBN:
9758509659
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Bilge Kültür Sanat
Her varlığın, yaratılışı ile birlikte kendisine verilmiş bir mantığı vardır. Yaratık onun dışına çıktığı zaman yaşama hakkını kaybeder. İnsanoğlunun mantığı, diğer bütün mahlukattan farklı olarak, düşünme ve eleştiriye, mukayese etmeye dayanır; yapıcı, yaratıcı ve üreticidir.

Yaratılıştan beri var olan ve kullanılagelen mantık, Aristo ile sistemleştirildi ve yazıldı. Helenistik medeniyet buna dayanıyordu. Var-yok, eski-yeni, alt-üst, siyah-beyaz gibi kesinliklere, ideal hallere dayanan, üçüncü-orta-gerçek halleri reddeden bu mantığın dayandığı medeniyet 1000 sene olduu yerde kaldı; daha ileriye gidemedi. Söze dayanan bu mantığa klasik mantık denir.

İslam medeniyeti, daha başında bunu aldı eksiklerini ve yanlışlarını tesbit etti; düzeltti ve tamamladı. Farabi ve ardından İbni Sina ile sözden sembolle ifadeye geçildi. İşte bu mantığa dayanan İslam medeniyeti görülmemiş derecede hamle yaptı. Batıya bu hamlenin sonuçları geçti ve Batı medeniyeti bu yeni mantığa dayalı olarak kurulup geliştirildi. Sembolik mantık da, 19.asrın sonlarında başlayan çalışmalarla 20.asrın başında Russel ile birlikte sistemleştirildi.Çok hızlı gelişen ilim ve teknolojiye bu mantıkta cevap veremez oldu. daha 20 sene bile geçmeden deneysel gerçeklerle, bilhassa fiziki olaylar ve kanunlarla çelişmeye başladı. Bu mantıkla daha ileri gidilmesi mümkün değildi. Bu nedenle yeni bir arayışa geçildi ve nihayet 1965'de bir Azeri Türkü olan Lütfi Askerzade, tabiatta klasik ve sembolik mantığın kabul ettiği gibi ideal kesinliklerin değil, belirsiz ve bulanık ara gerçeklerin mevcut ve hakim olduğunu ifadeyle bulanık mantığı ortaya attı. Bulanık mantık da,birşey sadece beyaz ve ya siyah değil, mesela bütün bütün tonları ile gri de olabili; sadece iyi veya kötü değil, iyinin ve kötünün bir çok varyansları olkam üzere daha bir çok gerçek bahis konusudur. Bulanık mantık, sözü edilen kesin uç hallerle belirsizlik içeren ara haller olmak üzere bütün mantığı kapsamayan en genel bir mantıkdır.

Kitabın yazarı, toplumları, bilhassa elit tabakayı teşkil eden aydınları bu mantık türleriyle karakterize etmektedir. Her şeyi, tabiattakinin aksine, ya var- ya yok, ya siyah-ya beyaz, ya iyi- ya kötü gibi katagorize eden, herkesinde böyle olmasını isteyen, bunun için zora başvuran, dayatan aydın yöneticilerin hakim olduğu toplumların, ileriliğin sadece sözünü eden, hiç iş yapmayan-yapmış gibi gösterip sürekli ödül alan, hep isteyen-hiç vermeyen, olduğu yerde saydığı halde hep çağdaşlıktan söz eden ama bir türlü onu gerçekleştiremeyen toplumlar olduğunu... bu durumdan çıkabilmek için, hür düşünceli olmak, başka düşüncelere de hak tanımak... siyah ile beyaz arasında sayılamayacak kadar başka renklerin de bulunduğunu kabul etmek... zordan-dayatmadan vazgeçmek gerektiğini vurgulamaktadır.

Mantığı, biner sene ara ile, iki defa yenileyen iki büyük Türk ilim adamının çocukları olarak.. bu kitabı, araştırmacılar başta olmak üzere, asker-sivil, resmi-özel bütün yönetici, amir, patron kişilerin defalarca okuyup hazmetmesi gerekir. Bugünkü bataktan, ancak bunu hazmetmiş aydınların mantıklı hür düşüncesi ve ona dayalı eylemleriyle kurtuluş mümkün olabilir.
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
Kitaba henüz alıntı eklenmedi.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Modern Mantık
Baskı tarihi:
Ocak 2003
Sayfa sayısı:
168
Format:
Karton kapak
ISBN:
9758509659
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Bilge Kültür Sanat
Her varlığın, yaratılışı ile birlikte kendisine verilmiş bir mantığı vardır. Yaratık onun dışına çıktığı zaman yaşama hakkını kaybeder. İnsanoğlunun mantığı, diğer bütün mahlukattan farklı olarak, düşünme ve eleştiriye, mukayese etmeye dayanır; yapıcı, yaratıcı ve üreticidir.

Yaratılıştan beri var olan ve kullanılagelen mantık, Aristo ile sistemleştirildi ve yazıldı. Helenistik medeniyet buna dayanıyordu. Var-yok, eski-yeni, alt-üst, siyah-beyaz gibi kesinliklere, ideal hallere dayanan, üçüncü-orta-gerçek halleri reddeden bu mantığın dayandığı medeniyet 1000 sene olduu yerde kaldı; daha ileriye gidemedi. Söze dayanan bu mantığa klasik mantık denir.

İslam medeniyeti, daha başında bunu aldı eksiklerini ve yanlışlarını tesbit etti; düzeltti ve tamamladı. Farabi ve ardından İbni Sina ile sözden sembolle ifadeye geçildi. İşte bu mantığa dayanan İslam medeniyeti görülmemiş derecede hamle yaptı. Batıya bu hamlenin sonuçları geçti ve Batı medeniyeti bu yeni mantığa dayalı olarak kurulup geliştirildi. Sembolik mantık da, 19.asrın sonlarında başlayan çalışmalarla 20.asrın başında Russel ile birlikte sistemleştirildi.Çok hızlı gelişen ilim ve teknolojiye bu mantıkta cevap veremez oldu. daha 20 sene bile geçmeden deneysel gerçeklerle, bilhassa fiziki olaylar ve kanunlarla çelişmeye başladı. Bu mantıkla daha ileri gidilmesi mümkün değildi. Bu nedenle yeni bir arayışa geçildi ve nihayet 1965'de bir Azeri Türkü olan Lütfi Askerzade, tabiatta klasik ve sembolik mantığın kabul ettiği gibi ideal kesinliklerin değil, belirsiz ve bulanık ara gerçeklerin mevcut ve hakim olduğunu ifadeyle bulanık mantığı ortaya attı. Bulanık mantık da,birşey sadece beyaz ve ya siyah değil, mesela bütün bütün tonları ile gri de olabili; sadece iyi veya kötü değil, iyinin ve kötünün bir çok varyansları olkam üzere daha bir çok gerçek bahis konusudur. Bulanık mantık, sözü edilen kesin uç hallerle belirsizlik içeren ara haller olmak üzere bütün mantığı kapsamayan en genel bir mantıkdır.

Kitabın yazarı, toplumları, bilhassa elit tabakayı teşkil eden aydınları bu mantık türleriyle karakterize etmektedir. Her şeyi, tabiattakinin aksine, ya var- ya yok, ya siyah-ya beyaz, ya iyi- ya kötü gibi katagorize eden, herkesinde böyle olmasını isteyen, bunun için zora başvuran, dayatan aydın yöneticilerin hakim olduğu toplumların, ileriliğin sadece sözünü eden, hiç iş yapmayan-yapmış gibi gösterip sürekli ödül alan, hep isteyen-hiç vermeyen, olduğu yerde saydığı halde hep çağdaşlıktan söz eden ama bir türlü onu gerçekleştiremeyen toplumlar olduğunu... bu durumdan çıkabilmek için, hür düşünceli olmak, başka düşüncelere de hak tanımak... siyah ile beyaz arasında sayılamayacak kadar başka renklerin de bulunduğunu kabul etmek... zordan-dayatmadan vazgeçmek gerektiğini vurgulamaktadır.

Mantığı, biner sene ara ile, iki defa yenileyen iki büyük Türk ilim adamının çocukları olarak.. bu kitabı, araştırmacılar başta olmak üzere, asker-sivil, resmi-özel bütün yönetici, amir, patron kişilerin defalarca okuyup hazmetmesi gerekir. Bugünkü bataktan, ancak bunu hazmetmiş aydınların mantıklı hür düşüncesi ve ona dayalı eylemleriyle kurtuluş mümkün olabilir.

Kitap istatistikleri