Modern Prens Machiavelli, Siyaset ve Modern Devlet Üzerine

8,0/10  (1 Oy) · 
2 okunma  · 
2 beğeni  · 
513 gösterim
Hapishane Defterleri'nin belli bir iç tutarlılık ve bütünlüğe sahip bölümünü oluşturan Modern Prens'te Gramsci, Marksizmi bir praksis felsefesi olarak geliştirmek açısından politik örgütlenmeye verdiği önem kapsamında, siyasal parti sorununa yaklaşır. Çok değerli bulduğu Machiavelli'nin Prens'inden esinle, devrimci partinin iktidar yolunda nasıl bir politik liderlik, strateji ve taktik geliştirmesi gerektiği üzerinde durur. Machiavelli'nin başarılı bir prensin ne gibi özelliklere sahip olması gerektiğini serimlemesi gibi, Gramsci de devrimci partinin taşıması gereken özellikleri tartışır; Avrupa ve özellikle İtalya örneğinde devletin yapısı ve işleyişine ilişkin bugün de geçerliğini yitirmeyen çözümlemeler yapar, açıklayıcı gücü yüksek bir kavramsal düzenek oluşturur.


Ancak Modern Prens Gramsci'nin modern dönemdeki politik partiler için kullandığı bir terim değildir salt, aynı zamanda Marksist gelenek içerisinde Leninist çığır diye adlandırılabilecek hareketin devam etmesi için gerek duyulan türden bir siyasal örgütlenişin somut biçimde önerilişidir de. Bu nedenledir ki Gramsci'yi politik iktidar perspektifi ile örgütlenme biçimlerine kafa yoran bir düşünür olmaktan çıkarıp muğlak bir kültür eleştirisi alanına hapsetmek yanlış olur.
Modern Prens bu yönleriyle okunmayı ve tartışılmayı hak eden bir kitap...
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Şubat 2014
  • Sayfa Sayısı:
    190
  • ISBN:
    9786054878055
  • Orijinal Adı:
    Note sul Machiavelli Sulla politica e sullo Stato moderno
  • Çeviri:
    Pars Esin
  • Yayınevi:
    Dipnot Yayınları
  • Kitabın Türü:
Freddy Riedenschneider 
05 Ara 2016 · Kitabı okudu · 8/10 puan

Gramsci faşist italyada yaşamış neomarksist bir düşünür. Hatta neomarksizmin fikir babası olarak biliniyor. çocukluğu yokluk içinde ve işçi sınıfının arasında geçmiş. Italyada faşizmin yükseldiği yıllarda leninist söylemleri ile ciddi bir mücadele vermiş, hapse girmiş işkence görmüş. Kitabı üniversitede iken okumuştum. O yıllarda marksist olmasam da her asi ergen gibi marksizme bir sempatim vardı. Gramsci de bu kitabında -kitabın isminden de anlaşılacağı uzere- makyevelden ilham alarak neo marksist bir sistematik geliştirmiş. Aslında leninin pratiğini makyevelin görüşleri ile harmanlamış diyebiliriz. Her ne kadar neo marksist düşünce desek de ciddi bir marks eleştirisi mevcut zira kitabın yazılma amaçlarından birisi marksin tarihsel diyalektiginin geçersizliğini ispat etmek. Gramscinin iddiası devrimin ve işçi sınıfının galebesinin kendiliğinden olmayacağı. Bunun için önce entelektuel sınıfının devrime isindirilmasi gerektiğini söylüyor. Organik entelektueller ve geleneksel entelektueller diye ayrım yaptıktan sonra organik entelektüellerin zaten devrim fikrine mütemayil olduğunu esas problemin geleneksel entelektüellerin iknasi olduğunu ifade ediyor. Klasik marksizmin ütopik bir fikir olduğunu iddia ettikten sonra realist bir parti çalışmasının ve sistematik bir örgütlenmenin toplumun muhtelif sınıflarına devrim fikrini asilayacagini söylüyor. Parti çalışmalarında ise italyan faşist partisinin örgütsel yapısını ve mussoliniyi başarılı bir örnek olarak sunuyor. Gramscinin siyasal literatüre kazandırdığı en önemli terim " hegamonya ". Faşizmin ve kapitalizmin başarısının ardında devlet organlarına ve idarenin merkezine ve hatta halka muhtelif aygıtlarla uyguladığı baskının olduğunu söyleyip bunu da hegamonya olarak tanımlıyor. Devrimin gerçekleşmesi ve sosyalist nizamin tahakkümü için hegemonyanın işçi sınıfı tarafından partililesme ikna vb.. realist yöntemlerle ele geçirilmesi gerektiğini savunuyor. Benim en makul ve mantıklı bulduğum marksist-leninist yaklaşım bu oldu. Ama neticede Karl POPPER bütün bu teorileri çürüttüğü için her halükarda ütopik. Onu da belki başka bir yerde anlatırız. Sana realist tutumundan ötürü puanım 8 qanqa.