Goerlitz, 1908 yılında Alman ordusunun yaptığı manevralarda üç zırhlı arabanın denendiğini; ancak, "kimsenin bu araçlar ile ne yapılabileceğini bilemediği" için, bu konseptin envantere alınmadığını ve 1911'de ise Avusturya-Macaristan ordusunda görev yapan bir demiryolu subayının, Alman Savaş Bakanlığı'na sunduğu, makineli tüfek taşıyan, paletler üzerinde giden, zırhlı bir araç projesinin denenmeye dahi layık bulunmadığını yazmaktadır.
Christopher John Bartlett, 1914 öncesinde İngiltere'nin, Bismarck'ın yapmış olduğuna benzer bir biçimde, Avrupa sistemini kitleyerek, kimsenin öne çıkmadığı bir yapıyı kontrol altına almaya çalıştığını, Almanya'nın da farkında olmayarak, İngiltere'nin, Fransa'ya ve Rusya'ya yakınlaşmasına katkıda bulunarak bu devletlerin enerjilerini Avrupa'ya odaklamalarına neden olduğunu vurgulamaktadır.
Birinci Dünya Savaşı'na değin, Avrupalı devletlerin Savaş Bakanlıkları bulunmaktayken ve ancak, Büyük Savaşın ardından bu bakanlıkların adının Savunma Bakanlıklarına dönüşmüş olması, savaşın süreç içinde değişen anlamını gösteren ilginç bir ironidir.
Savaş planlarının ayrıntıları ile ilgili yukarıda bahsedilen nedenlerle, 1914'te başlayan savaşa "tarifeler savaşı" yakıştırılması yapılmaktadır. Savaş planlarının en önemli özelliği, öngördükleri seferberlik organizasyonlarına sayısal ve zamansal olarak bağlanmalarıdır. Buna göre, seferberliğin gerektirdiği organizasyon, mükemmel bir zaman ayarını da getirmektedir. Planların tamamı, bu organizasyonun mükemmel bir zamanlama ile işleyişi ihtimali üzerinden, başarıya ulaşabilme öngörüsü içermektedirler.