Çocukların dünyasında çocuk bir anlatıcı; yetişkinlerin dünyasında yetişkin bir anlatıcı olmayı başaran Sezer, Nefser (2014) adlı bu kitabında personasına melankolik methiyeler dizen bir şaireye dönüşmüş. Salt methiyeler mi? Elbette değil. Nefser’in çocukluğuna, ilkgençliğine, kadınlığına ilişkin duyguları, bilinçaltından yüzeye çağırarak, Nefser’in yaşadıkları sonucu zihninde oluşan duygu yükünden, imge yoğunluğu güçlü şiirler kurmuş. Hakikat o ki Nefser karakteri salt bir persona temsili değil; kendisi üzerinden bütün bir ‘’kadın olma’’ hallerini de toplumsallaştıran ve sezdiren, ‘’çilekeş, melankolik ve direngen’’ bir kadın rolünü de üstleniyor. Bittabi kitabın açılışında da bir Jung epigrafi var, bu epigraf belki de bütün kitabın temasını bir nebze ele veriyor: ‘’Bilinçaltı düşüncelerimiz bilince çıkmadıkça, karşımıza kader olarak çıkar.’’
Nefser ismine gelince; bir koşu sözlüğe baktım. Bu haliyle bir isim yok lügatlarda. Köken olarak Arapça’daki; ‘’benlik, arzu, içsel yön’’ anlamına gelen ‘’Nefs’’ kelimesinin, ‘’- er’’ eki getirilerek şiirsel deformasyona uğratılmış hali bana kalırsa. Varoluşsal, yapıbozan bir isim olarak türetilmiş ya da çok katmanlı bir kavram olarak...
Sonuç olarak, ister bir isim, isterse bir kavramın karşılığı olsun, Nefser; kadınlık hallerini, bilinçaltından yüzeye çağıran ve onu hem kendisi için hem de bütün toplum için şiirleştirmiş çok katmanlı bir anlam evreni sunuyor.
Ev sevdiğim alıntıyla bitireyim o vakit:
(...)
* Annemin kalbini yavrulamak yerine
Sarsılıp gezide ağaçtan bedenlere
''Aşk bir direniştir'' dedim sevgilime
Ve ekledi kirpikleri birer oka kesen Nefser:
- Soyunup cümle taklitlerden
Yeni bir akıl kurmalıdır öyleyse
* Nefser'le Gece
** Seveceksiniz.