"Filan noktada, filan derede, filan köydeki kuvvetimiz yahut da oradaki subay veya komutanımız, düşmanın geçmesine izin vermeseydi, bu felaket başımıza gelmezdi " şeklinde bağırıp çağırmanın anlamı yoktur. Tarihte yarılmamış ve varılamayan cephe yoktur.
Bir Türk komutanının, ordusunu kullanmaksızın, herhangi bir kötü rastlantı sonucu ve kötü şans eseri bile olsa, düşmana esir düşmesini tarih bunu affetmez, affetmemelidir. Türk İnkılap tarihinin gelecek nesillere hitap ve uyarısı işte budur.
"Ne kadar zengin ve refah içinde olursa olsun, istiklalden mahrum bir millet, medeni insanlık karşısında uşak olmak mevkiinden yüksek bir muameleye layık görülemez."
Efendiler, tarih "geleneğe göre boyun kırmaktan üzüntü duymayan millet, biz yürüyelim, arkamızdan gelsin" fikir ve inancında bulunanların uğradıkları akıbetler ve cezalarla doludur.