Olaylı Yıllar ve Gençlik

·
Okunma
·
Beğeni
·
412
Gösterim
Adı:
Olaylı Yıllar ve Gençlik
Baskı tarihi:
2006
Sayfa sayısı:
195
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753444897
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
belge yayınları
... Ölüm ilgilendirmiyor artık seni, cinayet ilgilendirmiyor bir dağ yamacında, pınarlar kadar berrak bir şafakta köylüler geçiyor Zap Suyu'ndan ve tanıyor seni işçiler geçiyor Eyüp'ten, Kartal'dan ve tanıyor seni ölüm geçiyor atardamarlarından ve tanıyor seni kuşların, ağaçların, toprağın sesini dinliyorsun ölüm ilgilendirmiyor artık seni, işkence ilgilendirmiyor.
Işıklar içinde yüzün
yüreğinde tarifsiz bir telaş
sabah, vardiyadasın bir dokuma tezgahında
öğle, bir yürüyüştesin pankartlar afişlerle dalga dalga
akşam, nöbetini tutuyorsun bir grev çadırında onurun
rüzgar tanıyor seni
bulut tanıyor elini uzatıyorsun bir dağ yamacında, bir kolun kesik...
... Bir mermi daha sürüyorsun ve basıyorsun tetiğe
bir dağ yamacında, yüreğinde tarifsiz bir telaş
ölüm de tükenmiş ölümsüzlük de, kolun kesik değil ama...
-Refik Durbaş-
195 syf.
·Beğendi·10/10
68 kuşağı hakkında bir çok kitap yazıldı,olay anlatıldı.Kitabın yazarı Harun Karadeniz in anıları niteliğindeki bu kitap dönem hakkında bir ço merakınızı giderebilir.Düşünceler,eylemler ve sonuçları..
Olmasaydı sonumuz keşke böyle.
195 syf.
·6 günde·Beğendi·10/10
Harun Karadeniz'in bu eseri, 68'lilerin kavgasını, dönemin bütün olaylarıyla yansıtılarak sanki yaşananlar daha dün olmuş gibi bir duyguya sürüklüyor insanı.

"Olaylı Yıllar ve Gençlik" i okudukça özellikle o dönemde sol içinde yaşanan ayrılmaları daha iyi anlıyoruz. Ayrıca yine bu kitabı incelemeye ve okumaya teşvik eden bir unsur daha var ki, o da kitabın içinde yer alan öğrenci birliklerinin o dönemlerde yayınladığı bildiriler.

68'lilerin ruhunu derinlemesine incelemek ve 68'lilerin hikayesini bizzat 68 Kuşağı öğrenci liderlerinden Harun Karadeniz'in kaleminden öğrenmek isteyen herkes okusun derim.
Herkes sandalyesinde şöyle bir sallandı. Sonra birisi patladı: “Ben gidiyorum arkadaş. Ben artık bir hafta uyumam… Ben zaten bunları biraz biliyordum, şimdi de sen anlattın böyle, ben artık daha dinleyemem, ben fabrikadaki arkadaşlara anlatmak istiyorum, bir türlü anlamıyorlar. Ben daha uyuyamam. Ben gidiyorum.” dedi ve kalkıp gitti.
Ben konuşmayı biraz daha sürdürdüm. Sömürünün yalnızca yün ipliğinde olmadığını bütün dallarda olduğun anlatarak konuşmayı bitirdim. Sonra yanımdaki iki arkadaşla kalkıp, Gümüşsuyu yurduna doğru yola çıktık. O günüm çok yoğun geçmişti, akşam saatinde Sağmalcılar’a gitmek ve tekrar Gümüşsuyu’na dönmek hayli yorucuydu. Fakat iyi anlatmıştım sorunu. Sömürüyü gözler önüne sermiştim adeta. Görevini yapmış insanların huzuru içinde yurda yatmaya dönüyordum. Mutluydum, sevinçliydim. “İyi oldu doğrusu” dedim kendi kendime. Fakat Saraçhane’de minibüsten inince neşem kaçtı. Bir yanlışlık bir eksiklik vardı bu işte. Ben iyi anlatmıştım anlatmasına fakat, o işçinin uykusunu iyice kaçırmıştım ama ben huzur içinde uyumaya gidiyordum. İşçiyle farklı konumdaydık. Ben neşeliydim o huzursuz. Ben uyumaya gidiyordum o, uykusuzluğa. Ben rahatlamıştım, onun rahatı kaçmıştı. Ters düşmüştük işçiyle. Korkunç ağırlık kapladı içimi. Biraz önceki neşemden eser bile kalmamıştı.
Sonra uzun uzun düşündüm. Ben bir öğrenci örgütündeydim ve bir daha o işçiyi göremeyecektim. Öte yandan “oh” deyip rahatlamak söz konusu olamazdı. Çünkü, “görev bitti” olamazdı. Bir görev bittiği anda bir başkası ve daha önemlisi başlıyordu. Benim içinde bulunduğun örgüt ve ilişkiler ise soruna çözüm getirecek konumda değildi. Neşemin kaçması doğruydu.
Harun Karadeniz
Sayfa 162 - Literatür Yayınları
Çatırtılar, uğultular ve çığlıklar bütün şiddetiyle bir süre daha devam ettikten sonra sesler kesildi. Polisler, birçok arkadaşımızı öldüresiye dövmüşler ve otuz küsur arkadaşımızı da alıp götürmüşlerdi. Yapılan baskının hiçbir yasal yanı yoktu ve tek kelimeyle barbarca yapılmıştı.
Elliye yakın arkadaşımız bayıltılıncaya kadar dövülmüştü. Vedat Demircioğlu dövülüp pencereden atılmış ve sonra da üç yüz metre kadar ayaklarından tutularak yerde tekmelenerek sürüklenmiş ve PTT önünde öldü diye terk edilmişti. Büyük infialle Taksim’e yürüdüğümüzde gün ağarmıştı. 6. Filo ismi bir kez daha yerleşti kafalarımıza.
Harun Karadeniz
Sayfa 94 - Literatür Yayınları
Aradan iki hafta kadar bir zaman geçmişti ki Gümüşsuyu kantinini işleten arkadaş geldi:
“Abi gazozcular geldi. Otomobili burada çıkarırsak bizim gazozu satabilir misiniz, diye sordular. Ne cevap vereyim?”
O zamanlar gazoz kapağından otomobil çıkıyordu. Biz, anında yanıtı verdik:
“Bu gazoz burada satılmayacak.”
Harun Karadeniz
Sayfa 12 - Literatür Yayınları
Artık mahkemeye düşmek benim için eski anlamını tamamen yitirmişti. Mahkemeye düşmek yurdun ve halkın çıkarlarını savunanların iktidar tarafında cezalandırmak istenmesinden başka bir şey değildi ve çekinilecek, utanılacak bir yanı da yoktu. Diyebilirim ki, mahkeme korkusu ilk mahkemenin açılmasıyla yok olup gitmiş, onun yerine inandıklarını mahkemede de olsa savunmanın huzur ve güveni gelmişti.
Harun Karadeniz
Sayfa 16 - Literatür Yayınları
1965 yılının en önemli gençlik olayı, petrollerin millileştirilmesi konusunda açılan kampanyadır. Bu kampanya gençlik örgütlerinin ekonomik anlamda yaptığı ilk eylemdir.
Harun Karadeniz
Sayfa 39 - Literatür Yayınları
Memleketin ilaç ihtiyacı ve benzeri daha ciddi ihtiyaçları döviz yokluğundan karşılanamazken gazoz sanayii istemiyoruz. Üstelik biz biliyoruz ki, bu gazozun Türk malı olan kısmı sadece içindeki terkos suyudur. Şişesi ve esansı dışardan geliyor. Ayrıca bu gazoz mide için zararlı ve bünye için zehirleyici etkiler doğuruyor. Amerika’da bu gazoz bir ara mahkeme kararıyla yasaklanmış. İçinde kafein bulunduğu için Fransa’ya girişi de önce yasaklanmış. Fakat sonradan oraya da girmiş. Bizim Türkiye’ye ise elini kolunu sallayarak giriyor.
Harun Karadeniz
Sayfa 11 - Literatür Yayınları
Yıl 1954 olmalı. Köyümüzdeyiz. Bizim köy, Giresun ilçesinin Alucra ilçesinin Armutlu köyü.
………
Alucra kasabasına bağlı 80 kadar köy vardır. Tüm bölgede toprak verimsizdir ve hemen bütün köylerin nüfusunun yarıdan fazlası kış aylarında çeşitli şehirlere iş aramaya giderler. Bu şehirler arasında Giresun, Ordu, Samsun ve bu sahildeki ilçeler ile İstanbul’u sayabiliriz. Bizim aile de kış aylarında Bulancak kasabasına gelir ve yaz aylarında köye dönerek tarlalarımızdaki ürünleri toplardık. Sonbaharda yeniden Bulancak’a dönerdik. Ben, 1957 Bulancak ortaokulunu bitirine dek böyle sürdü gitti.
Harun Karadeniz
Sayfa 3 - Literatür Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Olaylı Yıllar ve Gençlik
Baskı tarihi:
2006
Sayfa sayısı:
195
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753444897
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
belge yayınları
... Ölüm ilgilendirmiyor artık seni, cinayet ilgilendirmiyor bir dağ yamacında, pınarlar kadar berrak bir şafakta köylüler geçiyor Zap Suyu'ndan ve tanıyor seni işçiler geçiyor Eyüp'ten, Kartal'dan ve tanıyor seni ölüm geçiyor atardamarlarından ve tanıyor seni kuşların, ağaçların, toprağın sesini dinliyorsun ölüm ilgilendirmiyor artık seni, işkence ilgilendirmiyor.
Işıklar içinde yüzün
yüreğinde tarifsiz bir telaş
sabah, vardiyadasın bir dokuma tezgahında
öğle, bir yürüyüştesin pankartlar afişlerle dalga dalga
akşam, nöbetini tutuyorsun bir grev çadırında onurun
rüzgar tanıyor seni
bulut tanıyor elini uzatıyorsun bir dağ yamacında, bir kolun kesik...
... Bir mermi daha sürüyorsun ve basıyorsun tetiğe
bir dağ yamacında, yüreğinde tarifsiz bir telaş
ölüm de tükenmiş ölümsüzlük de, kolun kesik değil ama...
-Refik Durbaş-

Kitabı okuyanlar 6 okur

  • İLKER SARITAŞ
  • Murat Çelen
  • mısra
  • Baran Kıvılcımlı
  • ali sahin
  • Müjde Bayındır

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%75 (3)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%25 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0