Adı:
Osmanlıda Kadın
Baskı tarihi:
1995
Sayfa sayısı:
288
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754055061
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Altın Kitaplar
Osmanlı kadını, asırlar boyu hakimiyetini üç kıtada sürdüren ve 'sınır tanımayan' bir Devletin en gizemli ve 'sınırlı' unsuruydu. Saraylısı, şehirlisi, köylüsü, müslimi ve gayrimüslimi ile farklılık arzeden bir yapıya sahip olan Osmanlı kadınını, Osmanlı devlet yapısı içinde değerlendirmek gerekir. Kuşkusuz bu kitapta anlatılanlar değerlendirmeye ışık tutacak hususlardan sadece bir kısmıdır.
288 syf.
·82 günde·Puan vermedi
Sahaflarda dolaşırken yere serilen ikinci el kitapların arasında dikkatimi çekti bu kitap. Normalde tarihçilerin yazdıkları kitapları tercih etsem de içeriğini merak ettiğim için bu kitabı da okumak istedim.
Kitabın içeriğinden bahsedecek olursam; Osman Gazi’nin eşinden, cumhuriyet dönemi kadınına kadar uzanan bir yelpazede anlatılmış Osmanlı kadını. Kitabın ilk kısmında kısa bir biçimde Osmanlı Devleti’nden önce kadının toplum hayatındaki yerinden bahsediliyor. Sonrasında padişah eşleri, cariyeler, Anadolu’nun çeşitli yerlerinde yaşayan kadınlar sayfalarda kendilerine yer buluyorlar. Kadınlar için evlenme, boşanma, miras, mülkiyet hakkı gibi konular tarihten örneklerle ve gerçek olaylarla anlatılıyor. Miras olarak gerçek bir kadının arkasında bıraktığı miras ve bu kapsamdaki her bir eşyanın tek tek değeri dahi verilmiş. Neler yok ki bu listede; yorgan yemeni, döşek, tencere, ayna, demir sini, baş tokası, minder, kilim… Kadının günlük hayatından, giyim kuşamından da bahsedilmiş kitapta. Giyim kuşama dair yazılanlardan bir örnek vermek gerekirse; ‘’Saçlarını tabii halinde muhafaza ederler. Ya uzun örgüler halinde omuzlarına dökülür veya başlıklarını teşkil eden muslin sargının etrafına dolanır. Elli, altmış, hatta seksen örgüsü olanlara rastlanır. Örgüler umumiyetle çiçeklerle ve her çeşit mücevheratla süslenir. Başın ön tarafındaki saçlar kısmen alnın üstüne dökülür, kısmen yanakların yanlarını örter. Saç tuvaletinin en çok beğenilen şekli de saçların bütün alnı kapatarak, kaşların üzerinde çift hilal meydana getirmesi ve iki hilalin birleştiği ucun burnun başladığı noktaya kadar uzamasıdır. Varlıklı kadınlar bu modaya çok riayet eder.’’ Sayfa 115’te geçen bu alıntı d’Ohsson’un görüşlerinden bir kısmı. Buradaki sıkıntı giyim kuşamda ya da başka bazı konularda bazen tarihlerin anlaşılamaz oluşu. Yani bu giyim kuşam hangi yılda geçerli, belki daha açık ve net şekilde yazılabilirdi diye düşünüyorum. Kitabın ufak bir bölümü saraydaki kadınlarla ilgili kısa hikayelere ayrılmış. Hatice Sultan ve Kemaleddin Paşa, II. Mahmud’un kardeşi Esma Sultan, III. Mustafa’nın kızı Hatice Sultan ve ressam-mimar Melling gibi konular işlenmiş bu kısımda. Yabancı yazarların ya da önemli kişilerin Osmanlı kadını hakkındaki görüşlerine de yer verilmiş. Sanatla uğraşan kadınlar, edebiyat dünyasının kadına bakış açısı da kitabı oluşturan bölümlerden bazıları. Kitabın son kısımları haklarını elde etmek için dergiler, gazeteler çıkaran ve savaş zamanında vatanın savunulmasında çabalar gösteren kadınlara ayrılmış.
Daha önce ismini bile duymadığım nice kadından bahsediliyor kitapta. Kimler kimler anlatılıyor; şair Nigar Hanım, Aziz Haydar, Aziyade Hanım, Bedriye Tahir Hanım, Hamiyet Hanım kitapta bahsi geçen kadınlardan sadece küçük bir kısmı.
Kitabın en güzel kısmı her şeyi örneklerle anlatması ve herhangi bir konuda birkaç görüşü de birlikte vermesi oldu. Kitaptan bir hayli bilgi edindim. Eğer konuya ilgi duyuyorsanız ve kitap bir şekilde karşınıza çıkarsa okumanızı tavsiye ederim. Herkese keyifli okumalar dilerim…
Osmanlı hanedanının rengi kırmızı, gelinliklerdeki hakim renkti. Hanedan dışı halk ise gelinliklerde, başta kırmızı olmak üzere mor ve mavi rengi kullanmıştır. 1898'de Kemaleddin Paşa ile evlenen 2. Abdülhamid'in kızı Naime Sultan ise ilk defa beyaz gelinlik yaptırarak, günümüze ulaşan beyaz gelinliğin öncüsü olmuştur.
Meral Altındal
Sayfa 76 - Altın Kitaplar - 1. Basım Aralık 1994
Osmanlı tarihinde padişah yapılmak istenmiş tek kadın Esma Sultan'dır. Kasım 1809'daki yeniçeri ayaklanmasında kardeşi 4. Mustafa'yı öldürten 2. Mahmut tahttan indirilmek istenmişti. Osmanlı tahtının tek varisi ve sahibi olan 2. Mahmut'un tahttan indirilmesi tahtın sahipsiz kalması demekti.
Bunun üzerine yeniçerilere ''Peki kimi padişah edeceksiniz?'' diye sorulduğunda hiç umulmayan bir cevap alınacaktır: ''Esma Sultan olsun, her kim olursa olsun padişah da bir adam değil mi?''
Meral Altındal
Sayfa 99 - Altın Kitaplar - 1. Basım Aralık 1994
Padişahların savaşa kadınlarını götürüp götürmediği aydınlığa kavuşmuş bir mesele değildir. Ancak Silahtar Tarihi'ne göre Viyana kapılarına yaptığımız seferlerde padişahın kadınları da ordu ile birliktedir. 2. Viyana Kuşatması'na doğru Edirne'den Belgrad'a hareket eden orduda 80 arabalık harem halkı olduğunu söyler Silahtar Mehmet Ağa. O zamanlar sarayın seferli koğuşunda bulunan Mehmet Ağa, muhtasar alayın 8 Nisan 1683'te Filibe Köprüsü'nün karşısında otağ-ı hümayun kurduğunu, padişah kadınlarının da şehirdeki Pirinççi Mehmet Paşaoğlu hanesinde konakladığını yazar.

Bu sırada padişah ''Avcı'' diye bilinen 4. Mehmet'tir. Kendisi de harem kadınlarıyla birlikte Belgrad'ta kalmış, sadrazam Merzifonlu Kara Mustafa Paşa ordu ile harbe gitmiştir.
Meral Altındal
Sayfa 24 - Altın Kitaplar - 1. Basım Aralık 1994

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Osmanlıda Kadın
Baskı tarihi:
1995
Sayfa sayısı:
288
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754055061
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Altın Kitaplar
Osmanlı kadını, asırlar boyu hakimiyetini üç kıtada sürdüren ve 'sınır tanımayan' bir Devletin en gizemli ve 'sınırlı' unsuruydu. Saraylısı, şehirlisi, köylüsü, müslimi ve gayrimüslimi ile farklılık arzeden bir yapıya sahip olan Osmanlı kadınını, Osmanlı devlet yapısı içinde değerlendirmek gerekir. Kuşkusuz bu kitapta anlatılanlar değerlendirmeye ışık tutacak hususlardan sadece bir kısmıdır.

Kitabı okuyanlar 3 okur

  • özkan
  • Ayşe Nur Patıoğlu
  • Merve

Kitap istatistikleri